Zafer işaretinin nereden geldiğine takıldım

​”Meşhur zafer işaretinin nasıl doğduğunu merak edip araştırdım. Yaygın inanışa göre bu işaret, İngilizcede ‘zafer’ anlamına gelen victory kelimesinin baş harfi olan ‘V’den geliyormuş.

​Ancak V-işaretinin kökeni hakkında kesinleşmiş tek bir bilgi bulunmamaktadır. Kökeniyle ilgili en yaygın efsane, 1415 yılındaki Agincourt Savaşı’na dayanır. Bu anlatıya göre; Fransızlar, yakaladıkları İngiliz ve İskoç okçuların bir daha ok kullanamamaları için işaret ve orta parmaklarını kesiyorlardı. İngiliz okçular ise bu parmaklarını havaya kaldırarak düşmanlarına meydan okuyor ve ‘parmaklarım hala sağlam, hala ok atabiliyorum’ mesajı veriyorlardı. Ancak tarihçiler, bu anlatıyı destekleyecek güvenilir bir kanıt bulunmadığını, dönem kaynaklarının bu olayı doğrulamadığını belirtmektedir.

​Sonuç olarak, pek çok kültürel öğede olduğu gibi, bu sembolün kökenine dair hikayeler de tarihsel gerçeklikten ziyade toplumsal birer ‘şehir efsanesi’ olma niteliği taşımaktadır. Batı merkezli kültürel yayılımın, sembollerin evrenselleşmesindeki etkisi ise yadsınamaz bir gerçektir.”

Manş denizinin adını hep severdim ama yerini bilmezdim

Bende hepiniz gibi okul hayatımda bol miktarda çoğrafya dersi gördüm. Dünya fiziki haritasına en az yüz kere bakmışlığım vardır. Fakat Manş denizinin yerini bilmediğimi daha bugün yeni anladım. Ciddiyim! Evet itiraf ediyorum ben Manş denizinin yerini bilmiyorum. Bu sebeple tahsil hayatımdaki tüm coğrafya hocalarımdan özür diliyorum. ( Samimiyetle ) Bu yazıyı yazmadan yaklaşık 15 dakika önce google’da araştırdım. Meğer Manş Denizi Atlas Okyanusunun, İngiltere ile Fransa’yı birbirinden ayıran kolundaki denizmiş. Belli bir bölümde daralması yüzünden elbise kolu manasına gelen Fransızca “le Manche”( Manş ) adı verilmiş.Batıdaki uzunluğu 180 km, doğudaki koluda 33,7 km’ye düşermiş bu daralma sebebiyle. 89.900 km2lik bir yüzölçümüne sahipmiş. Ortalama derinliği 45-120 km arasında gidip gelirmiş.

Ve artık biliyorum. İçinizdeki bilmeyenleri de aydınlatabildiğim için ayrıca bir mutluluk taşıyorum üstümde an itibariyle..

Lordlar Kamarasında kimler oturur ?

 

Lordlar Kamarası ifadesini mutlaka duymuşsunuzdur. Lord, malumunuz, İngiltere’de kullanılan bir unvandır; yani soylu kesimin iktidarda söz hakkı olduğunun bir göstergesidir. İşte bu lordların bir arada siyaset yaptığı meclise de vakti evvelinde Lordlar Kamarası denmiştir.

​Bu Lordlar Kamarası (House of Lords) üyeleri, babadan oğula geçen lord unvanı taşıyanlardan ya da kraliçenin atadığı isimlerden oluşur. Yani kraliçe burada bir çeşit kral konumundadır.

​Lordlar Kamarası, İngiltere ve Kuzey İrlanda parlamentosundaki yüksek meclisi oluşturur. Bunun altındaki meclise ise Avam Kamarası denmiştir. Lordlar Kamarasında; lord unvanı verilen yüksek rütbeli din görevlileri, yüksek mahkeme üyeleri, asilzadeler, dük, marki, baron ve kral ile kraliçenin lord unvanı verdiği zatımuhteremler bulunur. İngiltere’de eski zamanlarda krala bağlı baronlardan meydana gelen bu meclis, parlamentonun ilk şeklini oluşturmuştur. Sonraları Avam Kamarasının etkisi arttığından önemi azalmıştır. Yirminci yüzyılın başında teorik olarak Avam Kamarası ile yasama bakımından eşit önem taşıyordu. Zamanımızın sonlarına yaklaşıldığında ise Lordlar Kamarası, krallığın en yüksek dava açma ve tekrar gözden geçirme yeri olmuştur. İngiltere’de halen Lordlar Kamarası ismini taşıyan meclis varlığını devam ettirmektedir.

​2001’de Lordlar Kamarası’nın üyeliği için bir reform çalışması başlatılmıştır. Lordlar Kamarası vekillerinin hepsi asilzadeler grubundan gelmiştir. Önceleri dük, marangoz, kont, vikont ve baron gibi soyluluk sıfatları vardı. 1707 senesine gelindiğinde İngiltere parlamentosu İskoçya ile birleşince İngiliz kralının verdiği soyluluk unvanına sahip asiller vekil olmuş, ancak İskoç kralının seçtiği soylular pek ciddiye alınmadığından az bir yetkiyle ve tamamı vekil olamamıştır. 1801’de benzer bir düzenleme İrlanda soyluları için yapılmış ve 1922’de İrlanda’nın krallıktan ayrılması gerçekleşmiştir. 1963’teki Asiller Yasası ile İskoç soylularının parlamentoda temsiliyeti sona erdirilmiştir. 1999 Lordlar Yasası ile yalnızca yaşam boyu lordluk hakkı olanlara parlamentoda (Lordlar Kamarasında) oturma hakkı verilmiş, kalıtsal olarak gelen 90 soylu ise diğer asillerin seçimi ile Lordlar Kamarası vekili olabilmiştir.

​Yani durum şudur ki Avrupa halen soy olarak kendi devletlerini yönetmeye devam etmektedir. Bu iyi bir şey mi peki? Elbette iyi bir şeydir; köklerine bağlılık, kendi içlerindeki bölünme ve çatışmanın önüne geçmektedir.