Della Miles, Oylum Talu’ya konuktu.

Della Miles..

Hani şu islamı seçen, dünyaca ünlü model Della. Bu pazar Oylum Talu’nun konuğuydu. Oylum, her konuk ettiği isim gibi onuda harika ağırladı. Tabi sohbet baştan sona harikaydı fakat benim en çok dikkatimi çeken konu vardı.

Birincisi, Della’nın islamı seçmesinde tabiki en başta olan Kur-an diline ve maneviayatına teslim olması kadar, tanıştığı insanların da, hem islam dinini güzel yaşaması ve taşıdıkları güzel ahlâkı çevrelerine yansıtması oldu. Hani halk arasında şöyle bir anlayış vardır. “Bir yabancı, Türkleri gördükleri gördükten sonra hayatta müslüman olmaz.”

Bu yanlış anlayışın temel noktası, zamanında Cat Stevens’ın (Yusuf İslam ) “İslamı Türkiye’de görseydim müslüman olmazdım” tarzında ki bir söylemi var.

Tabi bu söylem, kendi toplumumuzda islamı sevmeyen kesimin, islamı ve dolayısıyla da Türkleri karalama ve yerme propagandasına dönüşüyor.

Yani Della, müslüman oluşuyla bu anlayışı kökten sarstı diyebiliriz.

İkinci konu ise Della’nın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile tanışması ile ilgili yaptığı yorum. Della, Erdoğan’ın bir dünya lideri olduğunu, yine Erdoğan’ın insani yönünü çok kuvvetli bir şekilde hissettiğini söylemesi oldu.

Bir devlet başkanı’nın kendisine 15 dk bir süre ayırmasının, ilgilenmesinin kendisinde yarattığı heyecanı ve mutluluğu anlatırken de çok keyifli ve memnun bir şekilde oturuyordu.

Malum, Erdoğan batı dünyasında bir diktatör olarak lanse ediliyor kamuoyuna. Della da bu tanıtımların etkisinde kalarak Erdoğan’ın karşısına çıkmış, fakat Erdoğan’ı tanıdıktan sonra gerçeği görerek bu heyecanı yaşamış olabilir.

Bunların dışında Della’nın en sevdiğin ülke hangisi neresi sorusuna verdiği cevapta güzeldi. Amerika’yı saydı önce üç ülke listesinde. Sonra Almanya Berlin dedi. Son olarakta Türkiye dedi. Oylum’un peki bu üç ülkenin içinde en sevdiğin yer neresi diye sorunca da, Della’nın cevabı Türkiye oldu. “Türkiye ve Türk insanı benim için apayrı” demesi, eminim programı izleyen tüm Türk vatandaşları onore etmiştir.

Son olarak Della, Türkiyede sevdiği sanatçıları da söyledi. Listenin başında ne Sezen Aksu ne Tarkan ne de başka Ajda Pekkan vardı. Hayranlık duyduğu sanatçı olarak Şebnem Ferah ismini verdi. Hatta ortak bir program yapmak istediğini söyledi. Bir de Ni Burak’ın bir döneminde en popüler slow şarkılarından biri olan “yalnızım ben” şarkısını övdü. Bu şarkının Whitney Houston’ın “I will always love you” şarkısı kadar büyük bir şarkı olduğunu da iddia ediyor. Sonrasında bir de bu şarkıyı canlı okuyor stüdyoda canlı canlı.. Valla ben kendi adıma bayıldım yoruma. Şarkıya gelince, bu şarkının bu kadar kıymetli olduğunu anlayamamış olmamız da çok ilginç.. Bence “yalnızım ben” şarkısını herkes bir kere daha dinlemek isteyecektir (programı izleyenler için diyorum )

Della Miles müslüman oldu kurtuldu. Ya sen?

Dün sabah ajanslara düştü haber. Della Miles, Türkiye’de müslüman olmuş.Valla bu yaşıma kadar hiç duymamıştım adını. Meğer ünlü bir vokalmiş. Vakti zamanında Michael Jackson ve Whitney Houston’a vokallik yapmış.

Sonrasında Türkiye’ye de gelmiş konserleri için. Sonra ani bir kararla bizim Dalyan’a yerleşmiş. 700 metrekare bir arsa almış ve burada yaşamaya başlamış. 2018 yılı içinde İslam dini ile ilgili araştırma yapmaya başlamış. Ve en sonunda da müslüman olmaya karar vermiş. E o zaman aramıza hoşgelmiş..

Dikkat ediyorum, her sene böyle bir iki dünyaca tanınan oyuncu ya da şarkıcı müslüman oluyor ve haberlere konu oluyor. Biz pek şaşırmıyoruz da Avrupa gerçekten şok yaşıyor bu konuda.. Büyük bir ün’e paraya ve rahata sahip bir insan neden gider müslüman olur diye..

Peki müslüman olunca ne oluyor? Elbette doğru yolu buluyorlar. Hidayete eriyorlar. Hatta bir aksilik olmazsa doğrudan cennete girecekler diye bir iddia da var.

Peki bize ne faydası var?

Hiç.

Belki, belli fanlarını ya da hayranlarının müslüman olmasına vesile olacak o kadar..

Peki biz?

Doğuştan müslüman olma şansına sahip olup, müslüman gibi yaşamayan bizler neye sevinip huzur bulacağız?

Bence bizler kadar riskli durumda olan başka millet yok. İslamın en rahat yaşandığı bir toplum içinde islamın hakkını verememek, başlı başına bir vebal bence. Ben kendi adıma ne zaman sonradan müslüman olmuş birinin haberini görsem otomatik olarak bunu düşünüyorum. Üstelik bu insanlar islamı seçince hayatlarına ciddi anlamda çeki düzen verip, daha ölçülü ve daha insani bir yaşam sürüyorlar..

Bizse anadan babadan olma müslümanlığımızla övünüyor, nasılsa cennete gideceğiz diye yan gelip yatıyoruz.

Bence bu konuda biraz daha dikkatli olmak lazım. Çünkü bizi yaratan müslüman doğan müslüman ölür gibi bir kaide koymamış dünyada.

Önemli olan bu dine mensup olarak vefat etmekse, herkesin de sonunu iyi düşünmesi lazım. Dünyada yaşanılan hayatın genel toplamı, insanın müslüman ölüp ölmeyeceğinin bir göstergesi çünkü..

Mevzuyu Della’nın İslamiyeti seçmesinin ardından verdiği bir demeçle bağlayayım bari.. Della şöyle demiş : ‘Dünyanın bir çok yerinde İslamafobi bir hastalık gibi yayılıyor. Bunun en vahşi örneğini Yeni Zellanda’da gördük. Kanımız dondu… İçimiz parçalandı… Çağın vebası sevgisizlik, ve hoşgörü eksikliği. Bunun tam tersi İslamsa sevgi ve hoşgörü dini. Bir kedi incinmesin, uyanmasın diye kıyafetini kesen Hz. Muhammed’in inancını benimsemek beni çok mutlu ediyor. Verdiğim karardan dolayı son derece huzurluyum. Allah beni hayatımın en güzel günlerinde İslam’la ödüllendirdi..”