Her kadın çiçek midir gerçekten?

​Her 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde klasikleşen bir slogandır bu… Cinsiyetin getirdiği “kadın” sıfatını alan her insan, bu sıfatı ve “çiçek” olma iltifatını ne de kolay alır!

​Hayır efendim, her kadın çiçek değildir öncelikle!

​Erkeklerde “adam” ve “adamlık” iki ayrı anlam barındırır içinde. Erkeğin bir diğer ifadesi adamdır. Adam olmayı hak etmek için belli bir çaba sarf etmek gerekir. Önce sözünün eri olur adam; sonra dürüst, mert ve merhametli olur. Koruyucu ve kollayıcı olur; çevresine saygılı olur. İhtiyaç sahibine yardım eder, onuru için yaşar, ailesini baş tacı eder. Bu saydıklarım, adam olmak için olmazsa olmazlardır.

​Adam, adamlık yolunda bunca gayreti göğüslerken; kadın, “kadın” sıfatını sırf cinsel biyolojik oluşumu sebebiyle nasıl bu kadar kolay alabilir?

​İşte her kadının da kadınlığının hakkını vermesi gerekir. Erkek için geçerli olan sorumluluklar kadın için de geçerlidir. Hangi kuş tek kanatla uçar? Kadın ve erkek bir kuşun iki kanadıyken; bir kanat görevini yaparken, diğeri hiçbir şey yapmadan ailesini ve toplumunu uçurabilir mi?

​Saygıdan, edepten, merhametten bir haber; sadece güzelliğini ortaya koyarak ilgi odağı olmaya çalışan; kocasını ve çocuklarını önemsemeyen; çocuklarını başından savmaya çalışan; boş ve anlamsız işlerle uğraşırken tüketim toplumunun demirbaşı olmuş bir kadına nasıl “çiçek” denir?

​Terörle iltisaklı olan, çocuğuna psikolojik şiddet uygulayan, yeri geldiğinde aza kanaat etmeyi bilmeyen, tarihini ve kültürünü unutup yozlaşmaya yüz tutan hangi kadına “çiçek” tabiri kullanılabilir?

​Sorumluluktan, disiplinden, hedeften bir haber; devletini ve milletini hakkıyla sevmeyen, gözü kulağı hemcinslerinin üzerinde olan bir kadına, sırf biyolojik kimliği var diye “çiçek” demek abesle iştigal değil midir?

​Mesela feministler, hemcinslerinin kullandığı bu slogana ifrit olurlar. Feministler bu söze gıcıklıklarını “Kadın kadındır, çiçek babandır” ironik sloganı ile reddederler. Feministler çiçeği bir hakaret olarak görmezler; aslında çiçeğin sembol hâline geldiği belli özel günlere tepki gösterirler. Sevgililer Günü’nde kadına çiçek hediye edilir, evlilik yıl dönümünde çiçek alınır, evlilik teklifi çiçeksiz olmaz, anne olunca da çiçek hediye edilir. İşte feministler, kadının saf hâliyle yani bir “artı sıfat” taşımadan da kıymetli olduğunu savunurlar; cinsel kimliğin saf hâliyle üstün olduğunu iddia ederler. Bunu da bilimsel verilere dayandırırlar: Gen tipleri, uzun ömür, zekâ, doğum sabrı vs. Ben feministlere bu bağlamda hak vermem. Çünkü mevzu; hak, hukuk, eşitlik arayışından çıkıp kadının her anlamda özgür olması ve toplumsal hiçbir norm ile ritüele uymaması yolunda ilerleyip gider.

​Benim şu hayatta, yaşadığım zaman dilimi içerisinde öğrendiğim en kati şeylerden biri de “genelleme” denilen şeyin her şeye ve herkese zarar verdiğidir. İşte yine söylüyorum: Her kadın çiçek değildir. Çoğu kadın da, her kadının “çiçek” iltifatını hak etmeyeceğini bilir; fakat bugünün hatırına ve birlik beraberlik adına bu slogana bir günlüğüne mutabık olurlar.

​Arkadaş, hiçbir Kadınlar Günü’nde bu kadar çok eleştiri yazısı kaleme almamıştım. Demek ki bayağı dolmuşum 🙂 Neyse, bu son yazım olsun bari…

Tavsiye Edilen Yazılar