Hop! Yavaş gel Simon’s!

Her sene illaki bir “dahi çocuk” haberi yapılır ve bu çocuk genelde Amerika’dan çıkar. Bu yılın ilk dahi çocuk haberi ise Belçika’dan geldi. Belçika’da yaşayan 11 yaşındaki Laurent Simons isimli bir çocuk; Anvers Üniversitesi’nin üç yıllık fizik bölümünü bir yılda bitirerek en iyi dereceyle mezun olmuş. Üniversite, Simons’un Mart 2020’den beri fizik bölümünde okuduğunu, diğer öğrencilerin hepsini geride bırakarak lisans diploması almaya hak kazandığını bildirmiş.

​Buraya kadar her şey güzel fakat bizim küçük Laurent, ilerideki hedefini söyleyince bana da bu yazıyı yazmak düştü: Laurent’in hedefi ölümsüzlükmüş! Haberi okuyunca kendimi “Yavaş gel Simons!” demekten alıkoyamadım. Daha 11 yaşında bir çocuğun kendine koyduğu hedef ölümsüzlük… İnanılır gibi değil. Neden mi? Çünkü bilimin insanı “tanrı yapma” hevesi öyle bir noktaya geldi ki, küçük bir çocuğun hedefi bile bu yönde evrildi. Avrupalıların dünyaya “kazık çakma” niyeti, bilim anlayışlarının da temel ideolojisi hâline gelmiş. Ölümü yenmek yerine daha hayırlı işler yapsalar olmaz mı? Mesela ilk önce şu kanserin tedavisini bulsalar, iklim değişikliğini durduracak bir şeyler geliştirseler ya da biraz daha iddialı olalım; bir ışınlama makinesi yapsalar… Ya da insanın içindeki şiddet duygusunu yok etseler, değil mi?

​Ama sen bunca güzel iş yapmak varken insanı ölümsüz yapmaya çalış! Sürekli yeni doğumların olduğu fakat “öte âleme” kimsenin gitmediği bir dünya düşünün… Zaten dünya kaynakları giderek tükeniyor. Böyle bir durumda gıda, su, barınma, korunma ve geçinme problemlerini nasıl çözeceklerini sanıyorlar? “Oh! Kimse ölmesin ama dünya da huzur dolu bir gezegen olsun.” Var mı böyle bir mantık?

​Dâhiyane çocuğumuz Laurent de diyor ki: “Hedefim ölümsüzlük. Vücutta mümkün olduğunca fazla sayıda parçayı mekanik parçalarla değiştirmek istiyorum. Bunun için bir yol hazırladım. Bulmacanın ilk parçası kuantum fiziği.”

​Yani özetle; cyber insan modeli… Daha açık bir ifadeyle RoboCop gibi bir yaratık üretimi! Bozulan bir parçan mı var? Hemen gidiyorsun “insan parçası sanayi sitesine”. Diyorsun ki: “Bana oradan kalitelisinden bir akciğer ver.” Hemen oracıkta göğüs kafesindeki vidaları söküyorsun, eskisini çıkarıp sıfır akciğeri yerleştiriyorsun. 🙂 Ya da pahalı mı geldi? Giriyorsun Letgo’ya; “ikinci el, az kullanılmış akciğer” yazıyorsun, filtreliyorsun ucuzdan pahalıya. Al işte, bir sürü yedek parça!

​Peki, bunun neresi insan? Sadece beyni mi? Peki ya onu da mekanik yaparlarsa? Adamın beyin ölümü gerçekleşmeden tüm bilgileri yeni beyne USB ile aktarıyorsun ve hayatına devam ediyorsun… Öyle mi? Örnekleri çoğaltmak mümkün ama gidişat gösteriyor ki insan, şu yalan dünyaya asla doymayacak.

​Tanrı ile kıyasıya rekabet! İşte insan böyle boş ve aciz bir yaratık. Allah’ım, Laurent gibi zeki çocuklara insanlığın hayrına işler yapmayı nasip etsin inşallah.

İçinde Türk yaşamayan Türk köyü FAYMONVİLLE!

Belçika’da kendilerini asırlardır “Türk” olarak tanımlayan Faymonville köyündekilerin düzenlediği gelenekselleşen karnaval renkli görüntülere sahne oldu.

“Türk Köyü” olarak bilinen Faymonville, karnaval etkinlikleri çerçevesinde kırmızı beyaza büründü. Çevre köylerdekilerin de katıldığı karnavalda, Türk bayraklı bando takımının arkasında kortej oluşturdu.
Kendilerine “Türk” denilmesinin, kiliseye vergi ödemeyi reddetmeleriyle ilgili olduğunu belirten köylüler, karnaval kapsamında çeşitli kostümler giyerek eğlendi.

Köyün futbol takımı RFC Turkania (Genç Türkler Birliği), amatör ligde ay-yıldızlı armasıyla mücadele ediyor.

Faymonville’deki tek otel ise Le Vieux (Eski Sultan) adını taşıyor.

Belçika’nın Almanya sınırına yakın Arden Dağları bölgesinde, yaklaşık bin kişinin yaşadığı Faymonville köyünün merkezindeki kütüphane olarak kullanılan binanın girişindeki mermer üzerine oyulmuş ay-yıldız, binanın içindeyse ise camlara işlenmiş Türk bayrağı motifleri dikkati çekiyor.

Türklerin yaşamadığı Faymonville köyüne “Türk köyü” denilmesiyle ilgili, bazıları 8’inci yüzyıla dayanan çeşitli rivayetler bulunuyor. Köylülerin Haçlı seferlerine katılmayı reddettikleri iddia edilirken, en yaygın rivayete göre, 16’ncı ve 17’nci yüzyılda Osmanlı’ya karşı Kilise’nin koyduğu vergileri ödemeyen Faymonville köylüleri, Müslümanlarla ittifak yaptıkları gerekçesiyle “Türk” olarak adlandırıldı.
( Haber Euronews’den )