Çocukken alamadıklarımız ve sonuçları..

Davranış probleminin temelinde çok büyük olasılıkla sevgisizlik yatar. Bu sevgisizlikte iki gurupta toplanır. Birincisinde çocuk, sevgisini göstermeyi bilmeyen bir ebebeynle büyür. İkincisinde ise çocuk, anne ve babasız büyür. Aslına bakarsanız İkinci guruptaki çocuklar, birinci guruptakilerden daha avantajlıdır. Çünkü onlara vekaleten bakan akrabaları ya da devlet kurumları, ihtiyacıları olan ilgiyi ve sevgiyi yerine koymak için çok daha fazla gayret verirler. Anne babayla ama sevgisiz ve ilgisiz büyüyen çocuklarsa, ihtiyaçları olan sevgi ve ilgi açlıklarını. bastıramazlar. Sevilme ve beğenilme arzuları çok yoğun olduğundan, yakın arkadaş, sevgili ve akrabalarından daha yüksek bir ilgi beklerler. Bu ilgi görme arzusu, bireyi hırçın ve baskıcı bir surete büründürür.

İşte bu yüzden sevgilerine karşılık görmediklerinde de, zarar verme davranışları baş gösterir. Eşini dövenler,eski karısını öldürenler, kıskançlık cinayetleri, çocuğuna psikolojik ve fiziksel şiddet uygulayanlar,hayvanlara eziyet çektirenler, ağaca ve doğaya kasten zarar verenler, hep bu guruptan çıkar.

Bence bir insanı tanımak isteyen kişi, önce ona çocukluğunu,ailesinin ne iş yaptığını, doğduğu coğrafyayı sorsun. Karşımızdaki insan “çocukluğum mutlu geçti” diyorsa ve ailesi ile bağları kuvvetliyse %60-70 oranında sağlıklı bir insandır. Kalan oransa, mevcut yaptığı iş, ikametgahı ve eş durumuna bağlı olarak değişir. Küçükken itilip kakılmamış,horlanmamış,hakaret edilmemiş ve yeterince takdir edilmiş bir çocuk, ömrü boyunca özgüvenli ve empati yapan bir karaktere sahip olur. Anlamanın, anlaşılmak kadar önemli olduğunu hiç bir zaman unutmaz. Maddeye, metaya ihtiyacı kadar yaklaşır. Fakat manevi hazlara hiç bir engel ve sınır koymaz. Bu dünyada neden var olduğunu,ne yaparak huzurlu ve mutlu olacağını bilir.

Binnetice, dünyadaki bu hır-gür ve umutsuzluğun kaynağına inmek ve sorunu orada çözmek gerekiyor. O kaynak kesinlikle doğru çocuk yetiştirebilmek.. Bir düşünün şimdi.. Dünyadaki tüm ebeveynler doğru bir çocuk yetiştireceğiz diye düşünüp çocuklarına doğduktan sonraki 5 yıl gerekli sevgi ve ahlak bilgisini verseler, bundan 25-30 sene sonra bu çocuklar, devletlerini yönetecek lideri de en doğru bilinçle seçmezler mi?. Sizce böyle bir neslin,kötü bir lider seçme ihtimalleri ne dir?

Valla sizi bilmiyorum ama bence öyle bir ihtimal yok denecek kadar az..

( En son kadın cinayetine kurban edilen Gamze Pala’ya, rahmet diliyorum bu vesile ile )

Bir Öğretmenin 24 Kasım dileği..

Bugün sosyal medya da denk geldim. Genç bir öğretmenimizin, 24 Kasım Öğretmenler günü dileklerine. Öğretmenimizin eğitimle ilgili her kesime temennileriydi bunlar. Yani bu öğretmenimiz öğretmenler günü tebriklerini kabul edip, bir teşekkür ile sonlandırmaya alışık olmayan ögretmenlerdendi. E zaten olması gereken de bu değil miydi? Öğretmen yalnızca okulda eğitim veren bir meslek erbabı değildi çünkü. Öğretmenliği kutsal kılan bir meslek oluşu değildir bilinegelmişliği dışında, bir artı  değere sahiptir bu meslek. Öğretmenliği kutsal  kılan şey,bu mesleği seçen insanların, hayatlarının her anında topluma örnek olarak yaşama gayretidir. Öğretmen öğrettiklerinin yanında, yaşam tarzı ve ileri görüşlülüğü ile de çevresini aydınlatmaya devam eder.

