Kullanım kılavuzuyla gelmeyen tek şey galiba insan kalbi. Hani şu mobilyalar için bile sayfalarca açıklama varken, o en hayati organı açmak için ne bir şema var ne de bir işaret. Hal böyle olunca, herkes kafasına göre bir teknik geliştiriyor. Kimi levye ile zorluyor, kimi maymuncuk kullanıyor, biz de kalbini açmaya çalışırken verdiğimiz zararla baş başa kalıyoruz.
Geçmiş tecrübelerimiz ise bu yolda bazen bir harita, bazen de bir mayın tarlası gibidir. Bir yandan daha önceki hatalardan ders çıkarıp daha temkinli yaklaşmayı sağlar, diğer yandan da geçmişteki yaralar yüzünden yeni bir kalbe ön yargıyla yaklaşmamıza neden olabilir. Önemli olan, eski tecrübelerin seni korumakla kalmayıp, doğru bir şekilde açılmana da rehberlik etmesi.
Tabii bunu yapabilecek insanın kendisinin kalbinin de açılmış olması lazım. Kalbini ortaya güzelce sunmayan insanlar başka kalplere nasıl girebilirler ki? Bir kalbin kıymetini bilmek, ona zarar vermeden yaklaşmak demektir. Bu da ancak empati kurarak, sınırlarına saygı göstererek ve kırılganlığını koruyarak mümkün olur.

