Siz “keklik gibi” türküsünü Mosso’dan dinlediniz mi hiç?

Son dönemde radyoda tesadüfen denk geldiğim bir yorum, zihnime yerleşti ve uzun süre çıkmadı. Melek Mosso’nun “Keklik” türküsünü seslendirdiği o kayıt, sanatçının kariyeri ve potansiyeli hakkında bana yepyeni bir kapı araladı.

​Açıkçası, bugüne kadar Mosso’yu sadece popüler müzik cover’ları üzerinden takip eden biri olarak, onu daha ziyade modern tınılar içinde konumlandırıyordum. Vursalar Ölemem, Arzular Arsız veya Dilek Taşı gibi şarkılardaki performansları şüphesiz oldukça başarılıydı; ancak “Keklik” türküsüyle sergilediği performans, bambaşka bir derinliğe işaret ediyor.

​Bu türkü yorumunu dinlerken fark ettim ki Melek Mosso, sadece belirli bir türün şarkıcısı değil; her tarzı içine sindirebilecek kadar güçlü ve esnek bir sese sahip. İşin en etkileyici yanı ise türkünün içine kattığı dokunuşlarda gizli. Mosso, yorumunda adeta bir Bedia Akartürk ruhunu yaşatıyor. “Biraz” diyorum, çünkü bu bir taklitten ibaret değil; o kadar kıvamında ve dozunda bir nağme kullanımı var ki, ortaya çıkan sonuç adeta Melek Mosso ile Bedia Akartürk’ün hayali bir düeti gibi tınlıyor.

​Türküye kattığı duygu o kadar yoğun ve gerçekçi ki, kendinizi o melodiye kaptırmamak elde değil. Sesindeki bu zenginlik, sadece teknik bir başarı değil, aynı zamanda müziğin ruhuna dokunabilme yeteneği.

​Bu performansı dinledikten sonra, kendi içimde bir dilek tuttum: Umarım Melek Mosso, bundan sonraki kariyerinde sadece popüler cover’larla sınırlı kalmaz. Kendi özgün kimliğiyle, bu tür derinliği olan eserlerde daha fazla boy gösterir ve adından çok daha büyük başarılara imza atarak söz ettirir. “Keklik” yorumu, bu potansiyelin sadece küçük bir göstergesi olabilir.

​Hâlen dinlemediyseniz, bu türkü yorumuna mutlaka kulak vermenizi şiddetle tavsiye ediyorum; kulağınızın pasının silineceğine eminim.