Onu ne doktorlar ne mühendisler istemişti de…

Onu ne mühendisler ne yöneticiler istemişti de gitmemişti. Ona göre dürüst bir insanı severek evlenmek salaklıktı; çünkü koca dediğin hem iyi bir insan hem de makam sahibi olmalıydı. Kaçırdığı kısmetler sebebiyle kendine “salak” demesi, mantıki açıdan doğru bir tespittir. Ancak insani duygularının kuraklığını makam ve mevki sahibi birine yamanarak bastırmak, asıl salaklık değil midir?

​Bu hâl, manevi bir gözle bakıldığında salaklıkların en çapsız ve değersiz olanıydı. Emeği, değeri, sahiplenmeyi ve samimiyeti öğrenmeyen insanların bu dünyada gerçek bir dost, sevgili ya da arkadaş bulmaları ütopik derecede ulaşılmazdır. Kestirmeden köşeyi dönme hevesi, insanı her daim kifayetsiz kılar.

​Huzur ve mutluluğun yerine para ve konforu koymak bir tercih meselesidir; lakin insan, sonuç olarak ruhani yaratılmıştır. Bedenlerin ve eşyaların getireceği hazlar gelip geçicidir.

​Ezcümle; etrafınızda bu cümleyi kuran bir kadın görürseniz şu iki sonuca ulaşın: Birincisi o kadın nankördür; ikincisi sorumluluk almaya uzak, boş beleş bir hayat beklentisi içinde hâlâ alev alev yanıyordur.