Sessiz ve derinden ilerleyen manipülasyonlar (vulnerable/gizli)

İlişkilerde narsizmi düşündüğümde genelde aklımıza sürekli kendini öven, odakta olmak isteyen, açıkça kibirli ve buyurgan figürler gelir. Oysa en az onlarınki kadar yıkıcı, hatta kurnazlığı ve sinsi yapısıyla çok daha tehlikeli bir narsizm türü daha vardır: Örtülü (vulnerable/gizli) narsizm.

​Uzun süre fark etmesi o kadar zordur ki; çünkü bu kişiler ilk başta mağdur, anlaşılmamış, kırılgan, son derece duyarlı ve adeta dünyaya küsmüş birer melek gibi görünürler. Onlara acırsınız, yaralarını sarmak istersiniz. Fakat gerçeği fark ettiğinizde anladığınız o acı tablo değişmez: Örtülü narsist biriyle ilişki de sevdiğin değil; tükendiğin yerdir.

​Sessiz ve Derinden İşleyen Bir Manipülasyon

​Açık narsistler gücü ve üstünlüğü bağıra çağıra uygularken, örtülü narsistler bunu mağduriyet, suçluluk uyandırma ve pasif-agresif yöntemlerle yaparlar.

  • ​Size doğrudan emir vermezler ama öyle bir suçluluk duygusu yüklerler ki, kendi isteğinizle onların kölesi olursunuz.
  • ​Sevgi vermezler, sürekli bir fedakârlık ve onların kaprislerini çekme görevi yüklerler.
  • ​Sevgi sandığınız o his; aslında sürekli tetikte olmanızı, onların kırılgan egosunu korumanızı sağlayan bir yönetme bahanesidir.
​Sessiz Bir Karadelik ve Duygusal Vampirizm

​Bu durumu zihnimde somutlaştıran en net metafor sessiz bir kara deliktir:

  • ​İlk başta sizi içeri çeken bir şefkat alanı gibi görünür ancak zamanla ruhunuzdaki tüm enerjiyi, neşeyi ve yaşama sevincini yutup yok eder.
  • ​Bir duygusal vampir gibi sürekli sizin ilginizle, merhametinizle ve onayınızla beslenirler; fakat sıra size geldiğinde o kuyudan asla su çıkmaz.
​Bir Gölgeye Dönüşmek

​Örtülü narsistin yanında yaşamak, parmak ucunda yürümeye benzer; kimi kıracağım, kimi üzeceğim diye sürekli kendi benliğinizden ödün verirsiniz. Zamanla kendini tamamen kaybedersin. Hayallerin erir, kimliğin sessizce silinir…

Ortada ne bir tartışma ne de yüksek bir ses kalır; geriye sadece onun bitmek bilmeyen gizli ajandalarına, alınganlıklarına ve ihtiyaçlarına yetişmeye çalışan dilsiz bir gölge kalır.

​Unutmayın; bu bir birliktelik değil, yavaş yavaş ve sessizce yok olmaktır. Sevgi var etmektir, özgürleştirmektir; sessiz bir hücrede ömür tüketmek asla değil.

Evdeki Stripe’lar ve Dışarıdaki Gizmo’lar: Gizli Narsizmin Anatomisi

Geçenlerde internette şöyle bir nostalji sayfalarında geziniyim derken karşıma Gremlins çıktı. Küçükken bu filme bayılırdım; o sevimli, tüylü Gizmo‘ya hayran olmamak elde miydi? Ama son zamanlarda kafayı biraz gizli narsistlere takmış durumdayım, sürekli bu konuyla ilgili araştırmalar okuyor, makaleler karıştırıyorum. Nostalji sayfasına bakarken bir anda o iki kare yan yana geldi ve kafamda tuğlalar üst üste oturmaya başladı: Bu film ve o meşhur dönüşüm, gizli narsistlerin ruh halini resmen birebir anlatıyor!

​Şimdi durun da bir düşünün, dışarıdan baktığınızda o kadar tatlı, zararsız, mağdur ve hassas durur ki bu insanlar… Tıpkı o masum Gizmo gibi. Etrafındaki herkes “Aman ne kadar kibar, kendi halinde, kimseye zararı dokunmaz” diye düşünür. Dış dünyaya karşı o kusursuz, melek maskesini asla düşürmezler. Zaten işin en çıldırtıcı kısmı da bu; dışarıdaki herkes onları hayranlıkla izlerken, siz kalkıp “Bu adamda/kadında bir tuhaflık var” deseniz koca dünyada kimseyi inandıramazsınız.

​Ama mesele şu ki; eve kapıdan girdikleri anda, o kurallar bozulduğunda ya da ufak bir tetikleyiciyle birlikte o sevimli maske bir anda düşüyor. Tıpkı gece yarısından sonra beslenen o sevimli Mogwai’lerin kabuk değiştirip, tıpkı elebaşı Stripe gibi o korkunç, yıkıcı, kinci ve hırçın yaratıklara dönüşmesi gibi, içerideki o gerçek yüz ortaya çıkıveriyor.

​Açık narsist en azından dürüst, her yerde aynı; kibri de öfkesi de gözünün önünde, herkes ne olduğunu ilk andan anlıyor. Ama gizli narsistin o Stripe misali canavarleşen yönü sadece kapalı kapılar ardında, evde, en yakınlarına, aynı çatı altında yaşamak zorunda kalanlara saklanıyor. O yüzden en büyük yıkımı, en derin ruhsal yorgunluğu dışarıdakiler değil, hep evdekiler yaşıyor.

​Vallahi internette gezinirken gördüğüm o nostaljik fotoğraf bana insanın iki yüzlülüğünü bundan daha iyi anlatamazdı dedirtti. Siz de çevrenizde böyle Gizmo gibi görünüyormuş gibi yapıp aslında gece yarısı birer Stripe‘a dönüşenlerle karşılaştınız mı?