Çocukluğumdan beri bildiğim o “bir devlet, iki millet” mottosuyla büyüdüm. Azerbaycanlı kardeşlerimize duyduğumuz o derin sevgiyi kimse sorgulayamazdı, ama son yıllarda yaşananlar beni gerçekten düşündürüyor ve açıkçası biraz da şaşırtıyor. Azerbaycan ekonomik olarak geliştikçe sanki rotalarını tamamen Avrupa’ya kaydırdı. Mesela Birleşmiş Milletler’de Netanyahu’nun konuşmasını dinleyenlerin arasında Azerbaycan temsilcilerinin olması, o samimi dostluk mesajlarını benim için artık anlamsız kılmaya başladı.

​Azerbaycan’ı halklar arasında sevmemizin sebebi, şarkılarının ve müziğinin kalbimizde bulduğu o derin yankıydı. Birçok müzik eseri halklar arasındaki kaynaşmanın sebebiydi, ama halkları bunun dışında bir araya getiren başka bir özellik yoktu; Devletler açısından en büyük bağ ise Türk ve Müslümanlık bizim mottomuzdu, ana ilkemizdi.

​İşin enteresan yanı, dünyanın dört bir yanından Hristiyan, Katolik, farklı din ve mezheplerden insanlar bile, söz konusu insan hakları olduğunda Gazze zulmüne karşı bir araya gelirken, yüzlerce yıldır Müslüman olan bir ülkenin kendi inancına aykırı, ayrımcı tavır sergilemesi kabul edilemez. Mesela son aldıkları kararla okullarda tesettürü, kılık kıyafet kanununa aykırı diye yasakladılar. Bu gerçekten çok saçma ve anlamsız bir davranış. Şimdi bu ayrımcı davranışla kendi Türk ve Müslüman kimliğini yitirdiği gibi gibi bir hisse kapılıyorum dersem yanlış olmaz. İnşallah böyle bir şey olmaz da, ben yanılıyorum derim!

Tavsiye Edilen Yazılar