Sevgili Lev Nikolayeviç

İnsan ruhunun derinliklerini ve hakikat arayışını en iyi anlayanlardan biri olarak, bugün yaşadığım bir çelişkiyi seninle paylaşmak istedim. Arada kalbimi dünyadan arındırmak, Allah’ın nimetlerini düşünüp onu anarak tefekkür etmek için her gün belli bir zaman ayırmaya çalışıyorum.

​Dünyayı, insanlığı, hayatı, ölümü, iyiliği ve kötülüğü derinlemesine düşündükçe kalbimde bir farkındalık oluşuyor. İşte bu manevi yolculukta sıklıkla İmam Gazali’nin İhyâ-i Ulûmi’d-Dîn kitabının sesli versiyonunu dinliyorum youtube’da.

​Ne güzel anlatıyor Gazâlî kalbi rahatlatmanın yollarını, her gün bir saat tefekkürün faydalarını. Ancak tam o en manevi havaya girmişken, araya birden bir YouTube reklamı giriyor. Bir varis doktorunun sponsorlu sesiyle o derin akış bir anda dağılıyor.

​Ve işte tam o an ” Keşke YouTube Premium satın alsaydım bu bölünme yaşanmazdı” diyorum, ama sonra Amerikanın kurnaz dijital tekellerin iş modeline ve dünyaya verdiği zarara para kazandırma düşüncesi beni durduruyor. “Atla” tuşuna basmak bile o an zihinsel bir çaba gibi geliyor.

​O zaman sen şimdi “YouTube’a da gerek yok, kendi başına dünyayı, çiçeği, böceği, tüm yaratılmışları, evreni düşünüp de tefekkür edebilirsin. Böyle şeylere ihtiyacın yok” diyebilirsin. Ve elbette haklısın sevgili Lev Nikolayeviç, belki de bu şekilde bir tefekkür daha mantıklı olur. Ne dijital bir esarete mahkum olurum ne de Yaratıcı ile arama türlü aracılar koyma hevesimi tazelerim.

Sağlıcakla kal sevgili Lev Nikolayeviç

Tavsiye Edilen Yazılar