Hayatta bazı anlar vardır, insanın içindeki o minik kurnazlık sesini susturması imkansızdır. Sosyal medyada karşıma çıkan neon bir tabeladaki “Cevabını bildiğim şeyleri sorarak insan ölçmeyi çok seviyorum” sözü tam olarak ruh halimi özetliyor. Evet, tam olarak bunu yapıyorum ve sanırım huyum kurusun, vazgeçemiyorum.

​Gelin itiraf edeyim; asıl eğlence tam burada başlıyor. Özellikle etrafta sıkça rastladığımız, hiçbir konuda gerçek bir bilgisi olmadığı halde her konuda söyleyecek iddialı bir fikri olan o “malumatfuruş” tipler var ya? İşte onlar bu oyunun en favori oyuncuları.

​Oltayı Atış: Bilmiyormuş Gibi Yapmak

​Peki, bu strateji nasıl işliyor? Aslında adımı çok net: Bilmiyormuş Gibi Yapmak. En basit, en temel meseleleri bile bilmiyormuş gibi onları dinlemeyi inanılmaz seviyorum. Karşısındaki kişinin o kendinden emin ve “sana bir şey öğretiyorum” hissiyatını yüzünde görmek o kadar eğlenceli oluyor ki…

  • ​Karşınızdaki kişi konudan bihaberken, ona son derece saf, meraklı ve “hiçbir şey bilmiyormuş” bir ifadeyle yaklaşırsınız.
  • ​Onun özgüvenini iyice tavan yaptırır, kendisini serbest hissetmesini ve tüm potansiyeliyle konuşmasını sağlarsınız.
  • ​O, hiç şüphelenmeden bildiğini sanarak ahkam keserken, siz içeride sessizce o oltayı yutuşunu izlersiniz.

​Şaşkınlık Anları ve Değişmeyen Son

​İşin en komik ve tatmin edici kısmı ise o “final” anı. Bazen o kadar büyük bir özgüvenle anlatırlar ki, gerçeği anladıklarında ya da durumu fark ettiklerinde gözlerindeki o saf şaşkınlığı görmek paha biçilmez oluyor: “Yahu abi, sen bunu nasıl bilmiyorsun?”

​Aslında asıl anlatmak istediğim, bu kişilerin eninde sonunda durumu çakması ve uyanması gerektiği ama maalesef anlayamıyorlar. O kadar kendi dünyalarında ve anlatma hevesinde oluyorlar ki, her defasından koşa koşa oltaya geliyorlar.

​Detaycı, analitik ve hiçbir şeyi şansa bırakmayan bir Başak burcu olarak bu tarz zihin oyunları, insan sarraflığının en keyifli ve en kurnaz hali

Tavsiye Edilen Yazılar