Pazar, Ocak 26, 2020
Birkaç zamandır bazı yazılar çıkıyor. Bunlarda, kötümser sayılan kimi yapıtların insanı dosdoğru en aşağılık köleliklere götürdükleri ortaya konmak isteniyor. Bu yazılarda yürütülen akıl bir hayli basittir. Kötümser bir felsefe, özü gereği, umudunu yitirmiş, yılgın bir felsefedir ve dünyanın iyi...
Beni suçlayanların üzerinizde nasıl bir etki bıraktıklarını bilemem, Atinalılar; ama öylesine inandırıcı konuştular ki, neredeyse bana kendimi unutturdular; ve gene de söylediklerinin hemen hemen tek bir sözcüğü bile doğru değil. Ama söyledikleri sayısız yalan arasında beni en çok biri...
Kendimizi açmazdan kurtarmak istiyorsak, kendini aldatma davranışlarını daha yakından incelemek ve buradan bir betimlemeye ulaşmaya çalışmak uygun olur. Bu betimleme, kendini aldatmanın imkânının koşullarını daha açıklıkla saptamamıza, yani başta sormuş olduğumuz soruya cevap vermeye imkân verecektir: “insan varlığı ne...
Okurken bir başka kimse bizim için düşünür: Biz sadece onun zihin sürecini takip etmekle yetiniriz. Nasıl ki yazmayı öğrenirken talebe öğretmen tarafından kalemle çizilmiş çizgileri takip eder: Okurken de tıpkı bunun gibidir; düşünme işinin büyük bölümü zaten bizim için...
Kalsam, Sığdıramam Bu deli maviyi ihanet kokan soluğuna Metropollerin. Üşür gözlerimde yediveren tomurcuk, Yedi göğün yıldızları. Yüreğimde bir maral ağlar, Hangi suya eğilsem. Ellerimin Dikiş tutmazlığı Ellerine teyellenmişken, Bağlıydım hayata Ama şimdi Çözüldüm her anlamda. Tırnaklarım etimden ayrıldı çünkü. Çünkü beklenenden tez düştü ak’lar çocuk sakallarıma . Çünkü kırıldım saç uçlarıma kadar! Ve. Haziran gibiydi çocuklar, yakmayan...
gidin, şarkılarım, yalnıza ve tatminsize, asabı bozulana, sözleşmeyle köleleşenlere, küçümsemelerimi götürün zulmedenlere. serin bir suyun dalgası olarak gidin, zalimlere nefretimi iletin. konuşun şuursuz baskıya karşı, hayalgücü kıt olanın gaddarlığına, kayıtlara karşı konuşun. can sıkıntısından ölmekte olan burjuvaziye, varoşlardaki kadınlara gidin. tiksinerek evlenenlere gidin, başarısızlığı örtülenlere, talihsizce eşleşenlere gidin. satınalınmış zevceye, miras kalmış kadına gidin. şehveti zarif olanlara gidin, zarif...
Yaşadım aranızda, artık bitti, insanlar! Fenaları tanıdım ve sevdim iyileri. Kavgamız sona erdi, tükendi bütün günler. İnsanlar! sıranızdan çıkan insanın biri. Ben de taşıdım, akşam, bir eve bir ekmeği, Yaşadım bir kenarda, habersiz Hintten, Çinden’ Ömrümün bilmiyorum her an neresindeyim! Fakat sesler geliyor gelecekler içinden. Beni hep...
gözlerin gözlerime değince felâketim olurdu ağlardım beni sevmiyordun bilirdim bir sevdiğin vardı duyardım çöp gibi bir oğlan ipince hayırsızın biriydi fikrimce ne vakit karşımda görsem öldüreceğimden korkardım felâketim olurdu ağlardım ne vakit maçka’dan geçsem limanda hep gemiler olurdu ağaçlar kuş gibi gülerdi bir rüzgâr aklımı alırdı sessizce bir cıgara yakardın parmaklarımın ucunu yakardın kirpiklerini...
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya; Bi yanda akan benim, öbür yanda Sakarya. Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak; Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak. Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir; Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir. Akışta demetlenmiş, büyük,...
Babam ve sayısını hatırlamadığım, içlerinden sadece birini tanıdığım –Golçin, ilkokul dördüncü sınıf öğretmenim– birkaç genç adamla İsfahan’ın Zayenderud* nehrinde yüzüyorduk. Geceydi, dolunay vardı ve gökyüzü bulutsuzdu. Suda sadece biz vardık. Suyun içinde de dışında da başka kimse yoktu. Siyosepol**...
- Advertisement -

Popüler Yazılar

Favoriler

Sosyal Medya

123BeğenenlerBeğen
327TakipçilerTakip Et
62TakipçilerTakip Et