Cumartesi, Mayıs 30, 2020
Uzağa seslenen ağızlarda, birikmiş tüm paslar gibi acı. Ve duymayan kulakların boşa bekleyişlerine kadar muhafazalı bir gayrete talibim. Senin yalnızlığına son vermek için değil. Yalnızlığına ortak olmak için. Varla yok arasindaki süre bile kâfi geliyor bu arzuma.
Hangi elimde tutmayan parmaksın? Hangi dokunuşadır hevesin, bunca kırılmışlığını unutup? Gel sen benim elimden düş. Elimden gelebilenleri ürkütmeden düş!
Tutunacak onca dal varken. En sağlam olana değil, yalnızca küçük bir kuş yuvasına sahip çıkmış olana uzandı ellerim. Her yalnız bilmez bunu. Çare arayan değil,kuş kadar hafifletmek isteyenler bilir bunu.
Normal kavramı, artık çok az insanda aynı manayı çağrıştırıyor. Anormaller normalleştikçe, saflar yeniden şekilleniyor. Safları sık ve düzgün tutmaksa artık yalnızca bir beklentiden ibaret,desteksiz..
"Farkındalık bir salgın olsa, en az yakalanan tür insan olurdu."  
Sabah olmak üzereydi. Huzursuz girdiği yatakta bir türlü derin uykuya dalamamış, dönüp durduğu yatağında saati 5 yapıvermişti. Ne zamandır niyetine girdiği namaza başlama hevesi, bu gece yine belki üşengeçlik belki de bilmediği bir sebepten gerçekleşmemişti. Zaten evalahir yatsı namazları...
Esneyerek açtı küçük bedenini tomurcuk,ilk defa geldiği dünyaya.. Yüzünü güneşe döndü. Pembe taze teniyle onu doğuran toprağa teşekkür etti küçük bir tebessümle. Sonra tekrar daha uzun baktı güneşe. Kamaştı gözleri.. "Demek yeryüzü denilen yer burası" diye mırıldandı. Sonra bir arı kondu başına. Korktu tomurcuk. Kimsin?...
- Advertisement -

Popüler Yazılar

Favoriler

Sosyal Medya

146BeğenenlerBeğen
326TakipçilerTakip Et
57TakipçilerTakip Et