Ölümle ilgili şöyle demişti rahmetli Harun Kolçak

Yine bir sene-i devriye..

Harun Kolçak vefat edeli beş yıl olmuş. Ergenlik dönemimin ekolü. ortaokul ikinci sınıfım. Kolçak’ın Gir kanıma albümü çıkmış. Radyolar bangır bangır akşama kadar bu harika hit’i çalıyor. Albümü ilk alan arkadaş ise benden 2-3 yaş bir çocuk. Herkes bu arkadaşın kapısında kasedi istiyor. Ama dinlemek için değil kopyalamak için.  Kopyalama dediğim şey işe çift kaset çalar teyibin bir gözüne kopyalamak istediğiniz kasedi takıyor. Diğer tarafa ise kaydedeceğiniz 90 lık ya da 120 lık boş ya da orjinal kaydı bozdugunuz çıkma bir kaset takıyorsunuz. Ve Record tuşuna basıp kaydetmesini bekliyorsunuz:) ( O dönemi bilmeyenler için biraz detaylı anlatayım dedim )

Albüm müthiş. Gir kanıma evet çok iyi ama albümde bir tane bile kötü şarkı yok. Sabah akşama kadar kusana kadar dinliyorum. Rahmetli öncelikle çok iyi bir yorumcuydu. Şimdi düşünüyorum da ben Kolçak’ın slow şarkılarını daha çok sevmişim. Çünkü sesinin gücü ve şarkının sözlerinin içtenliği daha bariz ortaya çıkıyordu böyle şarkılarda.

Bende NTV nin haberinden öğrendim sanatçının beş yıl önce bugün aramızdan ayrılışını. NTV usta sanatçının hayatını da tekrar kısaca hatırlatmış haberde. Bir de benim bugüne kadar hiç denk gelmediğim bir demecini paylaşmış. Mevzu ölüm üzerine. Muhtemelen hastalığının ağır seyrettiği süreçte verdi bu demeci.

Şöyle demiş Kolçak;

Ölüm, hayatta birçok şeye anlam katıyor. Ölümsüz olsaydık, birbirimize değer vermezdik. Dünyada, öleceğini bilerek yaşayan tek varlık insan. Bunu ötelemeyi de beceriyor insan. Hastalıkla, bu gerçekle yüz yüze geliyorsunuz. Bazı şeylerle yüzleşmek durumunda kalıyorsunuz. İki seçeneğim vardı: Ya acıya katılıp, kendimi yok etmek ya da yaşama dört elle sarılmaktı. Ben, içimdeki tanrısal güce sarılıp, sonuna kadar yaşamayı seçtim.”

Gerçekten harika bir söyleme imza atmış Kolçak. Özelikle ” ölümsüz olsaydık, birbirimize değer vermezdik ” sözü aslında ölümün ne kadar büyük değer katan bir nimet olduğunu göstermiyor mu sizce de?

Mekanın cennet olsun iyi müzisyen ve çok iyi insan..

Tamam, devir değişti de…

Çelik’in çok uzun zamandır beklediğim albümü, en sonunda dijital medyada yayımlandı. Sanatçının en bilinen hitlerinin farklı sanatçılarca, kendi yorumlarını ve tarzlarını katarak seslendirildiği bu albüm, Çelik hayranlarını açıkçası ikiye böldü. Bunun sebebi, sanatçı ve şarkı seçimlerinin iyi eşleştirilmediğinin düşünülmesi.

​Ben de bu fikre katılıyorum. Bazı sanatçıların şarkılarını okumak zordur; okusalar bile o ruhu katmak daha da zordur. Albümde en çok dört yorumcuyu beğendim: Bunlardan ilki Emre Aydın ve “Hercai”, diğeri Pamela ve “Benimle Kal”. Bir diğeri, İskender Paydaş düzenlemesi olan “Veda Etmem Ben Bu Aşka”; düet yapılan şarkıda kadın ve erkek vokallerin uyumu harika (vokallerin adını henüz öğrenemedim). Sonuncusu da “İçin İçin Yanıyor” ile Can Gox.

​Rubato’nun yorumu ise Çelik’le birebir örtüşüyor. Zaten bu şarkıyla biraz oynasalar tadı kaçardı; “Dilberim” ve Rubato uyumu başarılı.

​Bunların dışında Fatih Erkoç ve Cem Adrian yorumları da güzel fakat enerjileri düşük. Umut Kuzey’in “Kızımız Olacaktı” performansı da güzel; fakat bu şarkının hem Çelik hem de İzel tarafından akıllarda kalan kalıcılığı, Kuzey’i biraz zayıf göstermiş. “Yaman Sevda” şarkısını okuyan Gülçin Ergül, üstün ses rengine ve gücüne rağmen ortalama bir performans sergilemiş; keşke Çelik’in düzenlemesinin üstüne okusaydı. Ve son olarak Halil Sezai… Albümdeki en kötü performans. Bunun iki sebebi var: Birincisi, “Bu Şehirde” şarkısı rock-pop temeli olan, enerjisi bol ve güçlü tondan okunması gereken bir şarkı. İkincisi, Halil Sezai’nin “modern arabesk ağızlı” şarkı tarzının, şarkının slow’a döndürülmesi dolayısıyla iyice çaptan düşmüş olması. Sezai en azından şarkıyı okurken bazı kelimelerin sonundaki harfleri bari yemeseydi! Türkçenin katli bu! Fikrim o ki; Sezai bu tarzla gittiği sürece kitlesini genişletemez. İlk albümden sonra hem müzikalite hem de özel yaşamıyla negatif enerji veren Sezai’ye birinin gerçekleri açıkça söylemesi lazım. “Ateşteyim” performansı için Oğuzhan Uğur’a yorum yapmaya gerek yok; kısaca şarkının enerjisini dinleyiciye geçirmiş desek kâfi. Zaten yoruma ve tarza ihtiyaç duyulmadan okunabilecek bir şarkı “Ateşteyim” (Uğur bozulmasın aman!).

