Rams Park’ta İmkânsızın Kıyısında: Bir Hayal, Bin Umut!

Hansi Flick Barcelona’yı alıp resmen makineye çevirmiş! Adamlar 7 maçta 150 şut çekmiş, 33’ünü atmış. Raphinha’yla Yamal zaten ayrı bir hava katıyor.

​Takımda doğru dürüst forvet yok ama Flick Raphinha’yı ileriye koymuş, sistem tıkır tıkır işliyor. 1,5 milyar borçla transfer yapamayacak durumdalar ama Avrupa’nın en tehlikeli takımı olmuşlar bile.

​Şimdi sıra bizde, Rams Park’ta! 13 Ekim gecesi Şampiyonlar Ligi’nde o atmosferi düşünsene. En az 2 gol yeriz belki ama bizim de en az gol atmımız lazım. Barcelona’dan 1 puan almak bile bizim için büyük zafer. Sahada o forma aşkıyla oynarsak, atacağımız her gol bizi daha da ateşler, haydi Cimbom!

​Beni asıl heyecanlandıran şey şu: 13 Ekim’de bu maç oynandıktan sonra, galibiyet zor ama beraberlik bile alsak, vallahi dünya basını bizi konuşur. Düşünsene, Barcelona’yı tek durduran takım Galatasaray deniyor! Sporting’den 4 yiyip üstüne kalkıp Barcelona’yı yenmek ya da berabere kalmak Galatasaray’ı ciddi anlamda korkulu hale getirir, yer yerinden oynar!

Bu Çocuk İş Yapar: Aleksey Batrakov

Galatasaray yine yaptı yapacağını. Her sezon sonunda ya flaş bir transfer bombası patlatıyorlar ya da işi transferin bitimine çok yakın bir zamana bırakıp bizi resmen çıldırtıyorlar. Hele bir de Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor’un yaptığı şu sağlam transferleri gördükten sonra yönetimden ne hamle geleceğini merak etmemek elde değildi. Ama sonuç olarak yine bir şekilde sahneye çıkmayı başardı yönetim..

​Gelelim şu yeni transfere, Aleksey Batrakov’a. İzlediğim kadarıyla tam bir on numara havası var. Yaşı genç, oyunun her anında aktif ve vuruşları gerçekten çok klas. Kesinlikle takıma yeni bir soluk katacaktır ama yeterli mi? Bence değil. Elimizde Osimhen gibi bir dünya yıldızı varken, onunla uyum sağlayacak, ortalığı karıştıracak bir forvete daha ihtiyacımız var. Ayrıca, Sanchez ve Abdülkerim’i yedekleyecek sağlam bir stoper alternatifi de listenin başında gelmeli. Hayırlı olsun diyelim Batrakov Galatasaray’a.

Chelsea Çıkmazı: 41 Futbolculuk Dev Kadro ve Bonservis Çılgınlığı

Düşünsene, Chelsea’nin elinde tam kırk bir kişilik devasa bir futbolcu yatırımı birikmiş ve FIFA artık “Kardeşim, bu ne kalabalık, kadroyu yirmi beşe düşüreceksin” diye uyarmış. Eskiden ben bunu sadece bizim ligde oluyor zannediyordum. Bizim üç büyüklerin elinde de var ya, tonla kiralık veya kenarda bekleyen futbolcu. Takımlar da bunlardan bir an önce kurtulmak için çırpınıyor ama bir yandan da o kadar yüksek bonservisler ödediler ki, zararın neresinden dönsen kardır mantığına pek sıcak bakmıyorlar. Sonuçta bu iş bir ticaret ve bu şekilde elinde futbolcu tutmak, hem teknik direktörü yoruyor hem de kulübün giderlerini. Gelecekte bu hatalara düşmemek için çok daha gerçekçi planlar yapmak şart, bence ders çıkarmaları gerekiyor ki bizim süper lig zihniyeti oturmasın onların kafasında da.

​Bu bağlamda, kadro dışı kalan veya transfer listesinde yer alan bazı oyuncuların belirlenen bonservis bedelleri de oldukça dikkat çekici:

  • ​Benoît Badiashile için 30 milyon sterlin isteniyor.
  • ​Axel Disasi ve Marc Guiu için 25’er milyon sterlin talep ediliyor.
  • ​Nicolas Jackson için belirlenen rakam 65 milyon sterlin.
  • ​Malo Gusto için istenen tutar 75 milyon sterlin.
  • ​Enzo Fernández için ise tam 120 milyon sterlin talep ediliyor.

