Hollywood filmleri deyince genel olarak yüksek gişesi olan, global anlamda krallığını ilan etmiş ve ağırlıklı olarak aksiyonu bol, bir kültür emperyalizmi endüstrisi gelir aklımıza. En azından benim için öyle.

​Bu sektör; milyonlarca dolar harcanan, gösterim tarihinden en az 8 ay önce reklam ve tanıtımları yapılmaya başlanan, ilk filmin tutmasıyla serinin 2., 3. ve 4. filmlerinin gösterim tarihleri merakla beklenen, ortalama 120 dakikalık bol efektli filmleriyle kendine bir şekilde çok ciddi bir kitle yaratmayı başarır. Yani artık kanıksadığımız bir döngüdür bu. Başlangıcı da Rocky, Rambo, Superman gibi filmlerin gösterime girdiği 1980’li yıllara dayanır.

​Hollywood sineması birbirinden farklı süper kahraman karakterleri yaratıp bundan nemalanırken, arada çok ender de olsa aile ve günlük hayatın içinde sosyal mesaj vermeyi hedeflediği filmler de çeker. Giderek tek tipleşen ve sıradanlaşan dünyada aile, yerellik ve dram gibi konulara sahip filmler görme şansımız da giderek azalmakta artık.

​İşte Wonder (Mucize), bu türün (aile) en iyi örneklerinden biri olan bir Hollywood filmi.

​Bu gece, yaklaşık 2 saat önce TRT 2’de denk geldim ve oturup keyifle izledim. TRT 2’yi sevme sebeplerimden biri de budur zaten. Bu tip aile filmlerini cımbızla çekip çıkarır ve yayınlar.

​Wonder (Mucize), 2017’de vizyona girdiği dönemde izleme fırsatı bulamadığım filmlerden biriydi. Film, tam bir aile filmi. Yüzünde biçimsel deformasyon olan bir çocuğun; annesi, babası, kız kardeşi ve okulu çevresinde gelişen olayları konu ediyor.

​Senaryo, dış görünüş ve iç güzelliği kavramlarından yola çıkıyor. Küçük Auggie’nin çevresine yaptığı küçük ama etkili dokunuşlarla hem kendine hem de iletişim kurduğu herkese kattığı anlama şahit oluyorsunuz filmi izlerken.

​Ayrıca mutlu sonla biten filmleri sevenler için de çok iyi bir seçenek. Filmde tüm karakterlerin hayatlarına ayrı ayrı dokunuluyor. Yaşanmışlıklardan doğan tüm davranış tiplerinin tek boyutlu olmadığını altını çizerek gösteren film, empati ve sempati denklemini kolayca kurmanızı sağlıyor.

​Sabır, mücadele, dostluk, iyilik, anlayış ve pişmanlık gibi kavramları iç içe geçirmeyi başaran ender filmlerden biri olarak tanımlamak mümkün Wonder’ı.

​Julia Roberts’ın oyunculuğunun zirve yaptığı, anneliğin ne olup ne olmadığını mükemmelce anlattığı bu filmi izlediğinizde, kendi hayatınızdaki olayları ve davranış biçiminizi ister istemez sorguluyorsunuz.

​Filmin belli dakikalarındaki duygusal sahnelerden etkilenip içli içli yutkunmanız da mümkün, şimdiden söyleyeyim.

​“Şu dünyada en dertli benim herhâlde, en büyük sorun da bende” dediğiniz zamanlarda, aslında tam da sizin gibi düşünen milyonların olduğunu anlatan bu filmi bence en kısa zamanda izleyin.

​Anlaşılır olmayı sağlamak için önce doğru anlamayı denemek gerektiğini bir kez daha hatırlamak için…

Tavsiye Edilen Yazılar