Haziran Yalancı Yaz, Temmuz ise Çark Dönümü

Hayatın değişmez kurallarından biri benim için nettir: Haziran ayı, takvim yapraklarında yazın başlangıcı gibi görünse de aslında “yalancı yaz”dır. Haziran’da asla tam anlamıyla yazlık kıyafetlere geçmem, özellikle akşam saatlerinde rüzgarlığımdan vazgeçmem. Çünkü bu ayın aldatıcı ılıklığına kanıp ince giyinmek, ayın ortasında mutlaka bir nezle vakasıyla sonuçlanır.

​Sonra Temmuz gelir; akşamları hava 20 derecelerin üzerine çıkar, tişörtle uyumanın o ferahlığı başlar. Ancak bu sene Temmuz ayı, elli yıllık ömrümde hiç yaşamadığım bir hava olayına sahne oldu. Gündüzü ayrı, gecesi ayrı, şiddetiyle adeta kapı baca dağıtan fırtınalar… Rüzgarın hiddeti öyle bir seviyedeydi ki, evdeki tüm kapı ve pencereler, sanki görünmez bir el tarafından öfkeyle kapatılıyormuşçasına büyük bir gürültüyle çarpıyordu.

​Merak bu ya, başladım araştırmaya. Meğer yaşadığım bu doğa olayı, her sene Temmuz ayında rutin olarak gerçekleşen bir döngüymüş. Öğrendim ki Temmuz’da aslında iki farklı rüzgar karakteri yaşanıyormuş.

​İlki, ayın sonlarına doğru etkili olan, güneyden esen, sıcak ve kuru “Sam Yeli” ya da diğer adıyla “Keşişleme”. Bu rüzgar, değdiği yeri fırın gibi kavuran o meşhur rüzgardır; adını tam koyamasam da aslında aşina olduğum bir isimmiş.

​İkincisi ise, tam 10-12 Temmuz civarında ortaya çıkan, denizcilerin ve halkın yakından tanıdığı “Çark Dönümü Fırtınası”. Halk arasında “Bezirgan Fırtınası” olarak da anılan bu doğa olayı, tam da bu günlerde pencerelerimizi zorlayan o hırçın rüzgarın ta kendisiymiş.

​Özetle, havanın sıcak ve sert esişi Sam Yeli’nin işi; o meşhur, kapı pencere çarptıran fırtınalı dönem ise Çark Dönümü’nün habercisi.

​Ezcümle; hayat dediğimiz şey, sürekli bir öğrenme süreci. İnsan elli yaşına da gelse, doğanın dilini çözmeye devam ediyor. Hoş geldin Bezirgan başı fırtınası, bu sene sayende bir şey daha öğrendik.