AÖF sınavından çıkışta aklıma takılanlar..

0
45

Valla ne yalan söyleyeyim şu AÖF finallerinden sonra üstümden tonlarca yük kalkmış gibi geliyor. Sıka sıka 7.döneme kadar gelmeyi başardığım Atatürk AÖF’de hersene aynı baskıyı hissettim ve hissediyorum. Üstelik harika bir disiplin ve istikrarlı bir çalışma düzenim olmadan yaşıyorum bu baskıyı. Sınavlara 20-25 gün kala oturup bütün kitapları okuyarak ve sınav sorusu olabilecek bölümlerin altını çizerek çalışıyorum. Sonra sınava 4-5 gün kala sadece altı çizili yerleri tekrar okuyup sınava giriyorum Ya Bismillah diyerek.

AÖF okumak kimine göre kolaydır kimine göre zor. Bende zor diyenlerdenim. Eğer vaktiniz çok bol değilse aynı zamanda yoğun ve yorucu bir iş,bir mesleğiniz varsa bu okulu normal süresinde bitirmeniz çok zor. Hele ki son son 3 yıldır sınavlarda 4 yanlış 1 doğrunuzu götürmeye başlayınca,dersi verememe ihtimaliniz de artıyor. Ama tabi bunun dışında bir de AÖF okuyup Yüksek onur belgesi alanlar da olmuyor değil. Okulu bitirip bu takdir belgesini alanlarlara da inanıp şapka çıkarıyorum. Artık o kitabı nasıl yalayıp yutuyorlarsa diploma ortalamaları 3.5-4 görüyor! Hayır bir anlamadığım mesele daha var. Bu takdir belgesini alan arkadaşlar bu kadar yoğun bir çalışma gayretini neden gösteriyorlar. Örgün öğretimde pirestijli bir okul ve bölümde birincilik alsalar anlarım. Çünkü işe alımda öncelik görürler tercih sebebi olurlar. Ama ben hiç bir işletme ya da kurumun AÖF te okumuş ve yüksek onur belgesi almış birini tercih üstü göreceğini sanmıyorum. Belki bu arkadaşlar kendi kendilerine bir takdir vermek için bu başarıyı gösteriyor olabilirler. Bilemiyorum..

Neyse

Birde şu AÖF sınavları ile ilgili aklıma takılanlar var. Mesela Atatürk AÖF vize-final-bütünleme sınavlarını c.tesi ve pazar olmak üzere iki güne bölüyor. Buraya kadar bir sıkıntı yok. Sıkıntının başladığı yer ise sınavların oturum saatleri ve girilecek derslerin eşit bir şekilde bölünmemesi. Bugünkü sınavdan bahsedeyim size. Sabah 9:30 oturumuna sadece 1 ders için gidiyorum. Sonra, öğleden sonra bu sefer 5 ders için saat 14’te ki oturuma geliyorum. Arkadaş bunların hepsini niye tek oturuma dahil etmiyorsunuz? Durun daha bitmedi. Pazar günü içinde sabah oturumuna yalnız 1 ders için geliyorum. Sadece 1 ders için 40 km yol yapacaksınız ve bir de üstüne yol parası vereceksiniz! Kimse kusura bakmasın ama bu tam bir saçmalık. Yok illa iki güne bölmek istiyorsan 7 dersi böl ikiye, birgün 4 diğer gün için 3 ders için girelim sınava..

Bu durumu eğitim sektöründe çalışan bir iki arkadaşa sorduğumda bana: “Devletin ögretmenlerine jesti” manasında açıklama da bulundular. Yani öğretmene ekstra bir ücret verme gayesi taşıyormuş devlet. Tamam iyi güzelde, öğretmen arkadaşlar para kazanacak diye AÖF okuyanlar niye rahatsız ediliyor?  Bir de ilginçtir bu sınav görevi isteyen arkadaşlar, görev alacakları sınıfa geldiklerinde, az öğrencinin sınava katılması için dua ediyor. Çünkü sınava giren az olursa ve sınav bitiminden önce çıkarlarsa öğretmen arkadaşlarda erken çıkıp ister evlerine ister gezmeye rahatça gidebiliyorlar. Bugün girdiğim sınavın görevli öğretmeni,sınıf kapısından karşı sınıftaki öğretmen arkadaşına şöyle soruyor: Sizin sınıfta kaç kişi var? Tabi karşı sınıfta görevli kadın öğretmende cevap veriyor: 8 kişi var toplam.

