Duygusal milletiz vesselâm..
Önümüze koyduğumuz her hedefe, hatrı sayılır bir duygusallık katmaya çalışırız. Duyguyu, mantığa ve realiteye denk tutmaya çalışırız. Bu çaba, girdiğimiz yolda bizi çoğu zaman tökezleten unsurlardan biridir.
Her meseleye duygusal bakmak, hoşlaşmadığımız sonuçlarla karşılaştığımızda üreteceğimiz yeni çözümleri de işlevsiz hâle getirir.
Tabii ben, “duyguyu yok edelim, her şeye ruhsuz bir objektifle bakalım” falan da demiyorum; yanlış anlaşılmayayım şimdi. Sadece duyguyu yerinde ve ölçülü kullanmakta yarar var diyorum.
Az önce Haluk Levent’in bugün attığı bir tweet’e rastladım. Levent, tweet’inde halkın kendisine gösterdiği yoğun ilginin zirve yapmasından ötürü, halkın onu daha yüksek ve resmi makamlarda görmek istemesinden duyduğu üzüntüyü belirtmiş. Haluk Levent’in tüm fanları, bugün Twitter’da #halukleventbakanolsun başlığı altında toplanıp bu başlığı birinci sıraya taşımışlar. Dolayısıyla Haluk Levent de hayatında bu tip unvanlardan hep uzak kalmaya çalışmasına rağmen, sevenlerinin bu istekleri karşısında üzüldüğünü ifade etmiş.
Peki, Haluk Levent gerçekten “bakan” olsa nasıl olur? Sorun şimdi bunu kendi kendinize…
Haluk Levent’in bakan olma ihtimali ancak siyasete atılmasıyla ve iktidarla her konuda anlaşmasıyla yüksek olabilir. Peki, siz bunun mümkün olabileceğine inanabiliyor musunuz? Haluk Levent hiçbir partinin ve iktidarın içine sinmediğini her platformda defalarca dillendirmişken, adamın kalkıp bakan olması komik olmaz mı?
Haydi diyelim ki Haluk bir iktidarda bakan oldu; ne bakanı olacak? Kültür mü? Aile mü? Ekonomi mü? Haydi meselâ aile bakanı oldu diyelim… Mevcut muhalefete destek olan kitle, Levent’i tek bir kalemde silmeyecek mi? Bırakın yanlışlarını, adamın yaptığı en doğru işe bile çamur atacak nice binler, on binler var bu ülkede! Bir de orasını düşünün…
Sonra bir bakarsınız, Haluk Levent’i kendi ellerinizle öldürmüşsünüz ya da memleketten kaçırmışsınız!
Haluk Levent dün TV100’de Okan Bayülgen’in konuğuydu. Çok samimi bir sohbet oldu. Levent, Ahbap platformunun başkanlığını geçmişte birkaç sporcu ve sanatçıya devretmeye çalıştığını, fakat kimsenin bunun altına girmek istemediğini, “Abi biz yapamayız kusura bakma” diyerek görevi yine kibarca geri çevirdiklerini anlattı. Şu an görünen o ki Ahbap, Haluk Levent’i bırakmıyor, bırakmayacak.
İşte mevcut durum bu iken, adama kalkıp “bakan olsun” falan yazmayın. Bunun yerine Levent’in yardım çağrılarına gönülden destek olun. Bu, Haluk Levent’i çok daha memnun ve mutlu edecektir.
Haluk Levent’in bir kanaat önderi olma yolunda desteklenmesi, bakan olmasından çok daha hayırlı olur. Hatta bu ülkeye Haluk Levent gibi en az 10 tane daha sivil önder eklemek gerek. Toplumun ortak noktalarda buluşması, ancak Haluk Levent gibi değerli ve insanlığını ön planda tutan ünlülere bağlı. İşin içine siyaset ve inanç katmadan yapılacak her uzlaşı ve yardım platformu, ülke içindeki kutuplaşma hastalığını da önemli ölçüde azaltacaktır.
Tabii bir Haluk Levent olmak zor. Kendisinin ifadesiyle, “Ben, içimdeki 5K’yı toprağa gömdüm” cümlesinden de anlaşılabileceği gibi, bu uğraş için 5 farklı kötü huyu da terk etmeniz gerekiyor.
Bu 5K ise şunlardan oluşuyor:
- Kıskançlık
- Kin
- Kibir
- Kapris
- Kompleks
Elbette ki bir insanın bunların tamamından kurtulması çok zor, fakat imkânsız değil. Kıskançlık, kin ve kibir bastırılabilinirse kompleks ve kaprisler bu yolda önünüzü kesemez gibi geliyor bana.
Haksız mıyım?

