15 Temmuz, bir milletin vatansız yaşayamayacağını, dost’a düşmana haykırmasıdır..

Bugün 15 Temmuz. Bir milletin kökü yurt dışından olan, sümüklü bir vaizin peşinde bilerek ya da bilmeden bu ülkeyi tekellerine almaya karşın, canlarıyla başlarıyla dim dik durup, bir kahramanlık destanı yazdığı o gecenin 3.yılını anıyoruz.

Yine, bizi dışarıdan teslim alamayan onlarca düşman gücün, bizi kendi içimizde bölme ve parçalama planlarının en güçlüsü olan Fetö yapılanması bizi yoketmek etmeye niyetlenip, bir kamikaze eylemi gibi kendi kendilerini yok ettikleri bir gecenin 3.yılı bugün..

Tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum ben. Bu vatanı bölmenin imkansızlığını bir kere da ispatladıkları için ne kadar müteşekkiriz bu insanlara değil mi?

Verdiğimiz şehitler bir milletin onlarca tabakasını temsil edermişcesine farklı farklı. Askeri, polisi, kadını erkeği, yaşlısı genci, öğretmeni mühendisi, hacısı, sağcısı ve solcusu o gece hepsi aynı amaç için orada ölüme gittiler. Kimi şehit olacağı için seviniyordu. Kimisi demokrasisi için oradaydı. Kimisi çoçukları ve eşi için oradaydı. Ama işte bu amacların hepsi tek bir  amaç üstünde yükseliyordu. Çünkü Türkler vatansız yaşayamazdı. Çünkü Türkler esaret altında yaşayamazdı..

O kara günde ellerinden gelen herşeyi yapıp o kalkışmayı durduran her şehit için anma programı düzenleniyor bugün. Unutmamak ve unutturmamak için tüm bu etkinlikler.

Ama gelin görün ki, siyasi ideolojilerini 15 Temmuz’a karıştıran belki yüzbinlerce insan, bu hain darbeye tiyatro demeye devam ediyorlar. Üstelik bu iddialarını ispatlayacak hiç bir akılcı tespitleri olmadan! Tek bildikleri ve ağızlarına sakız ettikleri iki cümle var. Bunlardan biri “o saatte darbe mi olurmuş” sorgulaması. İkinci si de 2 tank 2 uçak’la darbe mi olur? sorusu. Halbuki bu iki sığ iddia’ya bugüne kadar en az yüz kere cevap verildi. Resmi ağızlardan. Fakat bu grup bu cevaplara rağmen tatmin olmuyordu. Çünkü inanmaktan ısrarla kaçıp, kafalarını kum’a gömüyorlardı!

İşte bu yüzden ben,15 Temmuz’a tiyatro diyenlere bir soru soruyorum ve diyorum ki: TBMM’nin tatilde olduğu dolayısıyla, kapalı olduğu o günün geceyarısında, meclisi açıp tepelerine bombalar yağarken kaçmayanlar Akp’li Chp’li ve Mhp’li milletvekilleri değil miydi? Bu bir senaryo ise orada bulunan ve farklı partilerden olan yüzlerce vekil de bu oyunun oyuncusu olmuyor mu?

Meseleyi, Erdoğan’ı yıkmak isteyenler sananlar ve bu örgütün Erdoğan’ı sevmeyen kitleye zarar vermeyeceğini sananlar bilsinler ki, bu şerefsiz ve onursuz bukelamun örgütünün ne bir dini, ne peygamberi ne de Atatürk’ü yoktur. Hakiki islami hiç bir cemaat, kod adı kullanma olmaz. Gizliliği ve mahremiyeti olmaz, dinler arası diyalog diye bir mantığı olmaz. Masum ve müslüman vatandaşlara silah doğrultma olmaz.

Sümüklü bir vaizin peşinde bu devleti ele geçirmeye çalışmak bir akıl tutulmasıdır. Bu şerefsizler, nabza göre şerbet vermeyi ilke edinmiş, sahte bir millilikle ve imanla, bu iki değere gönül veren her vatandaşı kandırmışlardır. Bu örgüt dünyada yapılandırılmış, tüm örgütlerin üstünde bir stratejiyle yönetilen ve yok edilmesi belki onlarca yıl sürecek bir terör örgütüdür.

Rabbim bize hainle, vatanseveri ayırtedebilecek gözü ve şuuru versin inşallah

Mursi’yi anlamak ve anmak üzerine..

Muhammed Mursi..

Kim bu Mursi? diyenler için kısaca açıklayayayım. Firavunların bitmek tükenmek bilmediği Mısır’da ,demokrasi ile vücut bulmuş, oy kullanma şansına ilk defa sahip olmuş bir halkın, çok büyük bir çoğunlukla ” bizi sen yönet Mursi” dediği Mursi..

İşte bu Mursi, Amerika’nın artık klasik hale getirdiği “içeriden parçalama” taktiğiyle ortadan kaldırdığı diğer orta doğulu liderler mezarlığına gönderdiği en son isim.. ( Allah mekanını cennet etsin )

2013 te, Mısır’ın içine yerleştirdiği taşeron askeri casusları ile darbe yapıp indiren Amerika, onu, o zamandan beri zindanda tutuyordu. Bunu da, Mursi’nin üstüne attırdığı vatan hainliği iftaraları ile yapıyordu.

Tek kişilik zindanında, ne ilaçları ne de yemeği zamanında verilmeyen Mursi’nin bu kadar yaşaması bile, bir mucizeydi aslında. Çünkü onu ortadan kaldırmak isteyip, bir an önce ölsün diye bakan, günümüz firavunlarından “Sisi” bile, onun bu kadar direneceğine ihtimal vermiyordu. Mursi’nin vefatına ( bugün ) en çok sevinen de, kesin bu satılmış haindir.

Mursi’nin başında “Müslüman kardeşler” isimli islamı oluşumun en büyük hedefi, islâm kaynaklı,bağımsız,dürüst, ahlâklı ve hakkaniyetli bir ümmet yaratmak üzerineydi. İşte bu anlayış, Mısır’ın ilk demokratik lideri Mursi’nin de sonunu hazıryacak adımdı.

Ortadoğu’nun satılmış bütün arap devletleri, Mursi’yi Terörist ilan etti. Bu ilanla birlikte Mısır ve Mursi ötelekileştirildi. Akabinde planın kurucusu Amerika oyuna dahil oldu ve ordu’nun içine yıllar önce yerleştirdiği Sisi’yi, Mursi’yi indirmesi için devreye soktu.

Hikayenin gerisi ise herkesin bildiği gibi, acı ve gözyaşıdan ibaret..

Allah’a çok şükür ki Amerika’nın bu sinsi kaleyi içeriden ele geçirme oyunuyla yıkamadığı iki millet’ten biri biziz. Diğeri ise. elbette ki bölgenin bizden sonra gelen güçlü devleti İran..

Son 15 Temmuz darbesi ile bizi içten de yıkamayan Batı dünyası, artık yeni formüller peşinde koşa dursun. Bizler milletçe yeni hedeflere büyük bir inançla sahipleniyoruz.

Umarım Muhammed Mursi’ye, karşı oynanan bu pis oyun, İslam alemine karşı başarılı olan son oyun olur. Ve yine umarım, yönünü tayin edemeyen, birbirinden ayrı bölük pürçük yaşamaya çalışan İslam alemi de aklını başına alır inşallah. Yoksa ya tek tek onlara benzeyeceğiz ya da yok edileceğiz..