İnsan ilişkilerinin o meşhur mimarisinde, bazen karşımızdaki kişinin zihnini bir havalandırma boşluğu sanırız; oysa bazıları, ısrarla üzerine kilit vurulmuş pencerelerdir. Siz o pencereleri açmak için bahar rüzgarları estirir, en temiz cümlelerinizi birer taze hava akımı gibi gönderirsiniz ama içerideki hava hep aynı küf kokusuna mahkûmdur. Anlamalısınız ki o pencere açılmıyorsa, o artık bir “geçiş yolu” değil, iletişimi bloke eden en katı, en aşılmaz duvardır.
Çünkü bazı kapılar sadece kilitli değildir; arkasına eşya yığılmıştır, duvar örülmüştür. Zorlamamak, o taşın soğukluğunu kabul etmek gerekir. İnsanın kendini, açılmayan bir pencereden içeriye hava girmesini bekleyerek hırpalaması nafile bir çabadır. Bazen marifet o camı kirmekte değil, rüzgârı başka bir yöne çevirmektir.

