Dizi izleyicisi,yüksek dozlarda bile, ”bana mısın?” demiyor maşallah!

Ben iyi bir dizi izleyicisi sayılmam. Yarışmadan ve dizilerden geçilmeyen Tv ekranlarında samimi ve izlenmeye değer program sayısı oldukça az. Tabi kan,gözyaşı,şiddet ve entirika gibi mevzulu yapımları sevenlere de çok bir şey diyemiyorum. Halkımız,seçici davranma özelliğini pek kullanamıyor maalesef günümüzde..

Bu durum artık “ne verseniz izleriz” modunda ilerliyor. Buna ilave olarak,dizi alışkanlığı dediğimiz şey,artık daha ileri düzeyde bir psikolojik hastalığa dönüştü. Herhangi bir dizinin ilk bölümünü biraz izlemiş,konusunu anlamış ve sonrasında beğenmemiş olsanız bile. Daha ileri ki bir zamanda, TV de zap yaparken aynı diziye denk geldiğinizde mutlaka bir müddet bakıyorsunuz hipnotize olmuş biçimde.

Mesela Fox Tv’de’ki Yasak Elma dizisi..

Hayatımda entirika ve üçkağıdın bu kadar basit işlendiği,topluma,dünyanın ve içinde yaşadığımız hayatın,sanki bir entirika ve yalandan ibaret olduğunu fikri aşılamaya çalışan bir başka dizi görmedim. Zengin bir adamın parası ve gücü için, birbirini ortadan kaldırmaya çalışan sinsi mi sinsi.. Şeytan mı şeytan kadınların,bitip tükenmeyen adam kapma mücadelelerini anlatan bir dizi..

“E madem izlemiyorsun,nereden bilyorsun?” diye soranlarınız olacaktır. En başta da dediğim gibi. Bir dizinin ilk bölümüne bakınca ve de karakterlerini tanıyınca; kanallar arası denk geldiğinizde mevzuya anında vakıf oluyorsunuz..

Buraya dikkat! Ulusal kanallarda toplamda 20 dizi yayımlanıyorsa,bunun en az 5-6 sı şiddet, 8-9 tanesi aile içi dram sarmalında gelişen psikolojik ve fiziksel şiddet.Geriye kalan 3-4 tanesi de romantik komedi türünde..

Peki ben ne izliyorum..?

Bir kere bu bahsettiğim türde ki dizileri takip etmiyorum. Bunların yerine ulusal kanallarda ki filmleri,tartışma programlarını,bir kaç komedi programını, tematik kanalları ve elbette,yenilenen TRT 2 kanalını..

Yetiyor mu? İnanın yetiyor..

Meselâ Çukur dizisi.. Evet,seveni izleyeni çok. Fakat ben bu dizinin de, ilk bölümünü izlemiş,sonra ki bir kaç bölümden sonra gidişatı beğenmediğimden bırakmıştım. Az önce cepte TV kanallarını gezerken, Çukur’un eski bölümünün özetine denk geldim. Ve gördüm ki dizi, raiting’ini yukarıda tutmak için saçma sapan senaryolara girmiş bu sürede. İzlediğim 5 dakika da gördüklerimi anlatayım size..

Dizinin başrolünde Aras bey baygın halde otururken,ona arkasından sarılan kadın oyuncu,Aras’ı kucağında uyutuyor. Sonra Aras,bir rüya görüyor. Rüyasında ona sarılan kızın elinde bir bebekle,kendisine ; ” bak bizim bebeğimiz” dediğini görüyor. Sonra uyanıyor. Bu arada bizim kız bir binanın gösteri sahnesinde, bir müzik setininin içine bir Nilüfer CD’si takıp,çalan şarkıya sanki kendi söylermişcesine playback yapıyor. Tabi sahne boş. Boş koltuklara konser yani.. O arada uykudan kalkan Aras efendi, sahneye geliyor. Kızımızı salak salak taklit yaparken görüyor. Kızımız, bu şaçma eylemine şahit olan Aras’a bozuk atıyor. Sonra ikisin de de,bir havalar,tripler falan oluşuyor. O arada Aras,kıza ; “seni rüyamda gördüm” diyor. “Bana bir çoçuk verdin” falan diyor. Kız sahneden giderken bu cümle ile bir ara duraksıyor yerinde. Derken dönüp küfürlü bir sözü yarım ağız söylüyor.( S ile başlayan ) Akabinde, ağzında tutuğu yarım bir jileti ( artık nereye saklıyorsa! )çıkarıp; “bana dokunma, pis yanımı görme” diyerek Aras efendinin üstüne yürüyor..

