İlişkinin Gizli Rakibi: Partnerimiz Yerine Neden Sığınak Ararız?

Zorlu geçen bir günün ardından evimize, sevgilimize veya kendimize sığınma biçimimiz bazen kalbimizin pusulasını şaşırtabilir. Mesai bitiminde kendimizi hemen telefon ekranlarının ışıltılı dünyasına, bitmek bilmeyen alışveriş sepetlerine ya da yalnızlığımızı örten oyunlara kaptırırız; oysa bunlar tek başına ilişkimiz için birer tehlike çanı değildir. Asıl mesele, o yorgun akşamda ya da kırgın bir tartışmanın ortasında duygusal liman olarak partnerimizin sıcacık kolları yerine, bu dijital ya da alternatif kaçış alanlarını sığınak bellememizdir. Psikolojide “rakip bağlanma” olarak adlandırılan bu sessiz dinamik, aramızdaki o görünmez bağı yavaşça esnetip bizi birbirimize yabancılaştırabilir.

​Peki, bizi ortak bir hayatı paylaştığımız insandan uzaklaştırıp bu yapay sığınaklara iten görünmez el nedir? Bazen bireysel alan yaratmak ve nefes almak hayati önem taşır; ancak bu alan, partnerimizle kurduğumuz bağın yerini alıp duygusal yalnızlığımızın birer protezi haline geldiğinde ilişkinin en büyük rakibine dönüşür. Oysa ilişki, fırtınalı denizlerde sığındığımız ortak bir limandır; biz o limanı terk edip her sarsıntıda başka kıyılara demir attığımızda, aradaki o sıcak köprüler yavaşça yıkılmaya başlar. Köprüleri tamir edecek gücümüz varsa vakit kaybetmeden harekete geçeriz. Yok ama güç bitme noktalarındaysa, o zaman en iyi yol, yolun güzergahını değiştirme vaktinin geldiğini sorgulamaktır.

Narsistik Davranışların Psikolojisi ve İlişkilerdeki Yansımaları

Efendim malumunuz bu zamanda, psikoloji bilimi sayesinde ilişkideki kötü’ye artık “kötü” demiyoruz. Onlara artık Narsist, borderline gibi sıfatlar takıyoruz 🙂

Aslında çoğu zaman kötülükten beslenen ama bu yaptıklarına kötülük değil, bencillik değil, şerefsizlik değil, adilik değil, üç kağıtçılık değil, yalancılık değil de hak görme davranışı deyipte ortada masum’u kurban’ı oynayan bu insanlar, aslında tüm kötülüklerin%70 i ni bünyelerinde toplamayı başaran yüzsüz insanlardır bildiğiniz. Ve bu insanları artık her platformda, yaşantılarımızda görmek mümkün hale geldi. Peki, bir kişinin narsistik özellikler gösterdiğini en güçlü şekilde düşündüren tek bir davranış var mıdır?

Psikolojik açıdan narsisizmi tek bir eyleme indirgemek zor tabii; çünkü bu durum pek çok katmanı barındıran geniş bir yelpaze gibi sanki.

​Narsistik Yapının Temel Yapı Taşları

​Narsisizm, bir bütün olarak karşımıza şu özelliklerle çıkar:

  • ​Düşük empati veya duruma göre değişen seçici empati. ( Keyfi)
  • Herşeyde ​kendine hak görme duygusu (entitlement)
  • ​Büyüklenmecilik, üstten cilik ve kibir
  • ​Aşırı onay ihtiyacı
  • ​Statüye ve yüzeysel şeylere aşırı odaklanma. Pozisyon ya da mevkisinden beslenme
  • ​Sınır ihlalleri ( sizin sınırlarınızı sürekli test eder.)

​Bu özelliklere sahip kişiler, istedikleri olmadığında ya da engellendiklerinde aşırı öfkelenebilir ve yoğun bir rahatsızlık duyabilir. Ancak narsistik bir profilden söz edebilmek için bu belirtilerin tek başına değil, bir arada ve tutarlı bir örüntü halinde görülmesi gerekir. Yoksa illa ki narsistik bir örüntü vardır az da olsa.

​Özünde genellikle ciddi güvensizlikler, kırılgan bir benlik saygısı ve yoğun utanç duyguları barındıran bu tablo oldukça karmaşıktır. Yine de ilişkilerin dinamiklerini derinden sarsan belirgin ve kritik işaret bulunur.

1. Hak Görme Duygusu (Entitlement) ve Sınır İhlalleri

​Narsisizmin adeta gövdesini oluşturan en belirgin unsurlardan biri hak görme duygusudur. Bu durum, kişinin kendisine her koşulda özel bir muamele beklemesiyle kendini gösterir.

  • Çifte Standartlar: İlişkilerde “Kurallar sana uygulanır ama bana uygulanmaz” anlayışı hakimdir.
  • Sınırsızlık ve Sınır İhlalleri: “Seni istediğim zaman ararım, istediğimi yaparım, istediğimi söylerim” şeklindeki yaklaşım, açık birer sınır ihlalidir.
  • Farkındalık Eksikliği: Bu kişiler, sergiledikleri davranışların karşı tarafın ruh halini ve hayatını nasıl etkilediğine dair belirgin bir farkındalık eksikliği yaşarlar.

​2. Sorumluluk Almamak

​Narsisizmde çok tutarlı olarak gözlemlenen ikinci temel özellik ise sorumluluk almama eğilimidir. Sağlıklı bir ilişkide kişi hata yaptığında, “Bunu ben yaptım. Bunun doğru olmadığını görebiliyorum. Seni üzdüğüm için üzgünüm” diyebilir.

​Narsistik dinamiklerde ise şu süreçler işler:

  • ​Karşı tarafın yaşadığı acıyı ve kırgınlığı savunmaya geçmeden dinleyemezler. Dinler gibi yaparlar ama çok dayanamazlar.
  • ​Haklı çıkmak veya suçlu hissedip utançla yüzleşmemek için sürekli bir savunma mekanizması geliştirirler.
  • ​Gerçek bir onarım süreci için gereken “Seni duyuyorum. Gerçekten üzgünüm…” diyebilme olgunluğundan uzaktırlar.
  • ​Sadece özür dilemekle kalmayıp, ardından bu davranışı değiştirmek için samimi ve tutarlı bir çaba göstermek narsistik döngülerde genellikle eksik olan halkadır.
​Sonuç olarak;

​Narsistik özellikler taşıyan biriyle ilişki yürütmek; sürekli sınırların ihlal edildiği, hak görme tutumlarının sergilendiği ve sorumluluğun karşı tarafa yıkıldığı yıpratıcı bir süreçtir. İlişkilerin geleceğini belirleyen en temel şey; tarafların birbirlerinin sınırlarına saygı duyması, hatalarıyla yüzleşebilmesi ve karşı tarafın hissettiği acıyı samimiyetle görebilmesidir. Eğer böyle bir insanla uzun süredir görüşüyor, kendinizi normal hissetmiyorsanız. Ortada büyük bir sorun yokken, içinizde “yolunda gitmeyen birşeyler var” fısıltısı, sesleri duyuyorsanız. Sürekli tetikte ve kontrollü bir ruh haliniz varsa, beyniniz sisli ve netleşmeyen döngüsel düşünceleriniz varsa bilin ki çok büyük bir oranla yakınınızdaki o narsistik kişiye enerjinizi boş yere harcıyorsunuz efenim, bilin istedim.