Bu cevap karşısında bizim görevli şöyle söylüyor: “Ne şanslısınız. Bizim sınıf tam kadro!”

Ya hu devlet sana 2 saatlik görev için gayet iyi bir ödeme yapacak zaten. Niye halâ işten kaytarma derdindesin? Bu durumda ya görev isteme para alma gez dışarıda. Ya da ek gelir için geldiğin sınavda yapacağın işin kaçış yollari aramadan güzel güzel çalış!

Bence böyle düşünen arkadaşları devletimiz bir silkelemeli. Ben devletin yerinde olsam. Bu hafta sonu sınav gorevlendirmelerine bir dönem öğretmen olmayan fakat yine memur olan arkadaşlara görev veririm. Hem böylece diğer öğretmen arkadaşlarda hattı sayılır bir ek kazanç elde ederler. Nihayetinde yapılacak işin mahiyetinde öğretmen olmayı gerektirecek bir beceri gerekmiyor.

Bunların dışında yine kafama takılan bir başka konu da, sınav esnasında uyulması gereken kurallardan biriyle ilgili. Kurallardan biri şu: Sınav başladıktan sonra ilk yarım saat içinde her ne sebepten olursa olsun dışarı çıkmak yasak. Eğer çıkılırsa hiç bir şekilde geri alınmayacak. Bu kural süresi neden yarım saat? Sınavın 20.dakikasinda sınavını bitirmiş arkadaşlar dışarı çıkarlarsa nasıl bir sorun olur,bunu anlayabilmiş değilim. Ben mesela bugün sabah oturumuna girdiğim sınavı 12 dakikada bitirdim. Niye çıkamıyorum? Eğer çıkarsam sınav gizliliği anlamında nasıl bir sıkıntıya sebep olabilirim ki? Diyelim ki 20 soruyu aklımda tuttum. Bu soruları kalan 17 dakikada kime verebilirim?  Ben kendi adıma bir mantık bulamadım. Eğer bulanlarınız varsa bana da söylesin bi zahmet..

Son olarak sınavın yapılacağı okula girişte olan polis arkadaşlar meselesi var. Üst araması için polisin karşısında durduğunuzda, polis sizi bir yandan kontrol ederken bir yandan da şöyle soruyor; Telefon falan var mı üstünüzde? 🙂

E doğal olarak siz de gayri ihtiyari cevap veriyorsunuz : Yok..

Bir polis arama yaparken niye bu soruyu sorar acaba? Aradığı kişi yok derse aramayacak olduğundan mı? ( Böyle bir şey zaten mantıksız ) Yoksa sizin yaşınıza ve tipinize bakıp sınavı geçemeyeceğinize dair bir kanaate varıp, eğer yok derseniz çaktırmadan sizi telefonla içeri almak için mi böyle bir davranışta bulunuyor. Gerçi bu ikinci davranış biçimi de yanlış olur. Haydi 50 yaşındaki bir amcayı telefonuyla içeri aldi. Amca iki görevli öğretmenin olduğu bir sınıfta eşek kadar telefonu nasıl çıkaracak da, kopya çekebilecek?

O zaman polisin arama esnasında ”telefon var mı?” sorusunu sormasının tek mantıklı cevabı kalıyor geriye. O da, “bak baştan söyle bizi uğraştırma, detaylı aramayla falan” düşüncesi..

Sonra yine aklıma şöyle bişey geliyor. Acaba benim tipimde, sınava telefon getirecek bir adam ifadesi mi var? 🙂

Durun o zaman bir daha ki sınavda içeri girdikten sonra bir süre,beni arayan polis memuru arkadaşı gözlemleyeyim. Bakalım kime soruyor bu soruyu,kime sormuyor..