
Görseldeki söz tam bana göre; ne de olsa etrafımda dönen dolapları, maskeli baloları ve asil kılıklı riyakarlıkları fark edip “karanlığı görebiliyorum” sandığım anlarda aslında ne kadar da aydınlık bir cahillikte yüzüyormuşum. Meğer gerçek karanlığı, körü körüne yaşayan bizler değil, toprağın altındakiler o kadar kusursuz deneyimliyormuş ki, bizimki sadece fiyakalı bir karanlık taklidiymiş.
İnsanın kendi küçük dünyasında dram kasması, “ben her şeyi görüyorum, biliyorum” diye havaya girmesi ne kadar da komikmiş meğer. Hayatın o parıltılı yalanlarına aldanıp gözümüzü kamaştıran biz yaşayanlar, asıl zifiri ve hakiki karanlığın ne olduğunu, mezar taşları arasında sessizce yatan o bilge ölülerden öğrenecek değiliz ya; ama yine de onlara inat, bu aydınlık dünyada karanlıkta el yordamıyla yolumuzu bulmaya çalışarak kendimizi kandırmaya devam ediyoruz.