​Ayrıca ben bir Galatasaraylı olarak da düşünüyorum da, o ellerinde tuttukları ve işe yaramaz diye düşündüklerini aslında bize üçte bir fiyatına verseler niye kabul etmeyelim ki? Hatta bu ellerinde birikenlerle yeni sıfır bir takım kurulur aslında!

​Ama üzgünüm Chelsea, bu fiyatlara bu futbolcuları elden çıkarman imkansız.

​Allah kolaylık versin Chelsea!

Adioz, Mauro Emanuel İcardi Rivero

Mauro Icardi’nin Galatasaray’dan ayrılışı, gerçekten bir dönemin sonu oldu. Hagi gibi büyük bir yıldızın ardından ben de Icardi’nin son on yılda popüler yıldızlardan biri olarak tarihe geçtiğine inanıyorum. Kulübün paylaştığı veda metninde belirtildiği üzere, o artık sadece kulüp tarihine adını altın harflerle yazdıran değil, aynı zamanda kulübün unutulmaz efsaneleri arasında sonsuza dek yaşayacak bir değere dönüştü. Ufak kızıma hediye ettiğim Icardi’li forma, bizde senden kalan bir hatıra kalacak artık.

Aslında İcardi’ninOsimhen gibi bir yıldızın varlığı sebebiyle ayrılacağı zaten belliydi ve tahminler, bundan sonra nereye gideceğinin Avrupa’nın orta kalite takımları, Arabistan veya kendi ülkesindeki köklü kulüpler üzerinde yoğunlaştığı yönünde. Icardi, son dört yılda Galatasaray’da üst üste Süper Lig şampiyonlukları yaşadı, Türkiye Kupası ve Süper Kupa zaferlerine ortak oldu ve gol krallığı sevinci yaşayarak takımına çok önemli katkılar sağladı. Gerçekten Icardi, sen büyük bir yıldızsın kardeşim. Türkiye’de birçok çocuğun Galatasaraylı olmasına büyük katkın var. Gerek gollerin, gerek gol sevincin, imajın, sosyal medyadaki paylaşımların, Galatasaray’a olan aidiyetini kimse unutamaz. Belki önümüzdeki otuz-kırk yıl içinde Galatasaraylı olacak bir sürü taraftarı, tek başına sen kazandırdın. Umarım yolun açık olur, Galatasaray’ı hiç unutmazsın, inan Galatasaray seni hiç unutmayacak.

Şampiyonluk mu? GALATASARAY

Şampiyonluk..

Son 25 yıldır çok alıştığımız, en fazla iki sene, bilemedin 3 sene ara verip sonra tekrar kazandığımız şampiyonluklar..

Gerçi her ne kadar alıştık desem de, yine kazanılan her şampiyonlukta havalara uçuyoruz. Hele hele yarışın son haftaya kadar sürdüğü sezonlarda, daha da bir kıymetli oluyor şampiyonluklarımız.

Bu sezonda yukarıda bahsettiğim türde bir sezon geçirdi lig takımları..

Kim ne derse desin, takımın başında Fatih Terim olunca ve kadro da onun gönlüne göre kurulunca, çok büyük bir aksilik de çıkmazsa ipi göğüslemeyi başarıyor Galatasaray..

Geçen sezon sonu iyi bir bedelle satılan Gomis’ten sonra GS, istediği gibi bir forvet bulamamıştı. Lig başlamış elde ki forvetler istenileni veremiyordu. Fakat takımın içinde ki bazı oyuncular, bu açığı kapatmak için gol yollarında daha etkili olmaya başlıyor, nitekim de maçı kurtaran golleri atmaya başarıyorlardı.

Bu sezon alınan oyuncuların neredeyse tamamı takıma uyumlu, karakterleri ve çalışkanlıkları ile adından söz ettirebilecek tarzda futbolculardan seçilmişti.

Zaten başta Fatih Terim olunca,oyuncu seçimlerinde kimsenin itirazı olmazdı taraftarlar arasında.

