Geçcek de bir gün geçecek.

​Tarkan yeni bir şarkı yapmaya görsün, hemen olay olur. Şarkının tutup tutmayacağı pek mühim değildir; medyanın gözünde Tarkan hep “Mega Star” kalacaktır. Çünkü şu an bu medyanın sahipleri, Tarkan’ın en parlak dönemlerinde ya yeni ergen ya da gençliklerinin altın çağındaydılar ve Tarkan’ı o dönemlerde özümsediler.

​Ancak ileride bir zaman gelecek, medyanın sahipleri emekliye ayrılacak ve Tarkan da geçmişin tatlı hatıralarından biri olacak. Çünkü müzik tarzları değişecek; yenilenen tüketim alışkanlıkları her şeyi eskittiği gibi Mega Star’ı da aynı raflara koyacaktır. Ancak ben, “Geççek” şarkısının müzikalitesinden ziyade siyasi düzlemde yarattığı etkiyi konuşmak istiyorum.

​Muhalefetin önde gelenleri şarkıyı doğal olarak hemen sahiplendiler. İktidar cephesi ise durumdan rahatsız. Her yöne çekilebilecek bir şarkının iktidara yönelik dokundurmalarını kabul etmelerini beklemek zaten zor.

​Peki, neymiş İsmail YK tarzı bu “Geççek” şarkısının sözleri? Bakalım:

“Geççek her şeyin sonu var, bu çile de bitecek

Oh oh şındırgadıp oynayacağız o zaman

O çiçekten günler çok yakında

Dayan çoğu gitti, azı kaldı

Yapma güze, kışa boğma yazını

Yakındır sabrın zaferi

Düştük evet ama kalkmadık mı?”

​Valla şarkıya bakınca öznesini bulmak zor. Evet, ortada nefret edilen, istenmeyen bir şey var ama ne? En başta da dediğim gibi, bu özneye herkes istediği kişiyi ya da herhangi bir şeyi koyabilir. Şimdi Tarkan’a sorsanız, “Bu şarkıyı Erdoğan’a mı yazdın?” diye; cevabı üstü kapalı ya da flu bir “hayır” olur.

​E adam açık açık bunu diyemeyecek elbette. Dolambaçlı yoldan muhalif kitleye mesajı zaten vermiş. Bu ülkenin insanları hâlâ bir sanatçının siyasete bulaşmasına, taraf tutmasına alışamadı. Oysaki bu durumun hiçbir mahzuru yok. Sanatçıyı zamanında bir memur gibi siyasetten uzak tutmayı kim dayattı bize bilemiyorum. Tam bu noktada aklıma Kılıçdaroğlu’nun, Külliye’de Erdoğan’ın sanatçılara verdiği yemek sonrası yaptığı yorum geldi. Ne demişti Kılıçdaroğlu: “Yalakadan sanatçı olmaz.” Tabi bu “yalaka” sıfatını iktidara yakın isimleri baz alarak kullanmıştı; sanki iktidara yakın olmak suçmuş gibi.

​Oysa o yemekten sonra Kılıçdaroğlu ve partinin önde gelen isimleri, başta Tarkan olmak üzere birçok muhalif sanatçının konserine gitmiş ya da onları makamlarında ağırlamışlardı. Bu duruma iktidar basını da haklı olarak misilleme yapmıştı. 🙂 Aslında yanlışa karşı yanlış bir tepkiydi bu. İktidar taraflı medya mevzuya şöyle yaklaşsaydı daha şık olurdu: “Sanatçı, gönül verdiği partiye yakın diye suçlanamaz. Ne Cumhurbaşkanı’nı ne de farklı bir siyasi parti liderini desteklemek yalakalık değildir. Biz tüm sanatçıların fikrine ve düşüncesine saygı duyuyoruz.”

​Ama olmadı, olamadı…

​Bana göre ise sanatçının tek bir tarafı olamaz. Sanatçı herkes gibi değildir çünkü; her şeye farklı bakması gerekir. Olayların samimiyetine, estetiğine ve faydasına bakar. Çünkü sanatçı, menfaat odaklı değil; daha bütüncül ve tamamını kapsayabilecek eylemleri sever. Diyelim Tarkan bugün iktidarı sevmiyor, beğenmiyor olabilir; ancak zaman içinde iktidarın olumlu eylemlerini görüp fikir değiştirebilir, değiştirmelidir de! Bu yönü onu “satılmış” ya da “omurgasız” yapmaz. Bilakis, asıl manada sürekli doğru olanın peşinden gittiğini, herhangi bir zümrenin malı olmadığını ortaya koyar. Bir birey, bir kurum, bir cemiyet ya da bir parti sürekli nasıl dört dörtlük olabilir? Olamaz elbet.

​Neyse… Şimdi gelelim Tarkan’ın şarkısının müzikal tarafına. Tarkan piyasaya girdiğinden beri kolay ezberlenebilir ve kolay eşlik edilebilir şarkılar yaptı. Üstelik şarkı sözlerinin Türkçeye yaptığı olumsuz etkileri hiç önemsemeden; çünkü Tarkan’ı Tarkan yapan “olmazsa olmazlar” bunlardı.

​Ama şimdi “Geççek” (yani geçecek) ile bu rutin değişti. Çünkü şarkının gerek ritmi gerekse sözleri alabildiğine sıradan; hiçbir esprisi olmayan sözlerden ibaret. Bana biraz muhalefete puan kazandırmak için yapılmış bir parça gibi geldi. Üstelik yukarıda da yazdığım gibi öznesi bir karakutu gibi; COVID virüsüne mi yoksa iktidara mı sesleniyor, muamma.

​Şimdi gelelim Tarkan’ın bu şarkıyı neden şimdi yaptığına. Sezen Aksu’nun Adem ile Havva’nın isminin geçtiği şarkısının yankıları daha yeni sönmüşken, Tarkan’ın bu şarkıyı patlatması çok manidar geldi bana. Çünkü iktidarın sanatçılara baskı yaptığı algısını oluşturmak için güzel bir yöntem bu. Aynı zamanda bu polemiklerin kaynağı olan sanatçının PR’ına da harika bir katkı. Ayrıca bu tip muhalif mantalitede olan sanatçıları seven, destekleyen ve kahramanlaştıran siyasi muhalefet partileri varken, bu harika bir fırsat.

​Bence şarkı vasat ama yarattığı etki ve polemiklerle gündem olmayı başarıyor. Sonuç olarak Tarkan kuyuya taşı bıraktı, kırk akıllı çıkarmaya çalışıyor. 🙂

​Bence Sezen Aksu ile başlayan bu gidişat, Tarkan’ın da eklenmesiyle moda olup birçok muhalif sanatçıyı tetikleyecektir. Yani sanatın her türünde faaliyet gösteren sanatçılar, kendi alanlarında iktidara üstü kapalı göndermeler yapmaya devam edecekler. Bu gidişat siyasete herhangi bir katkı sağlamayacağı gibi, gereksiz gündem zincirlerine yeni halkalar eklemekten öteye gitmeyecektir.

​Dipnot: Harbi, “geççek” nedir yahu? Bari şarkının adını doğru yazıp şarkı içinde “geçecek” yerine “geçcek” deseydin. Allah’ım, sen eski Tarkan’ı bize geri gönder!

​Âmin.