İşte bu kadar küçük bir sahneyi izleyen zavallı beynim de, o an yanıyor. Ve soruyorum kendime. Diyorum  ki :  “bu dizi,bu millete hayırlı hangi mesajı verebilir? Bir tane de olsa,ahlaki bir erdemden bahsedebilir mi?

Sonra kendime yönelttiğim bu sorulara,yine kendim cevap veriyorum..

“İmkansız”

Çünkü bu tip dizilerin hiç birinin, hiç bir zaman böyle bir niyeti olmadı,olamaz..

Şiddete entirikaya ve aksiyona alıştırılmış,müptelâ edilmiş milletimiz, artan dozlardan hiç de şikayetçi değil işte bu sebeple..

Umarım dozu her geçen sene artıran dizi fil  sektörü, bir gün bu gidişatın altında kalmaz..

Ben TRT HABER izliyorum.

Şimdi size TRT Haber kanalının reklamını yapacağım. Ciddiyim! Hem de hiç para almadan ve bir çıkarım olmadan..

Yalnız TRT Haber’i TRT 1 kanalı haberleriyle karıştırmayın. Çünkü alakası yok. Malum heryerimiz haber. Akşama kadar gerek sosyal medyadaki haber sitelerinden, gerekse Tv deki haber kanallarından onlarca haber alıyoruz. Tabi bunlar en başta Siyaset, politika, ekonomi, magazin, spor ve sağlık haberlerinden oluşuyor. Her kanalda aynı haberi izliyorsunuz ve artık fenalık geçirecek hale geliyorsunuz. Ama TRT HABER de bu haberlerin yüzde 80 i yok. Çünkü TRT HABER en az 10 farklı başlık altında yüzlerce haberi topluyor. İçinde yaşam, kültür-sanat, sosyal etkinlik haberleri gibi keyifli ve bu ülkede meğer ne güzel şeylerde oluyormuş dedirten haberler bunlar. Daha insancıl, daha halktan ve samimi yapılan haberler..

Sadece tv haberleri değil, web portalıda çok keyifli. Uzatılmadan, abartılmadan ve sıkıcılık uyandırmayan haberler sizi habere doyuruyor. Bence bu konuda TRT kurumu dünya haber kanallarına da en iyi örnek. Son 10 yılda kendini muazzam yenilen TRT bence seyredilmeye değer. Şimdi TRT nin halktan aldığı pay muhabeti aklına gelenler olacaktır. Fakat bilgisi olmayanlar için buradan duyurayım. Elektirik faturalarına eklenen %2 lik pay, 01.07.2017 tarihli resmî gazetede yayınlanan  7033 sayılı Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenilmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 27. Maddesi ile 3093 Sayılı TRT Gelirleri Kanunun 4/2-C) maddesine;   “(sanayi sicil belgesine sahip sanayi işletmelerine yapılan elektrik enerjisi satışı hariç)” ibaresi eklenmiştir. Yani eklenilen bu ibare ile sanayi sicil belgesi olan elektrik abonelerin de tutarı yüzde 2 olan TRT payı kaldırılmış. Peki kaldırılmış olmasaydı ne olurdu? Benim için bir şey farketmezdi. Neden mi? Çünkü millet özel kanallardaki yabancı format yarışma programlarının raiting’ini tavan yaptırıp milyarlarca reklam geliri kazandırırken, ben TRT nin %80 kendi yapımlarını izleyip karşılığında vereceğim %2 lik payı helâl ederdim. Çünkü çatır çatır TRT izliyorum..