​Valla albüm Çelik’in içine çok sindi mi, bilmiyorum. Tamam, albümün adı gibi “Devir Değişti”; artık yeni sesler, yeni tarzlar var. Fakat Çelik bence mevcut hitleriyle her zamanın tarzı. Gönlümden geçen şuydu aslında: Keşke bu hitleri okuyacak yorumcular 90’ların popüler isimleri olsaydı; Sertab Erener, Bendeniz, Hakan Peker, Jale, Mustafa Sandal, Kenan Doğulu, Göksel, Zeynep vb. Böyle olsaydı hem şarkıların ruhu bugüne aynı haliyle taşınırdı hem de 90’ların seslerinin, bugünün “kendine şarkıcı” diyen yüzlerce isminden daha iyi olduğu görülürdü. Neyse, artık albüm piyasada; daha fazla yoruma gerek yok. Umarım Çelik bu albümle yeterince onore edilir; çünkü Çelik sağlam ve kaliteli bir müzik adamı. Müzik yaşamıyla bunu sonuna kadar hak etti.

Haluk Levent’in yeni albümünde “sen olasın” diye bir şarkı var. Bildin mi?

Haluk Levent deyince artık şarkılar yerine “ahbap” ve ahbap’ın şu hayata kattığı, merhamet sevgi ve bir takım erdemler akla geliyor. Bu, elbette ki iyi bir şey.. Toplumu ayakta tutabilecek bir çok değerin farkında olan Ahbapçılar, her geçen gün güçlenerek, adını en güvenilir yardımlaşma platformları arasına yazdırmayı başardı. Ne mutlu bu binlerce gönüllü insana..

Tabi tüm bu koşturmaca içinde Levent, fırsat bulabildiği kadarıyla müziğini de duyurmaya çalışıyor. Levent, son albümünü en son 5 yıl kadar önce çıkarmıştı albümünü. O zamandan beri de sesi çıkmamıştı. Ama işte en sonunda yeni albüm geldi. Bu yılın geçtiğimiz Mayıs ayında, “Tam bana göre” albümü geldi. İşte bu albümde öne çıkan ilk parça da “sen olasın” oldu. Şarkıyı bende yeni dinledim az önce. Harika bir slow olmuş. Hem sözler hem de beste gayet içten. Aslında tam bir klasik Haluk Levent şarkısı tadında.

Ben özellikle sözlere takıldım. Çok sade ama samimi cümleler bunlar. Seveceği ve herşeyi olmasını istediği kadına “sen olasın” diye sesleniyor Levent.

Sen olasın deyince, aklıma Aleyna Tilki’nin O sen olsan barisi geldi. 🙂 Tabi bu iki  şarkının birbiriyle hiç alakası yok. Ve dahi kıyaslanmaz bile. Fakat temelde, konu içeriğinde geçen arzu, aynı. Aleyna, kendi şarkısında bu duyguları bir liseli ağzıyla anlatırken, Levent kendi şarkısında Aşk’ın sevdanın, hasretin ve özlemin tüm kutsallarını buram buram geçiririyor fanlarına..

Ve işte Haluk Levent’in Sen olasının’ın harika sözleri..

Bu deliye akıl veren 
sen olasın, sen olasın
her yarama merhem süren
sen olasın, sen olasın
iyi günde, kötü günde
düşersem, düştüğümde
yerli yersiz güldüğümde
sen olasın, sen olasın

gülüşümde gözyaşımda
ekmeğimde, su, aşımda
bela diye bu başımda
sen olasın, sen olasın

hasta olsam başucumda
dua etsem avucumda
günahımda, her suçumda
sen olasın, sen olasın

yokluğunda her gün deli
varlığında usta veli
bu sevdanın alın teri
sen olasın, sen olasın 

iyi günde, kötü günde
düşersem, düştüğümde
yerli yersiz güldüğümde
sen olasın, sen olasın

gülüşümde gözyaşımda
ekmeğimde, su, aşımda
bela diye bu başımda
sen olasın, sen olasın
hasta olsam başucumda
dua etsem avucumda
günahımda, her suçumda
sen olasın, sen olasın

sen olasın, sen olasın
cennetimde sen olasın
dara çekip assalar da iki sözüm sen olasın

 

Sözler nasıl ama? Şarkının video link’ini de aşağıya ekliyorum. Bence hemen dinleyiverin.