
Elhamdülillah, Yüce Rabbimiz bu kainatı var ederken her bir canlıya ayrı bir sanat, ayrı bir koruma mekanizması ve bambaşka bir hikmet lütfetmiş. Evrenin derinliklerini inceledikçe, “Allah’ım sen ne büyüksün, ne yücesin!” hayretini ve hayranlığını kalbimizin en derinlerinde hissetmemek mümkün mü? Uzun yıllar boyunca bilim insanları, zehirli olma özelliğinin sadece sürüngenlerde, kurbağalarda veya deniz canlılarında bulunduğunu zannederdi ve bize de böyle öğrettiler, Kuşlar aleminde böyle bir tehlikenin varlığı akıllara dahi gelmemişti. Ancak 1989 yılında Yeni Gine’de yapılan bir araştırma sırasında yaşananlar, bu ezberleri tamamen bozmuş. Bölgede araştırma yürüten bir bilim insanı, ağlara takılan bir kuşu kurtarmaya çalışırken elini çizdirmiş ve refleks olarak parmağını ağzına götürdüğünde dudaklarının uyuşmaya başladığını fark etmiş. Sonrasında yapılan incelemeler sonucunda, zehirli olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış. Pitohui kuşunun tüylerinde ve derisinde bulunan zehir, zehirli ok kurbağalarında bulunan batrakotoksin maddesinin aynısıdır. Bu son derece güçlü nörotoksik zehir, kuşun kendi bünyesinde üretilmez; doğadaki zehirli böcekleri tüketerek vücudunda depoluyorlarmış. Kuşa nakşedilen parlak turuncu ve siyah renkler ise, yırtıcılara karşı “beni yeme, zehirliyim” diyen uyarı levhalarıdır. O’nun yarattığı her şeyde nice sırlar, nice hikmetler ve mucizeler saklı..
O zaman finalde ne diyelim ; Suphanallah, Elhamdülillah, Maşaallah..




