Asıllar, taklitler ve çok benzerler…

Çok büyük elemlere, üzüntülere sarmalanmış acayip duygular besliyoruz bugün milletçe… Üzüntü ve acı dediğimiz duygularımız, her haber bülteninde içimizde üst üste biniyor.

​Olduğu yere çöküveren binalar; o enkaz yığınlarının altında can veren binlerce insanı düşünmek, ardından vefat edenlerin yakınlarının acısını hissetmek, en son da o büyük felaketten kurtulanların bu soğukta yaşadığı ve yaşayacağı türlü türlü travmalar…

​Saatler ilerledikçe enkazlardan çıkacak mucize kurtuluş haberlerine odaklanıyoruz. “Bir can, bir candır” diyerek dua ediyoruz. Zaten elimizden başka bir şey de gelmiyor; tabii AFAD, Kızılay ve benzeri yardım kuruluşlarına gönderdiğimiz SMS’leri, yolladığımız kıyafet ya da erzak malzemelerini saymazsak eğer.

​Şimdi gardırobumda elime kışlık ne geçerse bir kutuya dolduruyorum. Meğer ne çok kıyafetim varmış, onu anlıyorum şu an. Monttan atkıya, eldivenden kazağa kadar her şeyden ikişer, üçer adet… “Niye duruyor ki dolapta bu kadar şey? Neyi bekliyor, kimi?” diye düşünürken, cevabı anında o soruyla ilişkilendiriyorum: Elbette afetzede halk için. Bu sebeple biraz rahatlıyor içim. “İyi ki vermemişim birilerine” diyorum. En çok ihtiyacı olan insanların elinde, sırtında ve başında biraz sıcaklık oluşturmanın huzurunu hissediyorum.

​Allah’ım, sen büyüksün. Sen şimdi orada yarası sarılanın da, yara saran her kulunun da yardımcısı ol. Bizleri her türlü belâ ve musibetten muhafaza et.

Rock müziğini, arabesk sevmek..

İki üç gündür Pinhani’nin “Dünyadan Uzak” şarkısının arabesk versiyonunu dinliyorum. Sakiler isminde bir grup söylüyor. Dünyadan Uzak şarkısı Pinhani’nin en damar şarkılarından biridir; çok da severim. Sözleri ve okuma kolaylığı ile çok eşlik edilebilir bir şarkıdır. Ama itiraf etmem lazım, bu şarkının arabesk tarzında okunup bu kadar keyif vereceğini tahmin etmezdim. Sakiler, şarkıyı neredeyse Müslüm Baba tarzında okumuş. Bence Dünyadan Uzak şarkısı, bu evrimleşmiş haliyle bile bomba bir şarkı olduğunu ispatladı. Şarkıyı Sakiler’den dinlerken “Keşke bu şarkıyı hayattayken okusaydı Gürses” diye geçirdim içimden. Bana böyle düşündüren de grubun vokali Hasan Gözetlik oldu; çünkü sesi Müslüm Baba’ya çok benziyor. Bence Müslüm Gürses’in veliahtı dünyaya indi, hem de güncellenmiş haliyle… 😉

​Rock ya da bir pop parçasını arabesk modunda okumak çok risklidir. Çünkü hit olmuş bir şarkı arabesk tarzında okunursa kafüstü çakılabilir. Tabii bu durum, şarkıyı okuyanın kariyerine ve ismine bağlı olarak da farklı değerlendirmelere tabi tutulabilir.

​Şöyle 20-25 yıl öncesini hatırladığımda aklıma ilk Küçük Emrah gelir. Pop müziğin yükselişi, başta arabesk ve fantazi müziğe büyük kan kaybettirmiş, bu tarzların kendini pop’a uyarlamaya çalışmasına neden olmuştu. Bunu ilk deneyen de Emrah olmuştu; “Sevdim mi Tam Severim” şarkısı da bunun ilk örneğidir. Bu örnekten hemen sonra Mahsun, Özcan, Alişan, İzzet gibi yeni bir ekol, Prestij Müzik çatısı altında pop-vari arabesk tarzını buldular. Çok da tutmuştu aslında. Yani vokaller şarkıları arabesk yorumlarıyla pop müzik enstrümanlarının üstüne bindirmeye başladılar. Bu tarz gençleri kendine çekmeyi başardı.

​Bu ekol o kadar çok tutmuştu ki, İbrahim Tatlıses ve Bülent Ersoy bile kayıtsız kalamadılar. Fakat bu ikilinin yaptığı pop-arabesk gibi değil de arabeskleşen pop oldu diyebilirim.

​Ve işte bu süreçten sonra iş tamamen arabeskçilerin pop hit’lerini cover’lamasına döndü. Allah rahmet eylesin, Müslüm Gürses öyle bir şey yaptı ki bu yepyeni bir dönemi başlattı. Gürses, Teoman’ın “Paramparça” şarkısını okudu. Başta medya ve müzikseverler Gürses’i ti’ye aldı. Fakat Gürses bu şarkıyı öyle keyifli okudu ki zamanla herkes Müslüm Baba’dan rock şarkısı dinlemeye başladı. Müslüm Baba artık rock cover okumaya başlamıştı. 🙂

​Eski Müslümcüler Baba’ya tepki koydu ama pop ve rock gençliği onu bağrına bastı. Bir zaman sonra Kibariye de Baba’nın yaptığını yaptı, Şebnem Ferah’ın “Sil Baştan” şarkısını okudu. Kibariye de artık rock cover’lara göz mü kırpıyordu yoksa? Ama ne yazık ki devamı gelmedi, bir dönem kapandı.

​İşte o zamandan sonra herkes her şarkıyı cover’lamaya başladı. Rock’çılar arabesk, pop’çular sanat müziği okumaya başladı. Bence harika oldu bu durum; Türkiye’deki müzik kendini sürekli üretmeye başladı. Son zamanlarda ise rap tarzı epey aldı başını gidiyor malumunuz. Öyle ki her pop’çu şarkısının bir yerine rap tınıları ekliyor, böylece pop’u ayakta tutmaya çalışıyorlar.

​Bir de şimdi aklıma geldi, son dönemde bir furya daha çıktı: Rap müzik tınıları üstüne arabesk yorumlama yapan YouTube fenomenleri. İşin ilginç yanı, bu hızlı meşhur olan kardeşler genelde kadın. Bu ekolü taşıma görevi şimdilik kadın vokallerde gibi görünüyor.

​Neyse, toparlayalım…

​İçimizdeki arabesk bir şekilde yaşamayı başarıyor. Bir sanat ya da halk müziği gibi yerleşik kültür görülmese de yine de kendini yaşatıp ayakta kalmaktan hiç vazgeçmiyor. Bu vesile ile Sakiler grubunu “Dünyadan Uzak” şarkısını başarılı bir şekilde cover’ladıkları için tebrik ediyorum.