Cumartesi, Haziran 6, 2020
İnsanları hergün yeniden tanımak yoruyor bizi en çok..
Bence bizler artık yokuz, ve fesleğenler artık sinekleri kovamıyor.
Türk-Yunan dostluğu, bizim için Zülfü Livaneliden ibarettir gibi bir teorem vardı eskiden.. Ne olduysa birden kesildi. Gerçekte dostluk mu yoktu yoksa bu dostluk Zülfü Livaneli yunan dostluğundan ibaret miydi bilememekteyim.
"Hayat deyince aklıma hep dolduramamak gelir. Sanki dibi olmayan bir kuyuya milyarlarca insan, aynı anda birer taş atıyoruz. Sonrada o taşın en dibe vardığında çıkacak sesi duymak için nefes bile almıyoruz."  
Kendine bir çıkış yolu bulduysan sevin. Ama yol, seni istediğin yere götürmediyse de sıkıntı yapma ve  üzülme. Çünkü çıkış yolları, insanı sadece yeni bir umutdur. O umudun doğru olup olmayacağını,mutlu edip etmeyeceğini, yalnız sen değil kaderin de belirler.   
"İnsan pişmanlıktan yapılmıştır. Pişmanlık bir yerlerinden sürekli su akıtan, fakat içi, garip bir şekilde boşaldıkça dolan bir bidon gibi sanki..
Kendimizi kötülemeye ne kadar da meraklıyız!  Bir yandan "dünyada müslümanlığın en rahat yaşandığı yer Türkiye" diyoruz. Diğer yandan da sonradan müslüman olmuş ünlü birini duyunca " "kesin bizden görüp olmamıştır" diyoruz. Kendi içimizde bu denli çelişkilerle yaşamaya nasıl da...
Her Aşk sonunda, yaşanış biçimine göre ya ishâl ya da kabız eder. İshal olanlar, yeni bir aşk'a yelken açıp tüm hatıraları bir an da boşaltırken. Kabız olanlar yalnız kaldıkları her an ıkınırlar.
Plastik ve süslenmiş bir çam ağacı önünde poz vermenizin anlamı, ağacın size bir değer katması mı yoksa sizin ağaca bir değer katışınız mı? Ben halâ çözemedim..
Yalanın, riyakarlığın, kibrin ve münafıklığın ele geçirdiği bir insanı tanıma ihtimaliniz, bu yüzyılda başka hiç bir yüzyılda olmadığı kadar fazla..
- Advertisement -

Popüler Yazılar

Favoriler

Sosyal Medya

147BeğenenlerBeğen
326TakipçilerTakip Et
56TakipçilerTakip Et