İşte bu nedenle, “ne mutlu” öğretmenliği ile gurur duyanlara.. Ne mutlu öğretmenliği hakkıyla yapmaya çalışanlara..

Öğretmenimizin paylaştığı yazıyı,aynen paylaşıyorum aşağıda..

Öğretmenler günü bugün evet yetiştirdiğimiz öğrencilerimizden,meslektaşlarımızdan ,eşimizden, dostumuzdan güzel kutlamalar almak elbetteki gurur verici ve aslında ne kadar güzel bir iş yaptığımızı hissettiren davranışlar.

Benim bu yılki öğretmen günü dileğim :

Öğrencilerim için : Beyinleri sulanmamış ,telefonla yapışık siyam ikizi olmamış,
Ahlaki değerleri öğrenebilmiş ve akademik bilgileri bunun üzerine eklemiş ,saygı duymayı ve sevmeyi bilen ,ne yaparsa yapsın nasılsa sistem geçiriyor kalmak yok ki diye okula hobi olarak devam etmeyen, yetenekleri ve yapabildiklerini sonuna kadar deneyen ,sorumluluk sahibi ,meslek bölümlerini ,görsel sanatlarında en az fen matematik alanı kadar değerli olduğunun bilincinde olan,güzel öğrenciler yetiştirebilmek.

Öğretmenlerim için : Hep inandığı değerler için mücadele eden,önce eğitim sonra öğretimle yollarına devam eden,sistemdeki eksikliklere takılıp düşmeyen ya da üst birimlerden ne kadar olumsuzluk yaşatılırsa yaşatılsın mücadeleyi bırakmayan ,egolarını öldürmüş,yenilerin öncekilerden tecrübece faydalandığı,önceden göreve başlamış olanların yeni meslektaşlarından akademik olarak faydalanabilecek kadar alçak gönüllû olabilen, eksikliğinin farkında olup eksik olan yönünü gizlemek yerine iyileştirmek için çabalayan güzel öğretmenlerle çalışabilmek.

Ve sevgili büyükler için dileğim :

Bulunduğu mevkinin hakkını verebilen,şu karşı dağları ben yarattım. Şunu da bunu da ben yarattım” kafasından ne zaman kurtulup öğrencilerin öğretmenlerin içine girerseniz üstteki dileklerim o kadar çabuk gerçekleştirilecek. Eğitim dışında saçma sapan egolarla,uygulamalarla uğraşmaktan çocuklarımızı,gençlerimizi yetiştirmeye fırsat verilmiyor. İdare ,öğretmen ,öğrenci karşı karşıya değil yanyana yürüyünce bir şeyleri iyileştirebiliriz,en azından bizlere böyle öğretildi.

Günü kurtarmak hiç de eğitimde işe yaramıyor biz bile bunu biliyoruz ,ya siz biliyormusunuz?
Küstürmeyin öğretmenleri haksızlıklara maruz bırakmayın yanında durun . Sonra bu çocuklar neden böyle oldu sorusunu sormaya hakkınız bile yok. Onların minicik adımlarını destekleyin öğretmenlerin ki koşabilsinler . İnin koltuklarınızdan birazda sadece DYS `den takip etmeyin işleyişi. Eğriye eğri deyip doğruda öncü olun doğruda da doğru deyip yanında olun öğretmenlerin veliyi üzenleri üzerken öğretmeni üzenlerede bir çeki düzen verin.

Kısaca küstürmeyin öğretmenleri .Yarası olan olmayan herkes gocunsun.
Amin.

Mesleğini hakkıyla yapan tüm meslektaşlarımın günü kutlu olsun .

Burda izinden gitmeye çalıştığım canımmmm ilk öğretmenlerime Adnan Ersoy ve Halime Ersoy’a sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Beni hiç bırakmayan ellerinden saygıyla öpüyorum.

S.B