Önder Özen’in Aklıyla Beşiktaş’ta Uyanış

Beşiktaş’ın bu sezonki dirilişini ve yakaladığı başarıyı konuşurken, işin mutfağındaki iki kilit isme mutlaka değinmemiz gerekiyor. Yorumculuk kariyerinde ve teknik ekibin içinde bulunduğu yıllarda futbolu ne kadar derinlemesine okuduğunu uzun süredir takip ettiğim Önder Özen, Fenerbahçe’de yardımcı antrenörlükten edindiği saha içi tecrübesini, bugün sportif direktörlükle birleştirerek adeta rüştünü ispatlıyor. Doğru oyuncu seçimi, vizyonu ve ciddiyeti, kurulan bu yeni ve güçlü kadronun en büyük teminatı. Tabii bu tablonun diğer önemli parçasında ise teknik direktör Vincenzo var. Açıkçası ben Vincenzo’yu daha önce hiç tanımıyordum. Futbolculuk kariyerinde Fiorentina gibi İtalya’nın köklü takımlarında orta sahada ter dökmüş bir isimmiş. Sıfırdan kurulan bir takıma bu kadar kısa sürede bu denli etkili bir oyun kimliği kazandırmak, onun da saha içindeki başarısını ve oyun planındaki ustalığını gösteriyor. Belki konuşmak için henüz erken ama bu Beşiktaş, zamanın meşhur Metin-Ali-Feyyaz’lı efsane kadrosunun bir alt versiyonu olabilir. Eğer olursa da Galatasaray’dan sonra Avrupa’da başarı getirecek ikinci takım olur kesinlikle..

En büyük ziyan nedir? sorusuna bir cevap..

O ipliği,o toplu iğneden geçirmen, bir yönüyle önemli bir başarıdır. Tabi bu durum, o iğne ve iplik için bir şey ifade etmez. Çünkü onlar için bu birliktelik,ancak bir yarımı ya da eksiği giderme birlikteliğidir. İnsan, ancak belli araçları belli amaçlar için kullanırsa başarılı adledilir. Amacı olmayan bir insana verilen tüm araçlar ziyandır.

-kırkevinkedisi