Bu aralar astrolojiyi takip eden çevremden yine uyarılar alıyorum. Bu sevgili arkadaşlarımın evrenle arası pek bir iyi olduğundan (!) yıldızların ve gezegenlerin hareketlerine bakarak hâl ve hareketlerime dikkat etmemi nasihat ediyorlar, sağ olsunlar. 🙂
Bu nasihatlerin en tepesinde de dolunay geceleri geliyor. Sizin de malumunuz; dolunay olan akşamlarda insanlara negatif anlamda garip şeyler oluyor. Tabii bunların bilimsel anlamda hiçbir karşılığı yok ancak yine de böyle bir inanış var. Neymiş efendim; daha agresif oluyormuşuz, kaza ve belalar böyle gecelerde oluyormuş vesaire…
Bunu ben, halk arasında Kurban Bayramı’nın “kazalı bayram” ilan edilmesine benzetiyorum. Peki, halk niye bayramı böyle tanımlıyor diye baktığımda; kurban keserken sergilenen dikkatsiz davranışların ve tatile ya da memlekete gitmek isteyen halkımın aceleci hareketlerinden kaynaklanan kazaların etkili olduğunu görüyorum. Dolayısıyla bayram kazayı getirmiyor; kaza oranı bu süreçte insanların dikkatsizliği ile pik yapıyor.
Ancak dolunay ve etkileri efsanesine gelince, hiçbir bilimsel ya da gözlemsel veri bulamıyorum. Merakımdan küçük bir araştırma yaptım; yani dolunayda bize gerçekten bir haller oluyor mu diye. Bu dolunay efsanesine dair net ve inandırıcı bir bilgi edinemedim. Tabii sağ olsun bilim insanları bu konuyu benden çok evvel ciddi ciddi araştırmışlar.
Dolunay zamanı, kültürel öğelerin de etkisiyle; vampirler, kurt adamlar, cinayetler, seri katiller ve uğursuzluklarla bağdaştırılmış hep. Bunda Hollywood sineması ve medyanın çok büyük rolü olduğunu belirtmem gerek. Mesela konu üzerine uzun yıllar araştırmalar yapan Kanadalı psikolog Ivan Kelly, yapılan çalışmaların birbiriyle tutarlılık göstermediğini; dolunayda davranışların değiştiğine yönelik sonuç veren her çalışmaya karşılık, aksi tezi savunan bir diğerinin de mutlaka bulunduğunu söylüyor. Yine Avustralya Sidney’de dolunay geceleri köpek saldırılarının arttığını iddia eden vatandaşlara karşılık, yine aynı bölgede köpeklerin çokça yaşadığı yerlerde herhangi bir olaya rastlanmamış.
Bu tutarsız sonuçları değerlendiren Washington Üniversitesi’nden psikolog Eric Chudler; suç oranları, polis tutuklamaları ve intihar davranışlarında dolunay zamanının anlamlı farklar yaratmadığını söylemiş. Chudler, bilim tarafından desteklenmemesine rağmen insanların hâlen dolunay zamanındaki suçları ve trafik kazalarını dolunayın etkisine bağlamakta ısrar etmelerini, mistik güçlere inanma eğilimlerine bağlamış. İnsan zaten hep böyle değil midir? Çözemediği ya da anlamlandıramadığı her anda konuyu gizemli ve gizli güçlere bağlamaz mı?
Ancak işin komik yanı; dolunay dışında gelişen yüksek suç veya kaza oranlarını ayın hareketlerine bağlayamamaları! 🙂 Chudler’a göre bu yanlış inanışın bir diğer nedeniyse, birbiriyle ilişkili olmayan olaylar arasında neden-sonuç ilişkileri kurmak. Yani illa mevzuyu bir yere dayandırmak temel gaye.
İşte bu sebeple; yakın bir arkadaşınız ya da eş-dost tayfasından biri çıkıp size, “İşte bunlar hep dolunaydan oluyor,” derse inceden bıyık altından hafifçe gülün ve şöyle deyin: “Bence bunlar değil ama senin şu temelsiz kurguların hep dolunay yüzünden; ama bundan dolunayın da haberi yok!” 🙂

