Meleklerin mucizesine inanmak,çok mümkün.. ( Film tavsiyesi )

Meleklerin mucizesi filmi,benim yine tesadüfen denk geldiğim filmlerden biri. Öncelikle şunu söylemem gerekiyor. Bu film alışageldiğiniz romantik komedi türlerinden farklı. Bu filmi kafanızda, yalnızca iyi vakit geçireceğiniz bir film olarak şartlanırsanız, hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz. Çünkü filmin içinde verilen mesajlar,yalnızca ezbere ve tekdüze bir romantizmden ibaret değil. Filmin ana fikri, saf bir umut ve iyi kalabilmenin sabrı üzerine inşa edilmiş.

Günümüzde iyi insan olmak artık çok klişe algılanan bir erdem bildiğiniz gibi. İyi bir birey olmak, sanki hep kandırılan,acılardan kafayı kaldıramayan ve sürekli yaşanılan problemli bir bireyler olmakla özdeşleştirilmiş. Kafamızda yarattığımız senaryoda iyiliğe duyduğumuz özlem giderek artarken, bir yandan da iyi olursak,sanki birilerinin bizi inciteceğinden duyduğumuz endişeyi de giderek tırmandırıyoruz. Ezilen,hakkı gaspedilen hor görülen insanlar genelde iyilerden çıkınca,bu korkuyu ve endişeyi yaşamamızda hiçte anormal bir durum değil aslında.

Kötülere çok kızdığımız ama onlara ağzımızı açıpta iki çift etmekten korkan bir toplumun bireyleriyiz artık. Oyumuz her zaman iyiliğe. Fakat kötüler tarafından gasp edilen oyların bir tek kötülûğün hanesine yazılmasına yalnızca seyircisiz..

İşte filmin kahramanı Hakan’ın (Hakan Türkşen) şanssızlık ve sıkıntılarla dolu yaşamının, meleğinin (Gaye Gürsel) beklenmedik bir zamanda hayatına adım atmasıyla değişimini anlatan bu film, tam da yukarıda anlattığım tespitlerin senaryosunu oluşturuyor. Hep sıkıntı ve korkularla yaşayan bir adamın aradığı ışığa, kafasında yarattığı bir melek sembolü üzerinden ulaşabildiğini anlatan film, çok sade fakat verdiği mesajlar ve filmin sonunun mutlu bir sonla bitmesi, izleyicinin de hafif bir tebessümle filmde verilen her mesajı aldığının işareti oluyor. Cem Kılıç ise filmin espri ve komedi bölümlerinde tüm sorumluluğu üstüne almış. Zaten Cem Kılıç’ın çapkın serseri rollerinde gayet başarılı olduğuna oynadığı bir çok yapımda şahit olmuştuk. Bu rol Kılıç’ın üstüne yapıştı desek yanlış olmaz.

Senaryo güzel, kurgu güzel, e bir de yardımcı oyuncuların duayen sanatçılarından seçilmesi de filmden alınan keyfin artmasını sağlamış. Başta Ayşen Gruda ( Allah rahmet etsin ) Altan Erkekli, Ferdi Altuner ve Seray Gözler filmin içinde çok az bir yerleri doldurmalarına rağmen, oyunculuklarıyla ve gözümüze aşinalıklarıyla önemli boşlukları hakkıyla dolduruyorlar.

Bunların dışında filmin senaryosununun, klişe bir bir kurgunun çok üstünde olması da, film için güzel bir artı. Fakat tüm bu övgülerin yanında eleştireceğim bir iki yerde yok değil. Bunlardan ilki Hakan Türkşen ile Nur( Gaye Gürsel ) arasındaki ilk tanışma sahnesinde, diyalogların çok yavan ve sıradan yazılması. Düşünün hayatınıza bir melek giriyor. Ve Melek olduğunu gayet net ispatlıyorken siz inanmıyorsunuz! O zamanda şöyle geçiyor içinizden ” Ya hu melek daha ne yapsın seni inandırmak için?” Bir kanatlanıp uçmadığı kalıyordu. O da oluyor zaten filmin sonuna doğru 🙂 İkinci eleştirim ise filmin final sahnesinde Hakan’ın Nur’a kim olduğunu anlatış ve ikna ediş biçimi çok etkisiz. Nur’un çabucak ikna oluşu ise ayrı bir eleştiri konusu. Ama sonuç olarak filmin tamamindaki kurgu ve şaşırmacaları baz alınca, film beni tatmin diyebiliyorum rahatlıkla..

