Herkesin artık sormaya gerek duymadığı o soru: “bu da mı gòl değil be”

0
256

O ne muhteşem bir repliktir..

“Bu da mı gol değil be hakim bey?” diye feryat eder Sadri Alışık, “Ofsayt Osman” karakterini canlandırdığı o hafızalara kazınmış “Şaka ile karışık” filminde.

Aslında o soru,bir sitem, bir isyandan öte bir takdir edilme bir olumlanma arzusudur. Tüm iyiniyetli gayretlerin, eylemlerin ve gösterilen sabrın hakettiği aferini duyma arzusudur. Artık tükenme noktasında olan iyi niyetli bir adamın, kaybettiğini sanarak salladığı beyaz bir teslim bayrağıdır o cümle.

Neyse ki finalde salonda ki herkes,hatta hakim bile “gol be gol” diye bağırırlar da çoşkuyla. Harcanan her emeğin,her mücadelenin hakkı teslim edilmiş olur o tasdikle. Gönüller ferahlar..

Peki günlük sosyal yaşamlarımızda bizler, bir ofsayt Osman misali gibi,bir bekleyiş içinde miyiz, hiç düşündünüz mü?

Yani hayatımızda hangi ciddi gayretlerimiz, ve bu gayretler sonucu bir takdir görme beklentimiz var? Gerek iş yaşamınızda gerekse özel yaşantımızda hangi hedefleri belirleyip,elimizden gelen her türlü gayreti gösterdikten sonra,hakettiğimiz o övgüyü bir türlü gôremeyip sitemkar bir isyanla hakkımızı arıyoruz.?

Bu soruya eminim çok azımız “ben” diyebiliyordur. Bunun sebebi Modern dünya diye tabir edilen şu zamanın insandan götürdüğü büyük hedefler,azim, sebat, sabır gibi erdemler. İnsanın yaratılışına yerleştirilen ve insani “üst insan” mertebesine yücelten bu duyguların yoksunluğu,bireyleri ortalama yaşayan, kolaycı, sorumluluktan kaçan,konformist tek tip karakterlere çevirmiş durumda.

Dolayısıyla, bu tip insanlardan oluşan bir toplumda, Ofsay Osman gibi iyi niyetli, doğruluğu, vicdanı ve gayreti hiç bırakmadan yaşayan ve sonunda hiç haketmediği davranışlara maruz kalıp, takdir arayan karakter sayısının az olmasına şaşırmamak lazım.

Günümüz Ofsayt Osmanlarının ise filmde ki Osman karakteriyle neredeyse alakası yok. Çünkü günümüz Osmanları ” bu da mı gol değil” cümlesini ya çok yüksek bir ego tatmini,ya da az bir emekle o emeğin kat be kat üstünde bir takdir görme hazzı ile kuruyorlar. Filmde ki Osman’ı yaşattığını düşündüğüm kesimse,bir kaç sınırlı grubu kapsıyor ancak. Bunlardan ilki dar gelirli bir aile ferdi olup,normalin üstünde bir gayretle yaşam standartlarını yükseltmek için uğraşıp beceremeyen kesim. Diğeri sevdiğine ulaşamayan, tüm çabalarına rağmen karşılık görmeyen sevgiye sahip aşıklar, son olarak engelli vatandaşların bir çok kulvarda başarılar elde etmesine rağmen toplumda ikinci sınıf görülmelerine karşı gösterdikleri mücadele.

“Bu da mı gol değil” demenin günümüzde artık bir 30 yıl öncesi gibi bir karşılığı yok. Çünkü ortada kayda değer üst bir mücadele olmadığı için,bu emeğin karşılığını takdir etmeyen bir karşıt güç de yok.

Günümüzde artık insanın el emeği değersizlikleştikçe, duygularının karakterinin ve insansılığının da bir önemi kalmadı. İnsanın bu çağdaki tek görevi, tek tip toplum anlayışı ve dayattığı popülist eylemleri harfiyen yerine getirmesi. Kültür, değerler ve vicdanı sorumlulukların tukaka edildiği bir yüzyılda, gerçek ofsayt Osmanlara da özlemiz giderek artacak anladığım kadarıyla.

Saygının sevginin, emeğin, merhametin ve en tabi bir ve beraber olabilme yetisine sahip insanlar olarak, “gol be gol!” diye bağırabildiğimiz günleri tekrar yakalama umuduyla..