Sanat; insanın duygu, düşünce ve hayallerini somut veya soyut malzemeler kullanarak, yaratıcı gücüyle ve kişiyi etkileyecek biçimde ifade etmesidir.

​Sanatçının dünyaya karşı duyarlılığı; yaşanmış tüm deneyimlerden, sanat pratiğinden, manevi konumundan, estetik tercihlerinden, duygusal derinliğinden, ilgi alanlarından, beğeni ve ideallerinden, kısacası yaratışından gerçeklik kazanan her şeyden kaynaklanır. Sanat eserine o eşsiz özgünlüğü veren de kesinlikle bunlardır. (Ziss, 1984: 93)

​Her sanatçı, içinde yaşadığı toplumun yaşam biçiminin, gelenek ve göreneklerinin, inanç sisteminin, siyasal ve ekonomik düzenin, teknolojik gelişmelerin ve doğal çevrenin etkisi altındadır. Sanatçı; toplumsal ve doğal olaylardan duygularını ve düş gücünü besleyen unsurları kavrar, bunlara dair tepkisini eseriyle yansıtır.

​Sonuç olarak sanatçı; toplumun tökezlediği, kabalaştığı, çirkinleştiği ve sıradanlaştığı dönemlerde güzeli savunmak için ortaya çıkan; estetik ile uyumu bir arada sunan; karamsarlığı ve ayrışmayı sonlandırıp ortak estetik zevki topluma kazandırmaya çalışan kişidir.

​Sanatçı, içinde bulunduğu toplumun sosyal meselelerini irdeleyen, dünyayı gözlemleyen ve çözüm arayışımızda bize destek olan bir rehberdir. Sanatçıdan beklenen, her zaman doğrunun ve güzelin yanında durmasıdır.

​Sanatçılar en güçlü mesajlarını, çoğu zaman ortaya koydukları eserlerle verirler.

Tavsiye Edilen Yazılar