Bu zamanda diğerkamlık.. Zor evet. Ama imkansız değil.

Diğerkâmlık…

​Dilimizde böyle bir kelime var ama bilen ve kullanan çok az sayıda insan var günümüzde. Anlam olarak “iyiliksever” ya da “hayırsever” gibi görünse de aslında çok daha derin bir eylemi ifade ediyor.

​Sözlükteki anlamı şöyledir:

Diğerkâmlık (diğergâmlık); başkalarının yararını da kendi yararı kadar gözetme, diğer canlılara maddi veya manevi, hiçbir kişisel çıkar gözetmeksizin faydalı olmaya çalışmaktır.

​Şimdi şu tarife baktığınızda ne düşündüğünüzü tahmin edebiliyorum: “Böyle bir insan mı kaldı ki bu sözcük varlığını devam ettirebilsin?” diyorsunuz içinizden.

​Doğru!

​Böyle bir insanın bu zamanda yaşaması çok zor gerçekten. Maddi ve manevi hiçbir karşılık beklemeden iyilik yapmak… Bu, “üst insan” diye tarif edebileceğimiz kişinin işidir. Fakat bu kelime bir zamanlar var olduğuna göre, bu sıfata layık birileri de yaşamış olmalı. Bize göre sadece peygamberlerin ve âlimlerin yapabileceği bir yaşam biçimi olsa da, kim bilir; belli mertebelere ulaşmış binlerce insan bu diğerkâmlıkta ön saftaydı.

​Diğerkâmlık tarifi bana, gerçek ve samimi bir Müslümanın yaşam tarzının ne olması gerektiğini anlatıyor gibi geliyor: Kendisi için istediğini başkası için de isteyen, hoşlanmadığı ve istemediği şeylerin başkalarının da başına gelmesini istemeyen yüce insan tarifi…

​Bu tarifin öznesi bariz bir şekilde “fayda”dır. Ama bu fayda, ortak faydadır. Daha doğrusu bir iyilik zinciridir; toplumda herkese sirayet eden mükemmel ve bulaşıcı bir erdemdir.

​Tanımadığımız insanlar, çok acil yardıma ihtiyaç duyduğumuz bir anda bir yerlerden aniden çıkıp gelse ne çok sevinir, aynı zamanda da ne kadar şaşırırız, değil mi? “Bana niye yardım ettiniz?” diye sormaz mıyız hiç?

​Tabii bu örneği, arabanız yolda kalınca onu itip yolun kenarına almaya çalışan insanları kastederek vermedim. 🙂 Çok daha ciddi bir müşkülünüzde bundan haberdar olup Hızır gibi karşınızda biten insanlardan bahsediyorum. Yolda yürürken tanımadığımız bir insan bize selam verse bile işkillenen bizler, hiçbir çıkar gözetmeden yardıma koşan birini görsek ciddi bir şoke olma durumuyla karşı karşıya kalırdık.

​Diyelim ki günümüzde biz bilmesek de diğerkâmlık mertebesine ulaşmış insanlar var. Peki, onlara bu ruhu ne kazandırmış olabilir? Hiç merak eder misiniz?

​Menfaat yok, çıkar yok. Sadece fayda sağlama niyetiyle iyiliğe meyilli insanların böyle ulvi bir karaktere sahip olmasını sağlayan güç nereden gelir?

​Bu sorunun bana göre tek cevabı var: O da Allah’a gerçek anlamda teslim olmuş bir insanın, “Yaratılanı Yaratandan ötürü sevme” ilkesini iliklerine kadar sindirmesidir. Bunun dışında bir sebeple bir insanın nefsini ve karakterini bu kadar temiz yontması mümkün olabilir mi?

​Hiç sanmıyorum!

​Diğerkâmlık makamına çıkmak kolay değil elbet. Bunun için önce iyiliksever olabilmeyi başarmak lazım. İyiliksever olmak için de her türlü kötülükten uzak bir karakter şart.

​Zor işler… Temelinde ve kaynağında sevgi olmadan varlığından söz edemeyeceğimiz çok yüce erdemler bunlar.

​Umarım ilk önce iyiliğe meyyal olanlardan olmayı dileriz Allah’tan. Bakarsınız, Allah da bu dileğimize anında yanıt verir…