Naçizane tavsiyeler bölümünde yer verdiğim bu sade ama çok sıcak filmi izleyiniz efendim..

Minnak bir, kadın komedi oyuncuları kronolojisi..

Ülkemde erkek komedyen bolluğu var malumunuz. Hem de çok uzun zamandır. Bu dönem, taa Yeşilçam’a kadar uzanır. Erkek komedi oyuncularının başarısı karşısında kadın oyuncular,hep bir gölge gibi kalmışlardır. Aklınıza ilk gelen erkek komedi oyuncularını bir sayın desem yeşilçam zamanlarından. Bana en az 5-6 isim sayarsınız. Bunların en tepesinde hiç şüphesiz Kemal Sunal ve Şener Şen gelir. Fakat bu soruyu size, kadın oyuncular üzerinden sorsam, aklınıza yalnız Adile Naşit ve Ayşen Gruda gelir.

Yeşilçam kadın komedi oyuncuları
Adile Naşit
Ayşen Gruda

Bu durum gerçekte de böyledir. Kadınlar bu kulvarda erkekler kadar ön plana çıkamadılar. Bir sanat dalında başarılı olan önce hangi cins ise, o alan,o cins’in tekeline geçer bir zaman sonra.

Bilimsel olarak kadının mı yoksa erkeğin mi daha espirili ve komik olduğu tespit daha tespit edilemedi. Fakat elde ki verilere bakınca,erkeklerin ön planda olduğu kimse inkar edemez. Benim fikrimde bu yönde.

Sanki erkek beyni,kadın beynine göre daha eğlence meraklısı. Erkeğin kafası kadın kadar detaycı ve sorgulayacı olmadığından olsa gerek,daha rahat. Bu rahatlıkla daha ince espiriler yapabiliyor. Yine buna mukabil doğaçlama espiri üretmekte de hiç zorlanmıyorlar erkek komedyenler..

Tabi bu fikir bana ait. Zaman içinde bunun tam tersi istikamette değişmeyeceğini kimse iddia edemez.1990’lı yılların hemen başında ise Tuluğ Çizgen ve Uzaylı Zekiye dizisinden hatırlayacağımız Seden Kızıltunç adını,kadın komedi oyuncusu olarak TV’ye yazdıran iki isimdi hatırladığım kadarıyla.

Tuluğ Çizgen
Seden Kızıltunç

2000 ler’ de Stand-up’la tanışıyoruz. Avrupadan ithal bu komedi formatında sırasıyla: Cem Yılmaz, Ata Demirel’i hatırlıyoruz.Devamında farklı bir formatta, Şahan Gökbakar çıkıyor karşımıza. Sonrasında da “bir demet tiyatro” ile yıldızı parlayan Tolga Çevik stand-up larıyla,erkek komedi takımı kuruluyor diyebiliriz. Bu dönemde kadın stand-up’çuluğa heveslenen ve hatta deneyen bir kaç isim olmuştu yanılmıyorsam. Fakat başarılı olamadıklarından isimleri kimsenin aklında kalmadı.

Radyoda ise Kadir Çöpdemir, Cem Ceminay, Hop dedik Ayhan, Geveze ve Muzo Radyo komedyenleri olarak karşımıza çıkıyorlardı.

