Ayaklarının kıymetini bilmeyenlere, bir kaç küçük tavsiye.

Çok uzun bir zamandır ayaklarımı ihmal ediyordum. Vücudumda beynimden sonra en çok yükü taşıyan canım uzuvlarım…

​Ayaklar, vücutta ihmal edilen en birinci uzuvdur. İş hayatında bütün gün ayakkabının içinde sıkışan, giydiğiniz çoraplar yüzünden sürekli terleyen ve akşam olunca yaydığı ağır kokuyu duyunca ilgilenme gereği hissettiğiniz o garip ayaklarınız… Elleriniz ya da yüzünüz gibi sürekli açıkta değildir; insanlarla karşı karşıya gelmezler. İki katman altında (ayakkabı ve çorap) inim inim inleyen ayaklar…

​Topuklar, parmaklar, taban; her biri gün boyu ayrı bir işkencededir. Parmaklar nasırdan, topuklar sertleşme ve çatlaklardan, tabanınız ise ağrılardan inler. İş bu hâldeyken ve her şeyin farkındayken bile hâlâ ihmal edersiniz onları. Hâlbuki yapmanız gerekenler çok basittir: Akşamları su ve sabunla yıkamak, bir ayak kremi edinmek ve ayakkabı seçimi yaparken moda ya da tarz olanı değil, ortopedik olanları tercih etmek.

​Eğer bu basit önlemleri almazsanız bilin ki ayaklarınız kısa bir süre içinde başınıza dert olur. Nereden mi biliyorum? Çünkü benim başıma dert oldu. Az önce Podermis Ayak Bakım Merkezi’nden çıktım. Yıllardır tanıdığım, yaptığı işe ve uzmanlığına saygı duyduğum Dilek Hanım sağ olsun, canımı çok yakan serçe parmak nasırımdan kurtardı beni. Çok şükür ki benim nasır, öyle başını alıp giden türlerden değilmiş; küçük ve acısız bir operasyonla beş dakikada aldı. Fakat giydiğim ayakkabıların ortopedik olmayışı sebebiyle parmaklarımın birbirine yapışmasına yapabileceği bir şey olmadığını söyledi. (E tabi, gidip bana ortopedik ayakkabı alacak değil ya! 🙂 )

​Dilek Hanım’dan bir iki küçük tavsiye de aldım. Özellikle nasır alınan parmağı iyi korumam gerektiğini, yoksa nasırın kendini yenileyebileceğini söyledi. Bunun için yapmam gereken, o bölgeye yapıştıracağım yara bandının içine ufak bir pamuk koymakmış.

​Bunları yazarken aklıma ayak bakımı konusunda çok avantajlı olan bir kesim geldi: Beş vakit namaz kılan insanlar. Düşünsenize, ayaklarının kokmaya vakti olmaz; günde beş defa yıkanmaktan! 🙂 Valla insan sırf bu sebepten bile namaza başlayabilir. (İşin şakası, ciddiye almayın; namaz tabii ki ancak manevi bir teslimiyet sonucu kılınır.)

​Ezcümle: Ayaklarınızı ihmal etmeyiniz. Ha ettiyseniz ve sıkıntınız giderek büyüyorsa, gidip kendi başınıza uğraşmayın. Profesyonel bir yerden destek alın, benim yaptığım gibi. Böylece çözüm sağlamayacak bir sürü krem ve sözde ayak bakımı sağlayan ürünlere boşuna para saçmamış olursunuz.

Dilek Kopuz