Korona gündeminde aklıma düşenler..

0
68

Alex de Souza.. Kimine göre Türkiye’de Fenerbahçe’ye gelmiş en büyük yabancı futbolcu. İşte bu bakış açısına sahip taraftar,Alex’in heykelini yaptırıp İstanbul’da bir meydana diktirmişti. İşte o heykelde Korona’dan payını aldı. Salgına dikkat çekmek isteyen taraftar, Alex’in heykeline maske takmış. Bu eylemi gerçeklestirenlere teşekkür etmek lazım. Çünkü bu hastalığa karşı alınacak tedbirleri hatırlatmak için sürekli yeni farkıdalıklar geliştirmek lazım. Bu arada Alex de Souza’da kendine dikkat etsin. Heykeli koruyan bir maske ve binlerce taraftar var ama kendi hayatında korunma görevi elbette kendisinin..

Alex heykeli

****

Son bir kaç gündür TV de ve haber kanallarında can sıkıntısından kendini sokağa atan yaşlı haberlerine denk geliyorum. Yarı tevekkül yarı kadercilik anlayışıyla ortalarda boş boş gezen ihtiyar amcalar.. Çoğu olayın ciddiyetinin farkında. Fakat bir kısmı da “fütursuzca” ve kasti olarak sokağa çıkmaya devam ediyor. Gençler bunu bir cehalet olarak niteliyor. Fakat bence mevzu cahillik ya da eğitimsizlik değil. Asıl mevzu yaşlı insanların şu hayatta görüp geçirdiklerinden sonra hedefsiz ve planlamasız yaşamaları. Yaşlılığın getirdiği mantıkla hiç bir kurala ve prensibe uyma zorunluluğu hissetmemeleri.. Bu hissiyat da hayatları boyunca her türlü kurala ve prensibe uymaktan yorulmuş olmaları. Hatta öyle ki ölümden bile korkmaz oluyorlar. Çünkü yaşlılığın başında ölüme hazırlık sürecini yaşamaya başlıyorlar. 80 yaşına gelmiş bir büyüğünüze ” sakın dışarı çıkma,bak ölürsün” deseniz bile bu onlarda hiç bir etki yapmaz. Çünkü onlar ölümü her gün her saat beklerler. Hatta ciddi sağlık sorunları çeken yaşlılar, kafalarında ölmeyi arzu ederler. Çünkü ağrılar içinde ve kendisini anlamadığını düşündüğü çocuklarının gözünde sanki atılmış ve değersizmiş gibi hissederler. Bu sebeple onlara çıkarsan hasta olursun yerine, ” bak salgına yakalanırsan torununa ve bize de bulaştırırsın. Böyle olsun istemiyorsan evde kal” demek daha mantıklı ve işe yarar bir davranış biçimi..

****

Fahrettin Koca’nın başlattığı sağlık personeline teşekkür mahiyetinde başlayan balkondan alkış desteği, ikinci gününde de ilk günden daha büyük bir katılımla gerçekleşti. Tabi teşekkür sağlık mesleği ile uğraşan tüm fertleri onore etti. Bakan Koca halka teşekkür etti ve devamının gelmesini istedi. Bu alkış desteği benim aklıma yeni bir fikir getirdi. O da şu: madem bu alkış eylemi çok etkili oldu. O zaman bu alkışı evde kalmayı başaran ihtiyarlarımız içinde yapabiliriz. Herkes saat yine tam 21:00 da ailenin en büyüğünü balkona çıkarıp alkışlayabilir. Böylece onlarda kendilerini değerli hissederler. Çünkü yaşlı insanlar kendilerinin işe yaramaz olduklarına inandırırlar kendilerini. Ayrıca bu hafta yaşlılara haftası. Tam da onları onore edeceğimiz bir zamana denk geldi. Bence yapalım bu yaşlılara alkış eylemini. #dedemealkış ve #ninemealkış hashtag’lerini kullanabiliriz bu eylemde..

 

****

TV tartışma programlarında korona virüs öyle derinlemesine irdeleniyor ki seyreden herkes bir zaman sonra rahatlıkla korona uzmanı olabilir 🙂 Her gün yeni bir iddia ve öneri sunuluyor bu programlarda. Hatta bazen öneriler ve tedbirler çakışabiliyor bir gün önceki bilgiyle..

Bugün hiç duymadığım bir bilgiye denk geldim. O da şu: Burun mukozası Korona’nın burnumuzdan kolayca geçerek hücrelere ulaşmasına neden oluyor dedi Doktor Mustafa Hasöksüz. Yani burun açıcı tuzlu suları kullanmayın dedi. Şimdi sizin aklınıza “sümüklü mü gezeceğiz sokakta?” sorusu gelmiştir. Elbette gezmiycez. Fakat derinlemesine temizlemeyeceğiz bu mantıkla. Bu öneri benimde kafama yattı. Burnunuza tuzlu su çekin önerisi benim için geçersiz artık. Ha gece yatmadan yani evde rahat bir uyku için kullanılabilir o ayrı. Ama özellikle dışarıda bir miktar mukoza ile gezmekte bir sıkıntı olmaz bence..