Aradığım kedi buydu kesinlikle. Ama gel gör ki..

0
199

Ne zamandır minnak kızıma bir hayvan almak istiyorum. İçinde hayvan sevgisi oluşsun şimdiden niyetiyle. Ne biliyim bu bir kuş olur, ya ya da bir kedi meselâ. Ama gelin görün ki ne benim ne de anasının hiç bir hayvanı olmadı geçmişimizde. Dolayısıyla biz de ilk kez bir hayvan bakacağız evde bu vesiyleyle. Ben aslında özellikle bir kedi istiyorum. Kuş’a göre daha özgür dolaşsın evde,yaramazlık yapsın,gece gelsin yatağımızda uyusun falan. Bu beklentilerim işin keyifli yani tabi.

Fakat bir de hayvan beslemenin zorlukları var ne yazık ki.. Doyurması, bakımı, zaman ayırması vs.. İşte bu sorumluluğu alabilmek asıl mesele. Hayvanı aldık 2 gün sonra ilgilenemezsek ne olacak? Sokağa mı salacağız? Tabiki de salınmaz. Zaten sokaklar evden atılmış kedi ve köpekle dolu.

İşte bu gitgeller arasında bugün enterasan bir şey oldu. İşyerimin bahçesinde yukarıda fotoğrafını gördüğünüz pek insancıl fakat bakışları manyak bir kedi geldi. Dibime yanaştı ve “beni sevsene” der gibi sürtünüp durdu ayaklarıma. O an dedim ki: “Allah’ım aradığım kediyi ayağıma gönderdin. Ne büyüksün”

Çatlak harbi..

Epey bi sevdim bu çatlak kediyi. Koyup bir kutuya eve götürmenin planlarını yapıyordum ki bir arkadaş uyardı: “Arkadaşım siz o kediyi zapdedemezsiniz. Sen eve, evden dışarı çıkmayı sevmeyen cins bir kedi al. Bu şimdi sokağa çıkar. Ne kadar bit pire varsa eve getirir. Yenge de çıldırır”

O an düşündüm ki arkadaş harbi doğru söylüyor. Tekir kedi’yi evde zapdetmek zor. O an bütün hevesim kaçtı valla. Üzüldüm bir yandan da. Ama yapacak bir şey yoktu. Kediye eğildim son bir kere daha sevdim. Sonra da döndüm işime gücüme. Artık sahiplendirme sayfalarında cins ev kedisi arayacağız başka çare yok.  Zaten bu çatlak kedi de kesin birilerinin kedisidir diye düşünüp rahatlatıyorum şimdi kendimi..