Tanınan bir yüzün kaybı, ardında derin bir sessizlik ve geniş bir yankı bırakıyor. Eren Kaşıkçı’nın genç yaşta aramızdan ayrılışı, sadece yemek dünyasını değil, onunla bir şekilde yolu kesişen herkesi derinden etkiledi. Acun Ilıcalı’nın “Var mısın Yok musun” ile başlayan ve bugüne dek süren tüm projelerini dönem dönem izlemişimdir. Ancak bu yapımları, kültür, bilgi veya insani açıdan bize bir şey vadetmediğini düşündüğüm için, keyifle veya kendi isteğimle takip etmemişimdir. Tamamen ailemde izleyenlerin etkisiyle veya onlarla otururken mecburen açık olan kanal sayesinde denk gelmişimdir. Ilıcalı’nın bu bu tip yarışmaları, belli bir kesim için sıradan insanların şöhrete giden yolu açsada, ünlülerin sönen yıldızlara daha fazla getiri sunmuştur. Aynı zamanda eski yıldızların tekrar parlatılması için bir fırsat sunulur bu yarışma konseptinde..

Neyse asıl mevzuya döndüğümüzde, ölümün hayatlarımıza dokunuşunun etkilerini hepimiz farklı açıdan değerlendiririz. Sıradan vatandaş olarak ölenler, ünlü olup ölenler, yakınlarımızdan ölenler bize hep farklı üzüntüler katar. Ve yine ilginçtir ki tanınmış ünlü bir ölümüne verilen tepkiler genelde daha sesli konuşulur gündemde. Ancak hep ailesi bilir, bu acının en dayanılmaz ağırlığını. Son olarak kaybettiğimiz Eren Kaşıkçı’nın annesi, eşi ve çocuğuna sabırlar diliyorum. Kaşıkçı’nın mekanı da cennet olsun inşallah.

