Bireyin “Güvenli bağlanma sorunu” üzerine

0
338

Güvenli bağlanma sorunu diye bir şey duydunuz mu siz hiç? Yani bir çeşit psikolojik sorundan bahsediyorum ( İnternet’e bağlanma da sorun aklınıza geldi değil mi ilk önce? Ama değil tabi ki 🙂  )

Ve inanın ben de,  bu rahatsızlığın adını daha yeni duydum. Fakat içerini o kadar iyi biliyor muşum ki anlatamam. Yakın çevremde bir çok insanda gördüğüm, çok değişken ve karışık hayat şekli, meğer bu rahatsızlığın bir göstergesiymiş..

Çocuk yaşlarda ebeveynlerinden yeterli ve istikrarlı ilgi ve güveni alamayan tüm çocuklar, belki de hayatları boyunca yaşayacakları çelişme ve hezeyanların sebebinin bu olduğu bilmeden yaşarlar.

Temel açıdan bakıldığında güvensiz bağlanma, iki kişi arasındaki bağın güvensizlik ve git-gel ler nedeniyle sarsılması anlamına geliyor. Yani kişi iletişim kurduğu çevreye karşı sürekli isteksizlik yaşıyor. Buna “alışılmış bir yaşam da” denilebilir. Daha doğrusu yüzeysel samimiyetler..

Psikologların görüşlerine baktığımda, bu durumun kaynağının çoçukluk dönemi olduğunda birleşmiş olduklarını görüyorum.

Kurduğumuz ilk bağ olan anne ve baba bağı, ömrümüzün seyrini değiştiren en genel unsurmuş meğer..

Eğer çocuk, güvenli bir bağlanma yakalayamışsa, tamamen tatminkar bir duygusal bağ kuruyor hayatla. Yani karşılarındaki kişiye de genel olarak pozitif bakıyor. Hüsnüzan dolu bir gönüle sahip oluyor.

Güvenli bağlanmaya sahip olamayanlar ise kişi terk edilme ya da zarar görme endişesiyle yaşıyorlar her dönem. Sıkıntılı geçen çocukluk dönemlerinde görülen güvenli bağlanma sendromu, kişiyi genellikle yalnız olmaya itiyor. Korku ve kaygı duyguları törpüleniyor bu rahatsızlık sebebiyle. Hatta bu şekilde büyüyen çocukların iki tür şiddetten birini mutlaka gördüğü söylenebilir. ( psikolojik ya da fiziksel )

Bu tip insanlar bu sorunsal sebebiyle, ebeveynlerinin çok sık değişen değişen davranışları nedeniyle anne ve babayı bir model alarak alamıyorlar. Çocuğun ebeveynleri hakkındaki düşüncesi hep oynaktır ve sabitlenemez. Bu tip çocuklar, ileride yetişkin olduğunda bile bu kayma ve oynaklık devam eder.

Davranışları, fikirleri ve ortaya koydukları duygular arasında bütünlük oluşmaz. Teslimiyet duyguları zayıftır. Kendilerinin neden böyle olduğunu bir türlü düzgün yorumlayamazlar.

Tabiri caizse, bir robotik insana dönüşmüştür bu rahatsızlığı yaşayan birey. Hayatta duygu katması gereken bir çok yere, duygu değil mantık ve kural katar. Kuralcı, sürekli tehlikeye açık bir vaziyette yaşarlar.

 Bu sorunun temelinde ciddi bir sorgulama ve yoğun duygu trafiği de vardır aynı zamanda.. Çelişkili bir aileye sahip olan çocuk, ebevynlerinin ne olduğunu ya da ne olmadığını her daim sorgular. Doğru ve yanlış denklemini kurmakta zorlanırlar.

Bu tip çocuklar büyüyünce yakınlık ve sevgi konusunda bir kaynak oluştururlar. Sosyal çevrelerin arasında kendileri hep en başta göze batar. Bağımlılık şeklinde seyreden bağlanma, takdir ve onay ihtiyacıyla sonunda gözden çıkarılma veya reddetmeye ulaşılmış, çok hassas ve titiz bir kişiliğe bürünürler.

Bu tip, aynı zamanda şüphe denilen kaygı şeklini sürekli aktif tutarlar. İnsanların kötü ve olumsuz yanlarına daha çok odaklanırlar. Bu sebeple bencil ve benmerkezci bir karaktere dönüşürler. Zarar görme korkularını bastıramazlar. Çekingen ve uzaktan seyirci olmaları da çok muhtemeldir.

Yine bu bağlanmada görülen en belirgin özelliklerden biri de,  insanlarla samimi ilişkiler kurmayı beceremektir. Tabi bunu başaramayan birey içinde derin bir üzüntü yaşar. Sorumluluktan kaçma, kendini toplumun samimi ve yakın kanallarından ayırma gibi bir takım davranışlar gösterir. Tam bağımsız ve özgür bir yaşam hedefi koyarlar kendilerine. Aile kurmak ve çocuk fikrine alışmaları çok uzun zaman alır.

Bütün duygular, içlerinde yaşanılır. Eğer dışarısı ile paylaşılırsa, belli şekillere dönüşen objeler gibidirler. Bu nesnelleşen duygular, tanım ve muhteviyatını yitirmiştir artık. “Bi seviyorum bi sevmiyorum” git gel leri, bu tip bağlanma yaşayan bireyin içinde bir bunalım ve karmaşa sebebidir. Bazen de hiç yoktan yere ani ve hızlı bir isteğe sahip olur fakat bu seferde bu isteği kelimelere ve jestlere dökemezler.

Bu tip bağlanma görülen bireyler anne ve babalarından insani duygular yerine ihtiyaç fazlası obje ve sahip olma duygusuyla yetiştirilmişlerdir. Ebeveynler ya kendi dertlerine düştüklerinden ya da doğru yetiştirme yetisine sahip olamadıklarından bu tip bireyleri tatmin edememişlerdir.

Anne ve baba, akılları sıra çocuklarına kuralcı disiplinli ve mesafeli davranarak çocuklarının olgunlaşacağını sanırlar. Sonra ileride çocuk anne ve babasını eleştirdiğinde, ebeveynler de doğru olanı yapmaya çalıştıklarını söyleyerek çocuğu bastırmaya çalışırlar. E bu durumda da çocuk sokağa ve diğer insanlara yakınlaşıp onlara alışır. Bu tip’e örnek çocuk, ileride kimseden bir şey ummadan ve hep tek başına uğraşır problemleriyle. Ve gelecek bir yardıma, ya inanmaz ya da güvenmez.

İşte tüm bu bağlanma bozuklukları bireyleri hayatları bir çok açıdan kısıtlar. Evlilik, cinsellik, çoçuk yetiştirme gibi bir çok önemli sorumluktan kaçmasına neden olur. 

Tabi tüm problemler eğer kişi adını koyamadığı fakat sıkıntısını sürekli yaşadığı psikolojik rahatsızlığı tespit eder ve bu konuda başta bir psikologtan akabinde de en yakın olduğu insanlardan destek alabilirse, çözüme ulaşmak pek tabidir. Tabi ilk önce teşhis sonra da gayret şarttır.

Şimdi siz de bir bakın bakalım etrafınıza. Böyle insanlara denk gelecek misiniz? Kim bilir belki sizde bir “güvenli bağlanma sorunu” yaşıyorsunuzdur..