Mevzular var; her biri kendi içinde dönüşür de dönüşür. Doğrular yanlışlara evrilir; yanlışlar türlü tepkimelerle büyütür kendini. Etik kimin etiğidir, ahlak kimin cebinde gezer, belli değildir. Eskiden büyükler, “Para ile iman kimdedir belli olmaz,” derdi. Bugün ise çok daha büyük belirsizlikler var.
İlk önce aklıma gelenlerin başında, “Kim insan, kim değil?” sorusu var. Sureti insan olan milyarların içinde, cidden kaç insan var? Suretler artık her zamankinden daha soyut, daha sanal. Zannettiklerimiz, bizim en büyük doğrumuz artık. Doğruyu kimseden öğrenmeye ihtiyaç duymadığımız bir çağın fertleriyiz. Kime, hangi doğruyu öğretebiliriz ki?
Ya yanlış? Kimi, hangi yanlıştan döndürmeye cesaretiniz var? “Saldım çayıra, Mevlam kayıra” cümlesi artık başlı başına bir ideoloji değil mi? Çayıra salınanların ve çayırdan toplananların dünyası… Meleye meleye çağırıp dururuz nice olan akıbetimizi.