2000 lerin ikinci yarısında ise yerli diziler daha yoğun hayatımıza girdiler. İşte bu diziler, komedi alanında kadınların sıçrama ve kendilerini ispatlama platformu oldu. Gülme efekti bol,birbirine benzeyen onlarca komedi dizisi.. Fakat bu formatta herkes komik kabul edildiği için, bir anda adı komedi oyuncuna çıkan bir sürü isim de oldu. Öyle ki Hülya Avşar ve Gülben Ergen bile kadın komedi oyuncusu sayıldı! Oysa ki burada asıl başarı, dizide rol alan diğer değerli tiyatro kökenli oyunculara aitti.

Gülse Birsel,bu dönemde yine GAG’da olduğu gibi ön plana çıktı ve yeni bir milat oldu,yerli kadın komedyenlerin artmasında. Birsel’in “Avrupa yakası” adlı komedi dizisi, komedi dizileri furyasını patlatmasında çok önemli bir role sahiptir.

Bu komedi dizileri içinde,önemli bir yere sahip olan “yabancı damat” dizisi, bize iki komik kadın daha kazandırdı. Bunlardan biri Sumru Yavrucuk diğeri de tabi ki Binnur Kaya.

Binnur Kaya, hem yüz şekli, hem de şive ve ağız yapma yeteneği ile bence en az geçmişte ki kadın duayenler kadar yetenekli bir isim. Ki bunu daha sonra yalan dünya dizisi ve oynadığı onlarca yapımla kanıtladı.

Binnur Kaya sonrası ise kadınların çok rahat komedi yapabildiği ve başarılı olduğu bir döneme girildi. Bugün günümüzde onlarca başarılı kadın oyuncu var. Bu oyuncular tabiki en çok BKM den çıkıyor. Çünkü BKM bu işin hem okulu hem de pazarlaması görevini görüyor.

Benim favorilerime gelince.. Ben duayenlerden sonra kendime, kadın komedi oyunculuğunda 3 kadın komedyen seçtim. Bu seçimlerimi de, oyunculuk, ağız ve şive yapma yeteneği ve mimik,jest becerisini baz alarak yaptım.

Sıralamamda ilk sırada Binnur Kaya var. Kaya, bence son 20 yılın en başarılı kadın komedyeni. Şiveleri, tiplemeleri ile tam bir usta artık o.

Sıralamada ikinci sırada ki bir diğer isim,Aylin Kontente.. Sempatikliği, üstüne giydiği burcu tiplemesi( güldür güldür ) doğaçlama becerisi ve o temiz yüzüyle harika bir oyuncu.

Ve sıralamada daha çok yeni yıldızı parlamasına ve genç yaşına rağmen Ecem Erkek..

Ecem Erkek’e burada ayrı bir parantez açmak lazım. Ecem biliyorsunuz Güldür Güldür’ün parlayan yıldızı. Programda Naime lakabıyla ve karakterini üstüne giyen Ecem, kendine en çok yakışan sevimli ama psikopat bir ruha sahip olan bu karakteri, bize çok sevdirdi.

Rahat oyunculuğu, çıkardığı garip seslerle kelimeleri tonlama biçimi, bizi her an gülmeye programlanmış gibi hazır vaziyette bekletiyor. Gönül isterdi ki, Aylin Kontante ile güldür güldür’de süper ikili olsalar. Ortaya muazzam bir süper ikili çıkardı eminim.

Ben Ecem’i,bir zamanların meşhur komedi oyuncusu Jerry Lewis’in yerli dişisi olarak görüyorum 🙂 Ecem ilerde bu Naime karakterini sinemaya taşırsa ( ki taşır) Cem Yılmaz’ın Arif’i, Şahan’ın Recep İvedik’i kadar popüler yapabilir. Naime 1, Naime 2 ve 3 diye seriye de bağlayabilir. Bu seriye bağlama işinde Gupse Özay’ın “deliha” hatırlarsınız yakın dönemde. O da gösterimdeyken hatrı sayılır bir izleyici kitlesi oluşturmuştu.

Son tahlilde,bu kadar sözün üstüne, yakın dönemde elimizde çok sayıda kadın oyuncu olacağından hiç şüphem yok. Ama komedi konusunda erkekleri geçebilirler mi diye sorarsanız, bence zor 🙂