Benim bu sene takıma en çok fayda kazandıran futbolcular( ilk 11 desem yeterli heralde )  listemin başında Feghouli var. En kritik maçlarda, en zor dakikalarda GS yi ipten alan adamdı Feghouli. Oyundaki atraksiyonları, ceza sahasında buluştuğu an da topu kaleye kolayca gönderebilmesi, hızı, tekniği ve de tabi ki de istikrarlı oyunu, onu listemde birinciliğe çıkardı.

O listede ikinciliği verdiğim adamsa, devre arasında araplara sattığımız Garry Rodriguez. İlk yarıda ki muhteşem performansı, takımı tek başına sırtlayışı, hızı, hırsı ve tekniği ile on numara iş çıkardı.

GS bu sezon kendini zora sokan iki büyük hatadan ikincisini Rodriguez’i satmakla yapmıştı. Birincisi malûm Gomezdi. Evet necburiyetten ve takımın menfaati için satıldılar fakat, oyun kurgusu anlamında bu iki satışa alışmak çok uzun sürdü.

O listede ki bir diğer isimse tabi ki Onyekuru..

Takıma ilk geldiği zaman millet pek beğenmemişti onu. Takıma adaptasyonu biraz ağır oldu. Fakat 3-4 maçlık ısınma turlarından sonra hırsı ve golcü kimliğini ortaya koymayı başardı. 30 maçta 14 gol atarak takımına çok büyük katkı sağladı. Aslında Onyekuru giden Rodriguez’in yerini doldurdu da denebilir bi yönüyle.

Rodriguez 33 maçta 9 gol ve 10 asistle ilk yarıda GS yi ayakta tutan adamdı aynı zamanda.

Bu isimler dışında yine muslera, belhanda, marianho, selçuk, linnes, fernando, donk, n’diaye, nagamato ve luyindama takımı asıl sırtlayanlan isimler oldu.

Bunlar dışında değinmek istediğim bir konu daha var. O da Fatih Terim..

Galatasaray tüm büyük başarılarını hep onunla yakaladı eyvallah. En çok kupa toplayan adam da o oldu eyvallah. Futbolcusunu en iyi anlayan hep o oldu ona da eyvallah.

Fakat nereye kadar?

Gs’nin son 20 senesinde Fatih Terim’in olmadığı yıllarda kazandığı şampiyonluk sayısı yalnızca dört. Lucescu, Geretz, ( Feldkamp sonrası Cevat Güler ve Hamzaoğlu ile gelen şampiyonluklar, 1996-1997 sezonundan bu yana yalnızca 4 yılı kapsıyor.

Tabi ki bu, “Fatih Hoca gitsin bıraksın” demek değil kesinlikle. Fakat bu algının artık yenilenmesi gerekiyor. Fatih hoca’ya Allah uzun ömür versin inşallah. Ama bir kulübün şampiyonluk için sadece 1 adama sarılması, bütün yükü ve sorumluluğu ona vermesi, bence kendi sorumluluklarından kaçmak anlamına geliyor.

Peki ne yapılmalı?

Benim fikrim alternatif Fatih Terim adaylarıyla dirsek temasını kesmemekten geçiyor. O alternatifler ise belli. Hasan Şaş, Ümit Davala, Ergün Pembe, Bülent Korkmaz ve Okan Buruk gibi teknik direktörlüğe ısınmış oyuncular ilk etapta aklıma gelenler. Galarasaray bu konuda şanslı. Takım için teknik direktörlük yapacak adamı dışarıda aramasına gerek yok yönetimlerin..

Atıyorum Fatih Terim seneye yurt dışından bir takımla anlaşsa, Hasan ve Ümit’e, “al bu takım size emanet” diyebilir rahatlıkla şuan ki yönetim. Ve eminim ki Şaş ve Davala, Terimden elde ettikleri tecrübeyi en doğru şekilde kullanırlar.

Neyse, bunlar şimdi zaman olarak hiç te konuşulacak konular değil malûm. Şimdi doya doya kutlama ve konvoylara katılma vakti 🙂

22.Şampiyonluk, “Ben ölene kadar Galatasaylıyım” diyen herkese hayırlı uğurlu olsun…