Bilim, insan ve doğa ile ilgili her şeyi inceleyerek, deneyler yoluyla gerçekleri ortaya çıkarmak için vardır. Elbette bu sürecin sonunda bilim, her mevzuya bir tanım getirir.

​Lucid rüya (bilinçli rüya) da belki hepimizin başına en az bir kez gelen; gördüğümüz rüyanın süresiyle oynayabildiğimiz, rüyanın seyrine müdahale edebildiğimiz bir durumdur.

​Konuyu biraz açayım: Diyelim ki rüyanızda sizi çok mutlu eden birini ya da bir olayı görüyorsunuz. Beyniniz tam bu sırada, hoşunuza giden bu rüyayı daha uzun yaşamanız için size bir “jest” yapıyor ve adeta, “Madem şu an huzurlusun, haydi durma devam et,” diyor. Siz de bu fırsatı kaçırmayıp yarı uyanık, yarı uyur bir halde rüyaya müdahale ediyorsunuz. Ben bugüne kadar onlarca Lucid rüya görmüşümdür.

​Bu rüyalar içinde en sevdiğim, belki defalarca gördüğüm gökyüzünde uçtuğum rüyalardı. Yerden yavaşça yükselip yaklaşık 40-50 metre yukarıda, dik vaziyette uçtuğum o anlar… Ne keyifli bir uçuştur o! Hep aynı şekilde, ormanların veya yaylaların üzerindeki engin manzaraya baka baka aheste aheste uçardım. O kadar gerçekçiydi ki sanki gerçek hayatta da uçabilecekmişim gibi hissederdim. Hiçbir rüyamda hızlı uçtuğumu hatırlamam. Bu uçuşu şöyle düşünebilirsiniz: Uzayda yerçekiminin kesildiği anda havalanıp ilerliyormuş gibi… Hatta belki şu örnek daha iyi açıklar: Röyksopp grubunun What Else Is There? şarkısının klibinde, vokalin uçtuğu sahne; işte tam olarak bu!

​Gerçi uzun zamandır bu tip Lucid rüyalar görmüyorum. Uzmanlar bu rüya biçimiyle ilgili şöyle bir sonuca ulaşmışlar: Bu rüyaları görüp kendini geliştiren insanların, gerçek hayattaki mutluluk arayışından uzaklaştığı; rüya alemi ile gerçek hayatı kıyaslayınca, rüyada daha uzun kalarak bir kaçış yolu oluşturdukları keşfedilmiş. Yani kendilerine göre yeni bir mutluluk dünyası geliştirmişler. Son olarak; bilim insanları Lucid rüya görme tekniklerini de belirlemişler ama bunları burada uzun uzun anlatmayacağım. Merak eden arkadaşlar Google’da aratarak konuya vakıf olabilirler.

 

 

 

 

 

 

 

Tavsiye Edilen Yazılar