Madem iyisin / Bertolt Brecht

Anladık iyisin,
Ama neye yarıyor iyiliğin.

Seni kimse satın alamaz,
Eve düşen yıldırım da
Satın alınmaz.
Anladık dediğin dedik,
Ama dediğin ne?
Doğrusun, söylersin düşündüğünü,
Ama düşündüğün ne?
Yüreklisin,
Kime karşı?
Akıllısın,
Yararı kime?
Gözetmezsin kendi çıkarını,
Peki gözettiğin kimin ki?
Dostluğuna diyecek yok ya,
Dostların kimler?

Şimdi bizi iyi dinle:
Düşmanımızsın sen bizim
Dikeceğiz seni bir duvarın dibine
Ama madem bir sürü iyi yönün var
Dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine
İyi tüfeklerden çıkan
İyi kurşunlarla vuracağız seni.
Sonra da gömeceğiz
İyi bir kürekle
İyi bir toprağa.

Şiir yazamayan koca mı? Şiir yazdıramayan kadın mı?

“Her kadın, evlenmeden önce kendisi için onlarca şiir yazan kocalarının, evlendikten sonra bir kere bile şiir yazmış olmamalarına çok içerlerler. Dost meclislerinde geçmiş yad edilirken kocalarına dönüp bu sitemlerini dillendirirler. Fakat kocaların ağzını bıçak açmadı hiç. Ancak hiç bir kadın da, o an kendi kendine : “ben bu adama neden 30 yıldır bir tek şiir yazdıramadım” diye sormaz. Konu, başka laflardan açılınca, mevzu da arada kaynayıp gider..”

İçe Kapanış / Charles Baudelaire

İçe Kapanış
Derdim: yeter, sakin ol, dinlen biraz artık;
Akşam olsa diyordun, işte oldu akşam,
Siyah örtülere sardı şehri karanlık;
Kimine huzur iner gökten kimine gam.

Bırak, şehrin iğrenç kalabalığı gitsin,
Yesin kamçısını hazzın sefil çümbüşte;
Toplasın acı meyvesini nedametin
Sen gel, derdim, ver elini bana, gel şöyle.

Bak göğün balkonlarından, geçmiş seneler
Eski zaman esvaplariyle eğilmişler;
Hüzün yükseliyor, güleryüzle, sulardan.

Seyret bir kemerde yorgun ölen güneşi
Ve uzun bir kefen gibi doğuyu saran
Geceyi dinle, yürüyen tatlı geceyi.