
Dünyanın en çok araştırma yapan üniversitelerinden biri olan Harvard’ın adını duyunca akan sular duruyor. Hatırlar mısınız? Bundan 15-20 yıl önce Türkiye’deki sakız firmalarında ya da temizlik ürünlerinde hep Zürih Üniversitesi onayı verilirdi. Ama Harvard, Zürih’ten farklı olarak her türlü araştırmayı yapıyor. Hangi denekler üzerinde yapıldığı belli olmayan araştırmalar, sırf o mühürlü etiketle sunulduğu için sorgusuzca kabul ediliyor.
İşte tam da bu noktada, Serenay Sarıkaya’nın L’Oréal defilesindeki o çok ünlü yürüyüşüyle bilimin o popüler kılıfları birleşiveriyor. Harvard’ın, dik duruşla uzun adım atmayı hormonal değişimle ilişkilendirip sahneyi doldurmayı sağladığı iddiası, bizim yorumcuların dilinde hemen ona bağlanıyor.
Doğru dürüst bir dizi veya film projesi yokken, sadece güzelliği ve aurasıyla sosyal medyayı parselleyen bir ismin, adeta dünyadaki en etkileyici yürüyüşü sergiliyormuş gibi sunulması tesadüf değil. Sonsuz başarıları olmasa da, sırf o enerjiyle sosyal medyada bir numara olmak çok kolay bizim ülkemizde. Herhalde “Serenay, milli gururumuzsun,” “Türkiye seninle gurur duyuyor” nidaları bir hafta daha gündemi oyalamaya devam edecek.






