
Sosyal medyada, eline mikrofonu ve kamerayı alanın “sokak röportajları” kanalı açtığı bir dönemden geçiyoruz. Tarafsızlıkları oldukça tartışmalı; ancak sorsanız %90’ı “tarafsızım” der.
Adı üstünde, “sokak röportajı”; yoldan geçen, konuşturabilecekleri bir vatandaş arıyorlar. Konuşma cesareti olanlar kendilerince fikirlerini söylüyorlar. Ancak yorumlara bakınca pek iç açıcı düşüncelere denk gelemiyorum. Vatandaş kendi mantığını yürütmek yerine, takip ettiği siyasi ideolojinin medya organlarında ne duyuyorsa onu anlatıyor; neredeyse noktasına virgülüne kadar! Bazen de bazı kanalların, danışıklı dövüş mahiyetinde kullandığı “vatandaş görünümlü” manipülatörlere denk geliyorum. Bu kişilerin söylemlerine kanıp oyuna düşen farklı görüşten vatandaşlar, bir anda hararetli tartışmaların içinde buluyor kendilerini.
Sokak röportajlarının genel hikâyesi bu; ancak bazen de konuyla hiç alakası olmayan, psikolojik sorunları bulunan vatandaşlar ve onların hayat hikâyeleri popüler oluyor. Bunun ilk örneğini hatırlarsınız: “Ankara beni bulsun; ben bu ülkenin Genelkurmay Başkanı, Başbakanı, Cumhurbaşkanıyım. Hatta Türkiye Cumhuriyeti’nin, Amerika’nın ‘prezıt prezdınıyım’” diyen Mersinli Cihangir. Cihangir’in popülaritesi bir anda sarmıştı memleketi, büyük bir fan kitlesi oluşmuştu.
Şimdi ise yeni bir hayat hikâyesi popüler oldu: Tahir. Tahir’in de psikolojik sorunları var elbette; ancak Cihangir ile kıyaslanmayacak kadar şuuru ve fikri yerinde. Fakat onun hikâyesi eğlenceli değil, aksine yürek burkan cinsten. Tahir’in gördüğü fiziksel ve psikolojik şiddete rağmen insanlara “Aşkım!” diye hitap etmesi, onu gören herkesin sempatisini kazanmasına yetti. Tahir, en çok yediği dayaktan şikâyet ediyor. Kendi anlatımına göre bir şekilde tedavi görmeyi başarmış ama yeterli olmamış; çünkü onu horlayan ve dövenler hâlâ sokakta ve Tahir, kendini bu tiplere karşı savunamıyor. Tahir’in “Herkes Tahir’i sevsin, herkes Tahir’e yardım etsin” feryadı, insanın içine işliyor.
Duygulanmamak elde değil. Memlekette hikâyesini ve acılarını bilmeden yanından geçip gittiğimiz kim bilir daha nice Tahirler, nice Cihangirler var… Umarım Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Tahir’i en yakın zamanda bulur ve onu koruması altına alır.







