Görünmeyen Ülkelerin Sınırlarında: Alışkanlıklar, Konfor Alanı ve Aidiyet Üzerine

“Alıştığımız şeylerin her biri ait olduğumuz bir ülkedir. Dilini dilimiz, kültürünü kültür edindiğimiz haritada görünmeyen ülkeler…”

Osman Erim

 

​Hayatımızı sürdürürken coğrafi sınırlarla çevrili pasaportlara, şehirlere ve adalara odaklanırız. Oysa ruhumuz, ayak bastığımız toprak parçalarından çok daha eskidir ve çok daha gizli coğrafyalarda gezinir. Görünmeyen haritalarımızın sınırlarını belirleyen şey, etrafımızdaki duvarlar değil; alışkanlıklarımızdır.

​Gelin, bu derin cümlenin rehberliğinde; konfor alanımızın görünmeyen sınırlarını, alıştığımız rutinlerin bizi nasıl sessizce esir aldığını ve kişisel dönüşüm için bu “görünmeyen ülkelerden” nasıl pasaportsuz çıkabileceğimizi masaya yatıralım.

 Konfor Alanı Değil, Aslında “Görünmeyen Bir Vatan”

​Kişisel gelişim literatüründe sıkça duyduğumuz “konfor alanı” kavramı, aslında bu alıntının yanında biraz sönük kalır. Çünkü alıştığımız şeyler sadece bir “alan” değildir; bir vatandır.

​Sabah kalktığımızda içtiğimiz kahvenin bardağından tutun, bizi strese soktuğu halde değiştirmeye cesaret edemediğimiz iş rutinimize, hatta toksik olduğunu bildiğimiz halde sürdürdüğümüz ilişkilere kadar hepsi birer yerleşim yeridir.

  • ​Orada kurallar bellidir.
  • ​Oranın dili (tepkilerimiz, ezberlerimiz) ezberlenmiştir.
  • ​Sürprizlere yer olmadığı için zihin güvendedir.

​Ancak bu güven, aslında görünmez bir prangadır. Dilini dilimiz, kültürünü kültür edindiğimiz bu “alışkanlık ülkeleri”, bir süre sonra ruhumuzu daraltmaya başlar.

​Alışkanlıkların Dilini Konuşmak

​Bir ülkeye ait olmanın ilk şartı onun dilini konuşmaktır. Alışkanlıklarımız da böyledir. Belirli olaylar karşısında hep aynı cümleleri kurar, hep aynı refleksif öfkeyi veya korkuyu gösteririz. Bu, o ülkenin ana dilidir.

​Kişisel gelişim yolculuğu, tam olarak bu dilden rahatsız olmakla başlar. Zihnimiz bize “Burası güvenli, dışarısı tehlikeli” derken, içimizdeki o huzursuz ses yeni bir coğrafyanın özlemini çeker. Değişim dediğimiz şey, aslında başka bir ülkenin dilini öğrenmek, yani yeni tepkiler vermek ve yeni ihtimallere kapı aralamaktır.

​Sınırları Aşmak: Göç Etme Cesareti

​Haritada görünmeyen bu ülkeleri terk etmek coğrafi bir göçten çok daha zordur. Çünkü vizeye ihtiyacınız yoktur ama cesarete çokça ihtiyacınız vardır.

  • Alışkanlıklarınızı Fark Edin: Hangi rutinleriniz sizi koruyor, hangileri sadece yerinizde saymanıza neden oluyor?
  • Yabancılık Korkusuyla Yüzleşin: Yeni bir şey denemek (yeni bir bakış açısı, yeni bir beceri, yeni bir çevre) insana ilk başta “yabancı” ve güvensiz gelir. Bu his, doğru yolda olduğunuzun kanıtıdır.
  • Kendi Haritanızı Yeniden Çizin: Eskiyen kültürleri (işe yaramayan inançları ve korkuları) geride bırakarak kendi içsel rönesansınızı başlatın.
​Son Söz Yerine: Hangi Ülkedesiniz?

​Bugün durup kendinize şu soruyu sorun: Şu an hangi alıştığım şeyin sınırları içerisindeyim? Burası bana gerçekten huzur mu veriyor, yoksa sadece bilinmeyenin korkusundan sığındığım bir liman mı?

​Unutmayın; hayat, sadece haritada görünen sınırları aşmakla değil, ruhumuzun sıkıştığı o görünmeyen ülkelerin kapılarını aralayıp dışarı adım atmakla güzelleşir. Yeni bir iklime, yeni bir dile ve en önemlisi kendi potansiyelinize doğru yola çıkma vakti gelmedi mi?