Biriyle karşılaşmamanın tek yolu onu izlemektir.” (baudrillard, s; 161) Kendimizle karşılaşmamak için kendimiz–miş gibi olanı, kendi simülasyonumuzu izliyor, takip ediyoruz. Sahte kendilikler arasında boşuna kendi izimizi arıyoruz. Bir izimiz, bir gölgemiz yok artık. “gerçekleri izlediniz” diyen tv karşısında izlerini, gerçekliğini yitirmiş sayısal...
Sa'dî (1) diyor ki: "Bir gece biz kervan ile Ağır ağır gitmekte iken yolumuz düştü bir çöle. Hızla geçmek için o korkutucu ıssız çölü, Bütün yolcular istirahatı feda ederek, Gitmektelerdi. Bir aralık bende yürümeye güç Hiç kalmamış ki düşmüşüm artık uykuya yenik. Avare bir yolcuyu...
"Hep başın arkaya dönük mü ilerlersin sen?" ya da  "Gördüğün şey hep geride kalan mıdır?"  ya da daha doğrusu  "Yalnız geçmişe mi senin yolculuğun?"
Kendimizi açmazdan kurtarmak istiyorsak, kendini aldatma davranışlarını daha yakından incelemek ve buradan bir betimlemeye ulaşmaya çalışmak uygun olur. Bu betimleme, kendini aldatmanın imkânının koşullarını daha açıklıkla saptamamıza, yani başta sormuş olduğumuz soruya cevap vermeye imkân verecektir: “insan varlığı ne...
Muallim İsmail Hakkı Bey(1865-1927) İsmail Hakkı Bey 1865'de İstanbul'un Balat semtinde dünyaya geldi. Babası "İdare-i Hususiye"memurlarından hanende Reşid Efendi'dir. İlk okulu tamamladıktan sonra onu ailesi Mercan'da bir örücünün yanına çırak olarak verdi. İsmail Hakkı Bey, Mahallesinde ve işyerine yakın camilerde okuduğu...
Ölüm Güzel Şey Ölüm güzel şey,budur perde ardından haber...  Hiç güzel olmasaydı ölürmüydü peygamber?...  Öleceğiz müjdeler olsun,müjdeler olsun !  Ölümüde öldüren Rabbe secdeler olsun!  Kapı kapı, yolun son kapısı ölümse;  Her kapıda ağlayıp o kapıda gülümse!  O demdeki,perdeler kalkar,perdeler iner,  Azraile hoşgeldin,diyebilmekte hüner...  O dem çocuklar gibi sevinçten...
Yanık şekerim sert, hayatsa daha berbat, ikisinin de aynı kağıttan çıktığını unuturdum unutmasına da, ben tuttum birini sevdim, hayatı nasıl sevdiysem onu da öyle sevdim: Tarçın Kokulu Kız, Carmen, Ay Carmela… O nane likörüne bayılırdı ama, ben onu sıcacık bir kahvenin dumanına benzettim, o da beni...
Siz ne güzeldiniz benimle bilemezsiniz A harfinden bir çarşı güneşi yüzünüzde Hèlene uyruklu bir rüzgârdınız her şiirde Benimdi, Ronsard’ın bir ülkesiydi yeriniz. Şimdi kim bilir İstanbul’sunuz değilsiniz Bir f’diniz Önasya’larda o şey evlerde Şimdi nasıl bir yalnızlık eser yüzünüzde Uzun sular olur duymak gibi bir şeydiniz. Şimdi...
"Çoğunluk birilerinin kendilerini aldatmasından büyük bir haz duyuyor. Neden? Yığınlar halinde yaşayan bu insancıklar kendi mevcudiyetlerinin dikkate alınmayışından öyle şiddetli bir korku duymaktadırlar ki, aldatılmaya değecek derece de önemsenmiş olmaları hoşlarına gidiyor." İsmet ÖZEL 
"Gerçekten sevdiğim pek az insan var; hele saygı duyduğum daha da az insan var. Dünyayı tanıdıkça hoşnutsuzluğum daha da artıyor; her geçen gün insan karakterinin tutarsızlığına ve akıllı, duygulu görünenlere bile güvenilmeyeceğine olan inancım güçleniyor." -Jane Austen
- Advertisement -

Popüler Yazılar

Favoriler

Sosyal Medya

128BeğenenlerBeğen
330TakipçilerTakip Et
57TakipçilerTakip Et