Geçenlerde sosyal medyada gezinirken gözüme bir haber çarptı. Spotify verilerine göre Türkiye’de arabesk dinleme oranları 2020’den bu yana tam %435 artmış. İşin daha da ilginç yanı ne biliyor musunuz? Bu şarkıları bağıra bağıra söyleyenlerin %77’si 30 yaş altı gençlerden oluşuyor.

​Açıkçası ilk gördüğümde “Bizim gençler hani trap, hip-hop, indie takılıyordu?” diye bir düşündüm. Ama sonra etrafıma baktım; kulaklığı takıp metrobüste camdan dışarı bakarak Müslüm Gürses ya da Cengiz Kurtoğlu dinleyen o kadar çok genç var ki…

​Peki, ne oldu da dijital çağın ortasında büyüyen Z kuşağı bir anda kendini arabeskin kollarında buldu? Türk müziğindeki bu köklü değişimi ve dijital platformların hayatımıza kattıklarını izlemek gerçekten çok keyifli. Gelin biraz laflayalım.

​1. Dertler Derya Olmuş (Gerçekten) 😅

​Hadi eğri oturup doğru konuşalım. Şimdiki gençlerin sırtındaki yük az uz değil. Gelecek kaygısı, sınav maratonları, geçim sıkıntısı, üzerine bir de sosyal medyanın yarattığı o “herkes çok mutlu ben niye değilim” hissi…

​E hal böyle olunca pop müziğin “eller havaya” ritimleri bazen bünyeye fazla hafif kalıyor. İnsan duygusunu tam anlamıyla tam ortadan vuran, “Benim hissettiğimi bu adam benden iyi anlatmış” dedirten bir şeyler arıyor. İşte arabesk tam da burada devreye giriyor. Bir nevi ruhsal deşarj yöntemi diyebiliriz.

​2. Arabesk Kabuk Değiştirdi: Trap ve Melankoli Sentezi ✨

​Eski usül arabeski düşünün: Sadece klarnet, keman ve ağır duygusallık. Şimdiki gençlerin dinlediği arabesk ise çok daha farklı bir boyutta. Eskiden bazı rap parçaları anlamsız veya bol küfürlü sözlerden ibaretken (Killa Hakan, Yener Çevik, Eypio ve Ceza gibi usta isimler bu durumun harika istisnalarıydı tabii), yeni nesil bu işi bambaşka bir noktaya taşıdı.

​Artık sağlam altyapılarla melankoli ve melodi içeren sözler küfürsüz bir şekilde birleşiyor. İşte tam da bu noktada Semicenk başı çekiyor! Semicenk, arabesk ezgilerine modern bir kimlik kazandırarak müziğimizin geleceğine adeta yeni bir yol açtı ve bu tarzın duayeni haline geldi. Arkasından gelen Blok3 gibi isimler de bu popülariteyi yakalayarak arabesk-trap dalgasını büyüttü.

​3. Yeni Yetenekler ve Müziğin Geleceği 🚀

​Dijital platformlar her ne kadar bazen popüler akımları öne çıkarıp belirli müzikleri dayatmaya çalışsa da, bağımsız gençlerin sesini duyurması için hâlâ harika bir mecra. Bugün drill, trap ve hip-hop’ı arabeske sağlam yediren çok yetenekli isimler çıkmaya devam ediyor.

​Mesela son dönemde benim takıldığım Oğuz Ünal diye yeni bir cevher var. “Bi’ türlü olmadı” ve “UNUTTUM SANDIM” gibi şarkılarındaki sözler ve o melankolik hava tam da bu tarzın tutkunlarının duygularına hitap ediyor. Çocuğun altyapıları gerçekten çok sağlam; eğer tarzını bozmadan ilerlerse bu kulvarın ilk 5’ine adını rahatlıkla yazdırır.

​4. “Rol Yapmaktan Yorulduk”

​Sosyal medya bize hep kusursuz görünmeyi dayatıyor ama hayat her zaman renkli değil. Arabesk ise “Kötüyüm, üzgünüm” demenin en samimi yolu. Gençler maskeleri çıkarıp samimi hissetmek istiyor.

​Böyle giderse yakında bu melankolik trap tarzı, halk müziğimizin bile içine karışıp müziğimizi iyice zenginleştirecek. Kim bilir, belki ileride gençler Türk Sanat Müziği ile trap veya hip-hop’ı birleştirecekler. Şimdilik kulağa çılgınca gelebilir ama neden olmasın?

Tavsiye Edilen Yazılar