Çarşamba, Kasım 20, 2019
Mevânperver'idim çok evvelce... Gelen giden, konaklayan göçen... Geniş, ferah yaylalarım, öbek öbek buğdayım yetim doyuran besleyen.... Benimdi yeryüzü fersah fersah, ve gökyüzü, alabildiğine gözüm... Emrime amade yıldızlar, durur durur göz kırpar, kaydıraktan kayar gibi selamlardı beni bir zamanlar... Seni sevmeden önce... Ve güneş ısıtırdı sahil...
“Çeşitli sevgi etkinlikleri arasından yalnızca birini başkalarına bulaştırmayı umabilirim: Anlama şevki.” “Şeyler, bizleri ilgilendirmez, çünkü bizlerde kırılıp yansıyabilecekleri uygun bir zemin bulamazlar; sayısız konunun bizlere erişebilmesi için ruhumuzun çehrelerini çoğaltmamız gerek.”  
Ölmek istiyorum, dekorsuz, poz almadan. Batan bir güneş gibi ihtişamla değil, kaderin bileklerime taktığı prangalardan kurtulmak için ölmek. Mütevazi bir odadan süslü bir salona geçer gibi, realiteden tarihe geçmek umurumda değil. Ah inanabilseydim. Istırap gayyasında aylarca kaldım, orada yalnız...
Uzun bir süre kimseyle konuşmadım; içime döndüm. Dünya ile arama uzaklık koydum. Dünya güzeldi, içim de güzel olsun istedim. İçimde bir suçluluk, hatta kötülük yokmuş gibi yaparsam, yavaş yavaş kötülüğü unuturdum. Böylece hiçbir şey olmamış gibi yapmaya başladım. Hiçbir...
"Bu ne biçim bir hastalık?" "Önceleri pek farkına varılmaz. Günün birinde insanın canı artık hiçbir şey yapmak istemez. Hiçbir şeyle ilgilenmez, kurur gider. Ve bu isteksizlik geçici değildir. Hatta giderek artar. Günden güne, haftadan haftaya daha kötü olur. Kendinden hoşlanmaz,...
İnsan bunaldığı zaman Bosna’ya gitmeli demişsiniz; neden? – Çünkü İslamiyet’in en hoş yaşandığı yer orası. Kazan da öyledir ama fazla kozmopolit. Saraybosna’da Müslümanlık, Osmanlılık ve medeniyet birleşmiş. Sade insan sesiyle ezan okunur orada. Güzeldir. Dünya hakkında ümidinizi yitirirseniz Bosna’ya gidin.   Kaynak:...
Elimde, sükutun nabzını dinle, Dinle de gönlümü alıver gitsin! Saçlarımdan tutup, kor gözlerinle, Yaşlı gözlerime dalıver gitsin! Yürü, gölgen seni uğurlamakta, Küçülüp küçülüp kaybol ırakta Yolu tam dönerken arkana bak da, Köşede bir lahza kalıver gitsin! Ümidim yılların seline düştü, Saçının en titrek teline düştü, Kuru yaprak gibi eline...
Bak, akçaağacın kuru yaprağı kopup yere düşüyor, dedi. Yaprağın düşüşü, kelebeğin uçuşuna nasıl da benziyor. Garip değil mi? “ En hüzünlü ve ölü birşey, en canlı ve neşeli bir şeye ne kadar çok benziyor. “ -Turgenyev/ Babalar Ve Oğullar
  Ah bu insan yüzleri! Her şeyimizi bağladığımız, durmadan yanıldığımız, istediğimiz kadar bol hasletler, adilikler, iyilikler, kötülükler, delilikler, akıllılıklar, sevdalar yüklediğimiz insan yüzleri! Yanılsak da zararı yok! Bu yüze olmazsa ötekisine yükleriz saydıklarımızı. Yanılmamız muayyen bir insan içindir, insanlar için değil. O...
"Aldığımız her nefes bizi sürekli etkisi altında olduğumuz ölüme doğru çeker... Nihai olarak zafer ölümün olacaktır, çünkü doğumla birlikte ölüm zaten bizim kaderimiz olmuştur ve avını yutmadan önce onunla yalnızca kısa bir süre için oynar. Bununla birlikte, hayatımıza olabildiğince...
- Advertisement -

Popüler Yazılar

Favoriler

Sosyal Medya

82BeğenenlerBeğen
328TakipçilerTakip Et
63TakipçilerTakip Et